Kündü nedir, Kündü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Çobanların kibrit yerine kullandıkları kalem biçimindeki ağaç kavı ile kükürt karışımı (çakmak taşiyle yakılır).
İçinde değirmen çarklarının bulunduğu tahta dolap.
Teknik terim anlamı:
Ağacın ortasındaki kav gibi yumuşak madde.
Kündü kısaca anlamı, tanımı
Künd : Kök: Bu ağacın kündü kırılmış. Karşılıklı ve kovalamaca biçiminde oynanan bir oyun. Ekmek yapmak için ayrılan hamur topağı, beze. Ekmek yapmak için ayrılmış hamur topağı, beze. Kör, körleşmiş, kesmez. Ahmak, aptal
Kündüç : Susam tanesi. Susam.
Kündük : Basık burunlu. Sapı kırık ağaç kaşık.
Kündükü : Kilim boyacılığında kullanılan bir renk. Koyu mavi.
Kündüme : Gündeye, gündelik.
Kündümennik : Gündeye, gündelik.
Kündürme : Gelincik çiçeği.
Kündüz : Gündüz: Kunduz çift sürmeye gidiyorum.
Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.
Çobanlar : Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.
Değirme : Değirmek işi.
Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.
Kükürt : Atom numarası 16, atom ağırlığı 32,06 olan, 119 °C'de eriyen ve 444 °C'de kaynayan, doğada saf veya başka cisimlerle birleşik olarak bulunan, sarı renkli element, sülf (simgesi S).
Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.
İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.
Kibrit : Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek birleşimde olan küçük tahta veya karton parçası. Kükürt. İçinde bu parçaları bulunduran küçük kutu.
Çakmak : Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.
Dolap : Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
Diğer dillerde Kündekari anlamı nedir?
İngilizce'de Kündekari ne demek ? : joining

Bu kısımda Kündü nedir? Kündü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kündü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kündü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.