Kündük nedir, Kündük ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Basık burunlu.

Sapı kırık ağaç kaşık.

Kündük anlamı, tanımı

Künd : Kök: Bu ağacın kündü kırılmış. Karşılıklı ve kovalamaca biçiminde oynanan bir oyun. Ekmek yapmak için ayrılan hamur topağı, beze. Ekmek yapmak için ayrılmış hamur topağı, beze. Kör, körleşmiş, kesmez. Ahmak, aptal

Kündü : Çobanların kibrit yerine kullandıkları kalem biçimindeki ağaç kavı ile kükürt karışımı (çakmak taşiyle yakılır). İçinde değirmen çarklarının bulunduğu tahta dolap. Ağacın ortasındaki kav gibi yumuşak madde.

Kündükü : Kilim boyacılığında kullanılan bir renk. Koyu mavi.

Burunlu : Herhangi bir biçimde burnu olan. Kendini beğenmiş, kibirli. Çıkıntısı olan.

Kırık : Kırılmış olan. Fay. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul. Tam nota göre düşük olan (not). Kemiğin bir etki ile kırılması. Saf renkten hafif uzaklaşmış. Kırıntı. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın. Gücenmiş, üzgün. Bir şeyin kırılan yeri. Melez.

Kaşık : Sulu veya bazı ufak taneli yiyecekleri ağza götürmeye yarayan saplı sofra aracı. Ucu iğneli kaşık biçimindeki olta. Değirmencinin öğütme payı olarak aldığı tahıl ölçüsü. Değirmen sepetinin boğazına takılan ve tahılın dökülmeden değirmen taşlarının arasına gitmesini sağlayan tahta oluk. Yapıda kullanılan çamuru taşın yanına bırakmaya yarayan bir araç, mala. Dinamit yerleştirmek amacıyla kaya kovuklarındaki ufak taşları dışarı çıkarmakta kullanılan demir araç. (Kemalpaşa İzmir).

 

Burun : Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.

Basık : Basılmış, yassılaşmış. Çok yüksek olmayan, alçak. Kısık.

Sapı : Sarp, insan ve yol uğramayan yer.

Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.

Bası : Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Buru : Sancı, buruntu.

Diğer dillerde Kündekari anlamı nedir?

İngilizce'de Kündekari ne demek ? : joining