Bası nedir, Bası ne demek
- Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon

Edebi terim anlamı:
(Vurgu temeline dayanan nazımda) Sesin şiddetinde bir yükseliş diye kabul edilen vurgu, ki tartı buna dayanır.
Bilimsel terim anlamı:
basımcılık: Dökme, harf, klişe ya da taş kalıp kullanarak bez, kâğıt ve benzeri yüzeylere yazı, resim çıkartma işi.
İngilizce'de Bası ne demek? Bası ingilizcesi nedir?:
printing, stamping
Fransızca'da Bası ne demek?:
envahissement, ictus
Osmanlıca Bası ne demek? Bası Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
tazyik
Bası anlamı, tanımı:
Basıcı : Bası işi yapan kimse.
Basıcılık : Basıcının yaptığı iş.
Basık : Basılmış, yassılaşmış. Çok yüksek olmayan, alçak. Kısık.
Basıklaştırmak : Basık duruma getirmek.
Basıklık : Basık olma durumu. Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arasındaki farkın büyük eksene oranı.
Basıla : Basımcılıkta, provalar için "basınız, basılsın" anlamında kullanılan bir söz.
Basıla vermek : Prova durumundaki bir kitabın veya yazının basıma uygun olduğunu bildirmek.
Basılı : Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu. Basılarak yerleştirilmiş.
Basılma : Basılmak işi.
Basılma dayanımı : Dokusunu basarak ezmeye çalışan dış etkilere ağacın gösterdiği direnç.
Basılmak : Uygunsuz durumda yakalanmak. Basma işine konu olmak veya basma işi yapılmak.
Basım : Bası işi, tipografi. Basımcılık.
Basımcı : Basımevi işleten kimse, matbaacı.
Basımcılık : Basımcının yaptığı iş, basım, basmacılık, matbaacılık, tabaat.
Basımevi : Basım işi yapılmış olan yer, matbaa.
Basın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.
Basın ataşesi : Resmî veya özel kurum ve kuruluşlarda, yabancı temsilciliklerde basın ile ilgili konuları düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse.
Basın bildirisi : Basın yayın organlarına bilgi vermek amacıyla yetkili kurum veya kişiler tarafından hazırlanmış yazılı açıklama.
Basın danışmanı : Kişi veya kuruluşların görsel ve yazılı basınla iletişimini sağlayarak her türlü etkinliğini duyuran uzman.
Basın danışmanlığı : Basın danışmanının yaptığı iş.
Basın dünyası : Görsel ve yazılı basın organları ile burada görevlilerin tümü, medya camiası.
Basın kartı : Basın mensubu olan kişilerin taşıdığı kimlik belgesi.
Basın özeti : Belli bir tarihte çeşitli gazetelerde yer alan günün önemli haberlerinin bir başka basın kuruluşu tarafından hazırlanan özeti. Çeşitli kuruluşların belli bir konuda hazırladıkları rapor veya bilgilerin basına dağıtılmak üzere oluşturulan özeti.
Basın özgürlüğü : Görüş ve düşünceleri basın ve yayın yoluyla açıklayabilme ve yayabilme hakkı.
Basın toplantısı : Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konu üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı.
Basın yasağı : Basın yayın organlarının bir konu hakkında yayın yapmasını kısıtlayıp engelleme.
Basınç : Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.
Basınç anahtarı : İçindeki gaz veya sıvının belirli bir basınç değerine ulaştığında değeçlerin konum değişiminin gerçekleştiği anahtar.
Basınç boynu : İki antisiklon arasındaki alçak basınç.
Basınç duyumu : Deri yüzeyine kas veya eklem bölgelerine uygulanan bir gücün yarattığı duyu.
Basınç odası : Basınçlamanın yapıldığı özel donanımlı oda.
Basınç ölçüm : Hava basıncı ölçümlerini inceleyen birim.
Basınç tedavisi : Vurgun rahatsızlığında ortalama atmosfer basıncının üstünde bir basınç bulunan özel bir odada uygulanan iyileştirme yöntemi.
Basınç yapmak : Bir yüzey üzerine güç kullanarak baskı yapmak.
Basınçlamak : Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.
Basınçlı : Basınç yüklenmiş olan.
Basınçlı hava : Kompresör tarafından bir yere basılan tazyikli hava.
Basınçlı su : Basınç yüklenerek fışkırtılma düzeyine getirilmiş su, tazyikli su.
Basınçölçer : Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet, barometre.
Basınçyazar : Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet, barograf.
Basıölçer : Akışkanların basıncını ölçen araç. Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet, manometre.
Basıp geçmek : Önem vermeyerek uğramamak. önde gideni geçmek.
Basıp gitmek : Birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek.
Basış : Basma işi.
Alçak basınç : Barometrede 760 milimetre altında bulunan, kötü havayı işaret eden hava durumu.
Atmosfer basıncı : Atmosferin etrafını sardığı nesnelere her yönden uyguladığı basınç.
Ayrı basım : Genellikle bir dergide yayımlanmış bilimsel bir yazının ayrı bir broşür olarak basımı.
Besleme basın : Çıkar uğruna, herhangi bir kuruluşun veya iktidardaki güçlerin görüşlerini savunan basın.
Besleme basıncı : Bir ölçme aletinin besleme girişinde sağlanması gereken basınç.
Boyalı basın : Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğrafa yazı ve haberden çok yer veren, kupon veya çekilişlerle armağan dağıtan basın, renkli basın.
Eş basınç : Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktalarını birleştirdiği varsayılan eğri, izobar, izobar eğrisi.
Eş basınçlı : Basıncı hep aynı kalan.
Hava basıncı : Yer yuvarını çevreleyen havanın yeryüzündeki bir alana uyguladığı kuvvet.
Işınım basıncı : Işınımın yayılma doğrultusuna dik birim yüzeye birim zamanda yüklediği itme gücü.
Kan basıncı : Kan hacmine ve yoğunluğuna bağlı olan atardamar içi gerilimi, tansiyon.
Magazin basını : Yazısı az, resmi bol, genellikle eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerin yaşantılarıyla ilgili haber ve yorumlara yer veren yayın.
Renkli basın : Boyalı basın.
Su basıncı : Durgun bir su kütlesinin birim yüzeyini etkileyen yer çekimi.
Yüksek basınç : Basınçölçerde 760 milimetre üstünde bulunan ve güzel havayı belirten hava durumu.
Yüksek kan basıncı : Hipertansiyon.
Resim : Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Tören. Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Fotoğraf. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Açık gösterge, kesin sonuç.
Klişe : Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha. Basmakalıp (söz, görüş vb.).
Dökme : Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan. Dökmek işi. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Dökme yük.
Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.
Kalıp : Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan. Biçki modeli, patron. Biçim, durum.
Makine : Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil.
Yardım : Bağış, iane. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Etki.
Basıc : Uzakta bulunan bir bilgisayar dizgesine bağlı bir uç üzerinde konuşmalı düzende kullanım için elverişli, kolay öğrenilir, aritmetik işlemlere dönük genel amaçlı bir bilgisayar izlenceleme dili.
Basıcak : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele
Basıgözetir : Basınç denetleyici araç.
Basıgözler : Açık hava basıncı değişimlerini izleyen araç.
Basıh : bk. baskın (V)- Havanın sıcak ve çok durgun olması. Havasız, basık yer.
Basıhmah : Bir şeyin kendi kendine basılması, yerleşmesi, oturuşması: Kar çok yağdı, biraz basıhmazsa bir yere gidilmez.
Basıkdırmak : Yatıştırmak: Yangını epeyce basıkdırdık.
Basıkerte : Barometre.
Basıklaşma : Basıklaşmak işi.
Basıklaşmak : Basık bir duruma gelmek.
Bası ile ilgili Cümleler
- Ortalama bir araba için önerilen lastik basıncı yaklaşık 32 psi'dir.
- Zaten birkaç yıl önce gazeteleri kağıda basılı olarak almaya son verdim. Onları yalnızca elektronik formatta okuyorum.
- Justin'in evi polis tarafından basıldı ve onlar açıkta kokain buldular.
- Onlar sadece protestoyu görmezden gelmediler, aynı zamanda basına yalan söylediler.
- Aranızdan ve arkadaşlarımdan bana ihanet edenler çıkacak ve dünyadaki hiç ayak basılmamış yerde saklanıyor olsa bile bunu ödeteceğim.
- Müşteri hizmetleri temsilcisiyle konuşmak istiyorsanız lütfen üçe basın.
- Onun evinin bodrum katı sürekli su basıyor anlaşılmayan su sızıntısı yüzünden.
- Yöneticiler tarafından aksi kararlaştırılmadıkça, şirket kaşesi varsa ve bir belgeye basılmışsa, belge ayrıca en az imzayı onaylayan bir tanığın huzurunda bir yetkili kişi tarafından imzalanmış olmalıdır.
- Çıkıştaki akış hızı, çıkış kapakçığının etrafındaki basınç farkıyla orantılıdır.
- Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.
Diğer dillerde Bası anlamı nedir?
İngilizce'de Bası ne demek? : [bas] n. bass, basso
n. beginnings, head, top, knob, heading, beginning, bow, chief, coconut, costard, leader, nob, noddle, off, outset, sconce
Almanca'da Bası : n. Abdruck
Rusça'da Bası : n. печатание (N)

Bu kısımda Bası nedir? Bası ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bası tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bası hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.