Basınç anahtarı nedir, Basınç anahtarı ne demek

Basınç anahtarı; bir fizik terimidir.

  • İçindeki gaz veya sıvının belirli bir basınç değerine ulaştığında değeçlerin konum değişiminin gerçekleştiği anahtar

Basınç anahtarı hakkında bilgiler

Basınç anahtarı, giriş ucuna uygulanan basınç, belirlenen setpoint (referans değerine) ulaştığında elektrik kontaklarını kapatan bir tür anahtartır. Yön kontrol valfi gibi pnömatik veya hidrolik bir cihazı açmak veya kapatmak için kullanılır. Anahtar hem basınç yükselmesi hem de düşmesinde devreye girecek şekilde tasarlanır.

Basınç anahtarı kısaca anlamı, tanımı:

Basınç : Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.

Değer : Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

Anahtar : Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Vesile, araç, vasıta. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Herhangi bir olayda belirleyici olan. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Kurgu. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör.

 

Basın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Konum : Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon. Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.

Değişim : Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme. Rüzgârın yön değiştirmesi. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım.

 

Gerçek : Doğruluk. Temel, başlıca, asıl. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Yalan olmayan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Gerçeklik.

Giriş : Girme işi. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre.

Elektrik : Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu.

Kontak : Ruh sağlığı yerinde olmayan, dengesiz. Motorlu araçları çalıştırmaya yarayan düzenek. Bağlantı, ilgi. Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması, temas.