Kontak nedir, Kontak ne demek

Kontak; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Kontak" ile ilgili cümle

  • "Samim, bu kontağın bu kadar çabuk gerçekleşeceğini tahmin etmemişti." - O. Aysu

Kontak kısaca anlamı, tanımı:

Kontak açmak : Bir taşıtın motorunu çalıştırmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini açmak.

Kontak atmak : Dengeyi kaybetmek, sinirlenip olağan dışı davranmak. elektrik donanımında karşı uçların birbirine dokunmasıyla elektrik akımı kesilmek.

Kontak kapatmak : Bir taşıtın çalışan motorunu durdurmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini kapamak. bir olayı protesto etmek için sürücüler trafiğe çıkmamak, taşıtlarıyla trafiği engellemek veya bir süre bulunduğu yerde kalıp motoru durdurmak.

Kontak kurmak : Biriyle veya bir olayla bağlantı sağlamak.

Kontak yapmak : Karşıt elektrik taşıyan iki madde birbirine dokunmak.

Kontak anahtarı : Bir taşıtın motorunu çalıştırmak için kullanılan anahtar.

Kontak lens : Lens.

Kafadan kontak : Düşüncesiz, mantıksız iş gören.

Kafası kontak : Deli, çıldırmış, çılgın (kimse).

 

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Elektrik : Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Para, mal vb. ile ilgili şey. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.

Dokunma : Dokunmak (I) işi, temas. Dokunmak (II) işi.

Temas : Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet.

Motorlu : Motorla çalışan.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Düzenek : Mekanizma.

Bağlantı : Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman. İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ.

İlgi : İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.

 

Ruh : Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü. Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu. Duygu. En önemli nokta, öz. Esans.

Yerinde : Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. İyi, yeterli. Durumunda.

Dengesiz : Dengesi olmayan, muvazenesiz. Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız.

Kontak kapatmak : bir taşıtın çalışan motorunu durdurmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini kapamak; mec. bir olayı protesto etmek için sürücüler trafiğe çıkmamak, taşıtlarıyla trafiği engellemek veya bir süre bulunduğu yerde kalıp motoru durdurmak.

Kontakt dermatitisi : Temas dermatitisi.

Kontakt engeli : Temas engeli.

Kontakt inhibisyon : Temas engeli.

Kontakt metastazı : Temas metastazı.

Kontakt zehirleri : Temas zehirleri.

Kontaktus : Dokunma, temas.

Kontak ile ilgili Cümleler

  • Ali arabayı düz kontak yapmaya çalıştı.
  • Kontak lenslerle, gözlükle elde edeceğinden daha doğru görüşü elde edersin.
  • Kontak lenslerimi hâlâ bulmadım.
  • Kontakt kullandığımda gözlerim kuruyor ve kızarıyor.
  • Ne tür bir kafadan kontak, böyle bir şey söyler?
  • Tom'un kontak lenslerini bulamadık.
  • Kontak lenslerimi arıyorum.
  • Onunla kontak kurmaya çalıştım.
  • Sizin gibi kafadan kontak bir grup için işimi kaybetmeyeceğim.
  • Kontak lenslerle uyuyakaldım.
  • Ali bir arabayı düz kontak yaparken yakalandı.
  • Ne kadar süredir kontak lens takıyorsun?
  • Kontakt lens kullanıyorum.
  • Kontak lenslerini buldun mu?

Diğer dillerde Kontak anlamı nedir?

İngilizce'de Kontak ne demek? : n. ignition, shortchange, short, short circuit

Fransızca'da Kontak : court-circuit (courts-circuits) [le]

Almanca'da Kontak : n. Kontakt

Rusça'da Kontak : n. контакт (M)

adj. контактный, чокнутый