Kündelmek nedir, Kündelmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kesici araçların uçları aşınmak, körlenmek: Demirin ucu kündeledi.

Teknik terim anlamı:

Küntleşmek, körleşmek.

Kündelmek kısaca anlamı, tanımı

Künd : Kök: Bu ağacın kündü kırılmış. Karşılıklı ve kovalamaca biçiminde oynanan bir oyun. Ekmek yapmak için ayrılan hamur topağı, beze. Ekmek yapmak için ayrılmış hamur topağı, beze. Kör, körleşmiş, kesmez. Ahmak, aptal

Künde : Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi. Düzen, tuzak, oyun, hile. Suçluların ayağına bağlanan demir halka, köstek.

Körleşmek : Kesmez, işlemez veya yararlanılmaz duruma gelmek. Değer, önem veya yeteneğini yitirmiş duruma gelmek.

Körlenmek : Körleşmek. Bir kimseyikötüleyerek başarısını engellemek. Suçlanmak, utanmak, sıkılmak.

Körleşme : Körleşmek işi.

Körlenme : Körlenmek işi. Bir ortamdan geçen ışığın azalmış olması.

Aşınmak : Birbirine sürtünerek incelmek. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek. Eskimek, yıpranmak.

Aşınma : Aşınmak işi. Erozyon. Korozyon.

Kesici : Kesme işini yapan kimse. Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper. Kasaplık hayvanları kesen kimse. Kesme işinde kullanılan araç.

 

Demiri : Gri. Bu renkte olan.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Künt : Anlayışsız, beceriksiz, elinden iş gelmeyen: Ne kadar künt adamsın. Hamur, ya da çamur topağı. Pişerken tandıra düşen hamur. Değirmen çarkı. Nallanan öküzün ayaklarına bağlanan ağaç: Küntü getir, öküzü nallayacağız. Bir ekmeklik hamur. Hamur topakları. (Ebilhindi Erzurum). Değirmen çarkının aralıklı ağaçlardan oluşan kısmı. (Esat çiftliği Terme Samsun).

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Kesi : Kesilmiş yer. Ortaklık, yarıcılık : Tarlayı kesiye verdim. Çamaşır. Giysi, elbise. Ucu eğik baston, sırık.

Araç : Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

Ucu : Yankesici, usta hırsız.

Diğer dillerde Kündekari anlamı nedir?

İngilizce'de Kündekari ne demek ? : joining