Körlenmek nedir, Körlenmek ne demek

  • Körleşmek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir kimseyikötüleyerek başarısını engellemek.

Suçlanmak, utanmak, sıkılmak.

Körlenmek anlamı, tanımı

Körlenme : Körlenmek işi. Bir ortamdan geçen ışığın azalmış olması

Engellemek : Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

Körleşmek : Kesmez, işlemez veya yararlanılmaz duruma gelmek. Değer, önem veya yeteneğini yitirmiş duruma gelmek.

Suçlanmak : Suçlama işine konu olmak, itham edilmek.

Engelleme : Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.

Suçlanma : Suçlanmak işi.

Körleşme : Körleşmek işi.

Sıkılmak : Sıkma işi yapılmak. Sıkıntıya düşmek. Utanıp çekinmek. Can sıkıntısı duymak.

Utanmak : Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, mahcup olmak. Çekinmek. Sıkılmak.

Sıkılma : Sıkılma işi. Utanma ve çekinme duygusu, hicap.

Başarı : Başarma işi, muvaffakiyet. Bir işi, bir kurulu yöneten, yönetici, başkan: Ahmet başarı olsaydı bu iş böyle karışmazdı. Çocuk oyunlarında ebe olan. Kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği ansal ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü. Batman ilinde, Beşpınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Diyarbakır şehri, Yoğun bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Erzincan şehri, Kemaliye ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Utanma : Utanmak durumu, arlanma, teeddüp.

Başar : “Bir işi istenilen biçimde bitir” anlamında kullanılan bir isim”. Trabzon ilinde, Maçka belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Engel : Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

Başa : Ağabey. İleri gelen: Memleketin başaları toplanmış. Karı. Mutluluk, gönül rahatlığı.

Sıkı : Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Körlenme anlamı nedir?

İngilizce'de Körlenme ne demek ? : extinction