Utanmak nedir, Utanmak ne demek

"Utanmak" ile ilgili cümle

  • "Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı." - A. Gündüz
  • "Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum." - A. Haşim
  • "Birbirimizden utanarak karşı karşıya on dakika sustuk." - Y. Z. Ortaç

Yerel Türkçe anlamı:

Çekingenlik göstermek, mahcup tavırlı hareket etmek

Utanmak anlamı, tanımı:

Utananın oğlu kızı olmamış : "bir şeyi elde etmek için çalışmalı, tembel tembel oturmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Utanıp sıkılmadan : Yüzsüzce, utanmadan.

Utana sıkıla : Çok utanıp sıkılarak, utanıp sıkılmış bir biçimde.

Utanma : Utanmak durumu, arlanma, teeddüp.

Onursuz : Onuru olmayan veya onura aykırı davranışlarda bulunan, şerefsiz, haysiyetsiz.

Gülünç : Güldürücü, tuhaf, komik.

Olacak : Olmasının önüne geçilemeyen durum. Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey. Olması, yapılması uygun olan.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

 

Düşmek : Fırsat çıkmak. Vurmak, değmek, rastlamak. Yakışık almak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Uğramak, kapılmak. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Yağmak. Kötü yola girmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Yakışmak, uygun gelmek. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. İşbaşından uzaklaşmak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Bayağılaşmak. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Bulunmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Düşkünleşmek. Eksilmek. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Belirli zamana rastlamak. Alışmak, müptela olmak. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Hızı, gücü, değeri azalmak. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek.

Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.

Duymak : Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. İşitmek, ses almak. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

 

Sıkılmak : Can sıkıntısı duymak. Sıkıntıya düşmek. Sıkma işi yapılmak. Utanıp çekinmek.

Çekinmek : Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak. Bir şey sürünmek.

Diğer dillerde Utanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Utanmak ne demek? : v. be shy, blush, be ashamed, blush with shame, feel shame at, look small, feel small

Fransızca'da Utanmak : avoir honte, baisser l'oreille, baisser la tête

Almanca'da Utanmak : v. genieren: sich genieren, schämen

Rusça'da Utanmak : v. стыдиться, стесняться, смущаться, краснеть, смутиться