Kakı nedir, Kakı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Meyve kurusu.
Oyularak kurutulmuş patlıcan.
[Bakınız: kak].
Ucu demir kancalı, bir iki metre uzunluğunda değnek, zıpkın.
Kakı ile ilgili Atasözü veya Deyim
itişip kakışmak : birbirini itmek.
kakır kakır gülmek : Ses çıkararak ve sürekli gülmek : Çocuk kakır kakır gülüp durma!.
Kakı kısaca anlamı, tanımı
Başı kakışlı : Hakkında ileri geri söz söylenen kişi
Çelik kakı : Bozulmuş elma kurusu.
Kakı kakmak : Kusurunu yüzüne vurmak.
Kakıç kakmak : Kusurunu, ayıbını yüzüne vurmak.
Kakıçlamak : İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
Kakığan : Öfkeli, hiddetli.
Kakığan eylemek : Hiddete sevk etmek, öfkelendirmek, asabını bozmak.
Kakığanlık : Öfkelilik.
Kakıl : Ceviz.
Kakıla galmak : Yığılmak, dolmak : Zabahtan hazar yirine her şey kakıla galmış idi.
Kakılamak : Tavuk yumurtlarken gıdaklamak.
Kakılcımak : Kurumak.
Kakıldamak : Tavuk yumurtlarken gıdaklamak. [Bakınız: kakılamak]. Bir şeyden çok söz etmek.
Kakıldaşmak : Tavuklar hep bir ağızdan gıdaklamak.
Kakılı : Pek çok, yığılı, dolu. Çok, bol, dolu: Orda elma kakılı.
Kakımaklu : Gazaplı, hiddetli.
Kakınmak : Öfkelenmek, darılmak, kızmak. Uğraşmak, didinmek. [Bakınız: kakımak]. Gazaba uğramak. Öfkelenmek.
Kakır : Zayıf, kuru, ince.
Kakırcamak : Yemek bozulmak. Yağ ve ceviz içi bozulup acımak.
Kakırcımak : Ses çatallanmak, çatlak çıkmak.
Kakırdah : Eritilmiş iç yağı ya da kuyruk yağından kalan posa.
Kakırdamak : Kakır kakır diye ses çıkarmak. Kurumak. Ölmek.
Kakırlanmak : Hiddetlenmek, öfkelenmek, kızmak.
Kakırmak : Balgam çıkarmak.
Kakırsamak : Tadı bozulmak.
Kakırtlak : Eritilmiş iç yağı ya da kuyruk yağından kalan posa.
Kakışlamak : İtelemek, sarsmak, sokuşturmak. Yapılan iyiliği başa kakmak.
Kakışmag : Dedikodu etmek : İki gelin durmadan kakışıyor. [Bakınız: kakışmak]. Karşılıklı söz direnişinde bulunmak, iddia etmek.
Kakıştırma : Kakıştırmak işi.
Kakıt : Zayıf, kuru, ince.
Kakıtmak : Öfkelendirmek, kızdırmak.
Kakıyu çağırmak : Hiddetle haykırmak.
Sözcük kakışması : [Bakınız: kakışma].
Çalı kakıcı : Eşkıya bozuntusu.
İtiş kakış : İterek.
İtişe kakışa : Sürekli itişip kakışarak.
Kakıç : Balık avında kullanılan, ucu demir kancalı bir tür zıpkın.
Kakılma : Kakılmak işi.
Kakılmak : Kakma işi yapılmak.
Kakım : Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan, as, ermin (Mustela erminea).
Kakıma : Kakımak işi.
Kakımak : Bir kimsenin yaptığı işin beğenilmediğini kendisine sert sözlerle söylemek. Paylamak. Öfkelenmek, kızmak. Darılmak.
Kakınç : Öfke, kızgınlık.
Kakıntı : Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse.
Kakır kakır : "Kakırtı" sesi çıkararak.
Kakırca : Fındık faresi adıyla bilinen küçük memeli hayvan.
Kakırdak : Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak.
Kakırdak poğaçası : Kakırdaktan yapılmış olan çörek.
Kakırtı : Kuru şeylerin birbirine sürtünmesinden veya kırılmasından çıkan sesin adı.
Kakış : Kakma işi.
Kakışma : Kakışmak işi.
Kakışmak : Dürtüşmek, itişmek.
Kakıştırmak : Sürekli ve hafif hafif kakmak.
Ses kakışması : Ses uyumsuzluğu.
Diğer dillerde Kakaogiller anlamı nedir?
İngilizce'de Kakaogiller ne demek ? : cacao tree family

Bu kısımda Kakı nedir? Kakı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kakı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kakı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.