Kalıtımsal nedir, Kalıtımsal ne demek

Kalıtımsal; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili, kalıtsal, irsî.
  • Ana babadan çocuklara genler aracılığıyla geçen (özellik, hastalık vb.)

"Kalıtımsal" ile ilgili cümleler

  • "Kadın konularında sağduyudan hayli yoksun oluşu kalıtımsaldı." - R. Erduran

Fransızca'da Kalıtımsal ne demek?:

rudimentaire

Kalıtımsal anlamı, tanımı:

Kalıtım : Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset.

Kalıt : Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi. Kalıtım yoluyla geçmiş olan şey. Miras.

Geçme : Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.

Kalıtsal : Kalıtımsal.

Baba : Çocuğu olan erkek, peder. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Çatı merteği. Ata. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Bu gibi kimselere verilen unvan. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı.

 

Çocuklar : "arkadaşlar!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

Aracı : Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. Ara bulucu.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu.

Kalıtımsal anlak geriliği : Anlak geriliğinin dış nedenler söz konusu olmadan soya çekim yolu ile bir kuşaktan başka bir kuşağa geçen biçimi.

Kalıtımsal gelenek : Halkbilim ürünlerinin kuşaklardan kuşaklara aktarılışıyla oluşan gelenek, bk. gelenek, krş. toplumsal gelenek.

Kalıtımsal yatkınlık kuramı : Kimi bireylerin belirli hastalıklara karşı kalıtsal bir yatkınlık gösterdikleri görüşü. (Hastalığın gelişmesi elverişli koşullarla karşılaşılmasına bağlıdır.)

Diğer dillerde Kalıtımsal anlamı nedir?

İngilizce'de Kalıtımsal ne demek? : adj. genetic

Fransızca'da Kalıtımsal : génétique

Almanca'da Kalıtımsal : adj. angestammt