Kalıt nedir, Kalıt ne demek

Kalıt; bir hukuk terimidir.

"Kalıt" ile ilgili cümleler

  • "Toprakları üzerinde gelmiş geçmiş eski uygarlıkların insancıl kalıtını özümlemişti." - N. Cumalı

Hukuki terim anlamı:

mîrâs. ~ arancı (dilemi) : mîrâs sebebiyle istihkak da’vâsı. ~ sözleşmesi: mîrâs mukavelesi. ~ töresi: mîrâs hukuku. ~ a yaraşma: mîrâsa.liyâkat. ~ ın geçişi: mîrâsın intikali, ~ ın görevsel arıtımı: mîrâsın resmî tasfiyesi. ~ ın görevsel yönetimi: mîrâsın resmen idâresi. ~ tan çıkarma: mîrâstan ıskat. ~ tan yoksunluk: mîrâstan mahrûmiyyet.

Bilimsel terim anlamı:

Kişinin ölümünde kalıtlarına geçen mal, hak ve borçların tümü.

İngilizce'de Kalıt ne demek? Kalıt ingilizcesi nedir?:

inheritance

Kalıt anlamı, tanımı:

Kalıtçı : Bir kalıttan yasalar gereğince yararlanan kimse, mirasçı, vâris.

Kalıtım : Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset.

Kalıtım bilimi : Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim, genetik.

 

Kalıtımsal : Ana babadan çocuklara genler aracılığıyla geçen (özellik, hastalık vb.). Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili, kalıtsal, irsî.

Kalıtsal : Kalıtımsal.

Kalıtsallık : Kalıtsal olma durumu.

Miras : Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir özellik. Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey. Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet, kalıt, bırakıt, tereke.

Geçmiş : Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Çürümeye yüz tutmuş. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi. Geçme işini yapmış. Arkada kalan hayat.

Görenek : Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet.

Tutum : Tutulan yol, tavır. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idare, idareli tüketme, iktisat, tasarruf, ekonomi.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz.

 

Yoluyla : Bir şeye göre, bir şeye uygun olarak. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. Aracılığıyla.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Kalıtbırakan : mûris, müverris, mîrâsbırakan.

Kalıtçılar ortaklığı : mîrâs şirketi.

Kalıtım derecesi : Karakterlerin meydana gelmesinde genlerin etki payı, yani genotipin fenotipi belirleme derecesi, h2.

Kalıtım ve geçiş vergisi : Kalıtım ve tutsu yolu ile bunlar üzerinde hakları bulunan bir ya da daha çok kişilere geçen taşınır ve taşınmaz çeşitli mallar nedeni ile, bu kişilerden yasalarında belirtilen temel yargı ve oranlara göre alınan vergi.

Kalıtım vergisi : Kalıtım ya da tutsu yolu ile, ödünsüz olarak ele geçen tüm mallardan yararlanma hakkı ile kütüğe geçirilmesi gereken haklardan alınan vergi.

Kalıtımcılık : Davranışın yorumlanmasında kalıtım ve kalıtımsal etkilere her şeyden çok önem veren görüş.

Kalıtımsal anlak geriliği : Anlak geriliğinin dış nedenler söz konusu olmadan soya çekim yolu ile bir kuşaktan başka bir kuşağa geçen biçimi.

Kalıtımsal gelenek : Halkbilim ürünlerinin kuşaklardan kuşaklara aktarılışıyla oluşan gelenek, bk. gelenek, krş. toplumsal gelenek.

Kalıtımsal yatkınlık kuramı : Kimi bireylerin belirli hastalıklara karşı kalıtsal bir yatkınlık gösterdikleri görüşü. (Hastalığın gelişmesi elverişli koşullarla karşılaşılmasına bağlıdır.)

Kalıtsal anjiyonörotik ödem : Kalıtsal anjiyoödem.

Kalıt ile ilgili Cümleler

  • Oğlumun kalıtsal bir hastalığı var.
  • Bebeğimin kalıtsal bir hastalığı var.
  • Bahsettiğimiz hastalık kalıtsal.
  • Meşhur olmak kalıtsal değildir.
  • Kabukide sadece yetenek değil aynı zamanda kalıtım da önemlidir.
  • Kabuki'de sadece yetenek değil fakat aynı zamanda kalıtım da önemlidir.
  • Hem çevreden hem de kalıtımdan etkilendik.

Diğer dillerde Kalıt anlamı nedir?

İngilizce'de Kalıt ne demek? : n. legacy, heritage, inheritance, bequest

Fransızca'da Kalıt : héritage [le], patrimoine [le], succession [la]

Almanca'da Kalıt : n. Erbe, Erbgut, Nachlassenschaft

Rusça'da Kalıt : n. наследство (N)