Karart nedir, Karart ne demek
Karart; Televizyon alanında kullanılan bir kelimedir.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Resim seçiciye, belli bir alıcının resmini ileten oluğun düğmesini en yüksekten sıfıra çevirmesi için verilen komut. (Alıcıların sayısı eklenerek "biri karart!, üçü karart!" biçiminde söylenir).
Karart ile ilgili Cümleler
- Bu iç karartıcı.
- Bundan daha iç karartıcı bir şey düşünemiyorum.
- Ben bundan daha iç karartıcı bir şey düşünemiyorum.
- Annesini yanına aldığı günlerdeki mutsuzluğum hâlâ içimi karartıyor.
- Burası iç karartıcı.
- Bu yer insanın içini karartıyor.
- O iç karartıcı görünüyor.
- Cesaret timsali değildi Cemal ama üç büyük birayı devirdikten sonra, kendi gözünü karartabileceği gibi başkalarınınkini de morartabileceğinden hiç şüphesi yoktu.
- Yüzyıllar öncesi evli Japon kadınlar kendilerini güzelleştirmek için dişlerini karartırlardı.
- Tabiatın bu eşsiz güzellikleri karşısında o birtakım gevezeliklerle benim kafamı ağrıtacak, gönlümü karartacak değil.
- Benimki gibi bir hayat yaşamak manasız ve iç karartıcı.
- Aniden bulutlar gökyüzünü kararttı.
- Korkunç geceler, çakalların ulumaları, köpeklerin haykırışları bu ruhu da karartan gecelerde sinirleri büsbütün gevşetiyor.
- Gözünü karart.
Karart ile ilgili Atasözü veya Deyim
ak gün ağartır, kara gün karartır : mutlu bir yaşayış kişiyi dinç kılar, mutsuz bir yaşam ise yıpratır anlamında kullanılan bir söz.
enseyi karartmak : ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek.
gönlünü karartmak : yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak.
gözünü karartmak : bir işe atılırken hiçbir şeyden çekinmemek.
içini karartmak : bunalıma veya sıkıntıya sokmak, endişeye düşürmek.
ruhu karartmak : sıkıntıya sokmak, bunaltmak.
yüzünü karartmak : birine sinirlenerek somurtmak.
Karart tanımı, anlamı
Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira
Karar : Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.
Gönlü karartmak : Ye'se düşürmek, küstürmek.
Göz karartmak : Hiçbir şeyi göremez hale gelmek, ihtiyarını, iradesini kaybetmek.
İç karartmak : Ümitsizliğe düşmek.
Karartabilme : Karartabilmek işi.
Karartabilmek : Karartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Karartı yeli : Yağmur getiren yel.
Karartıcı : Dizi dirençlere bağlı çok sayıdaki kanallardan gelen elektrik akımım azaltıp çoğaltabilen aygıt. Bunların çok çeşidi olmakla birlikte, temelde üç türü vardır :. karşı dirençli karartıcı. özdönüştürücü karartıcı. bilgisayarlı karartıcı.
Karartıcı ana kolu : Bir karartıcıdaki tüm kanalları denetleyen, ışıkları tümden parlatabilen ya da karartabilen kol ya da tekerlek.
Karartıcı tablosu : Karartıcının denetim düğmelerinin ve göstergelerinin bulunduğu yer.
Karartılma : Karartılmak işi veya durumu.
Karartıverme : Karartıvermek durumu.
Karartıvermek : Çabucak veya ansızın karartmak.
Karartma lambası : Edilgen korunma karartması için, parıltısı az ve ışığı çoğu zaman doğrultulu olan lamba.
Karartu : Ev eşyası.
Karşı dirençli karartıcı : En eski ve yalın karartıcı türü. Elektrik akımına çeşitli tutarda karşı güç sağlayarak ışıtaca giden akımı denetleyebilen aygıt. Bunların düz akımla da çalışan değişik biçimleri vardır:. diskli. kayar fırçalı.
Kayar karartıcı düğmesi : Karartıcıların en ilkeli olan karşı dirençli karartıcı'da bulunan ve elektrik akımını artırıp azaltmaya yarayan kayar düğme.
Önceden saptamalı karartıcı : Sahnede bir ışık durumu varken, daha sonraki sahnenin ışık durumunun önceden hazırlanabildiği karartıcı türü.
Özdönüştürücü karartıcı : Yalnızca dalgalı akımda en çok kullanılan ve sevilen karartıcıdır. Bu karartıcı insan gözüne uygun biçimde derecelendirilmiş olarak ışıtaca giden voltajı istendiği gibi azaltıp çoğaltabilir. Bunların autrastat, powerstat, variac ve radiastat türleri vardır.
Subuğulu karartma : Çelik yüzeyleri, paslanmalarını önlemek için, basınçlı, aşırı ısıtılmış subuğusu ile 800° C - 850°C arasındaki bir sıcaklıkta ısıl işlem yoluyla karartma, kara Fe3O4 ile kaplama. Barff süreci diye de bilinir.
Taşınır karartıcı : Özellikle, sahne çalışmalarında yönetmenin yanına getirilen minik tekerlekler üzerinde ya da çanta biçiminde taşınabilen küçük karartıcı.
Karartı : Karaltı. Kararmış yer, siyahlık.
Karartılmak : Karanlık duruma getirilmesini sağlamak.
Karartma : Karartmak işi. Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü.
Karartmak : Rengini karaya çevirmek, esmerleştirmek, siyahlaştırmak. Işığı kısmak ya da örtmek. Kötü bir duruma getirmek. Karanlık duruma getirmek.
Diğer dillerde Karart anlamı nedir?
İngilizce'de Karart ne demek ? : fade-out!, f0!, fade to black!

Bu kısımda Karart nedir? Karart ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Karart tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Karart hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.