Kasi nedir, Kasi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çamaşır : Buğun kâsi yıkadım.

Kadınların çamaşır yıkarken giydikleri giysi.

Kasi ile ilgili Cümleler

  • Markette çalışan kasiyer çok hızlı.
  • Ali kasiyere ödedi.
  • Şimdi bugünkü dersimiz hangi kasiyeri seçerse erken çıkar dersi olsun.
  • Ben size mi yoksa kasiyere mi ödeme yapayım.
  • Çıkarken kasiyere ödeyin.
  • Kasiyer size indirim yapacak.

Kasi anlamı, kısaca tanımı

Kasidecilik : Kaisdecinin yaptığı iş. Kasideci olma durumu

Kasidve yağı : Sabun üretiminde kullanılan Allan blackia türlerinin cevizlerinden elde edilen sert beyaz bir yağ.

Kasik : Yünden örülmüş, peştemal üzerine bele sarılan iki santimetre eninde kuşak.

Kasil : Sararmaya başlamış arpa başağı. Arpa yarması.

Kasiterit : Mineral. (SnO2; metalimsi parıltı, kahverengi, kara, sarı; çizgi kahverengi; sertlik 6-7, yoğunluk 6.8-7; tetragonal. En önemli kalay madeni.).

Kaside : On beş beyitten az olmayan, bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı olan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı şiir türü.

Kasideci : Kaside yazan şair. Birine yaranmak amacıyla aşırı övgüde bulunan kimse.

Kasidehan : Kaside okumayı meslek edinmiş kimse.

Kasis : Kara yolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler. Bir yolun doğrultusunu dik kesen bir yandan öbür yana geçen ark. Yollarda araçların hızını düşürmek için yapılan, türlü biçimlerde tümsek.

 

Kasiyer : Kasa başında oturarak para alıp kasa fişi veren kimse, kasadar.

Çamaşır : İç giysisi. Kirli eşyaları yıkama işi.

Buğun : Horoz ötmesi. Bilek.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Çamaş : Ordu iline bağlı ilçelerden biri.

Buğu : Su buharı. Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Diğer dillerde Kasıtsız giriş engeli anlamı nedir?

İngilizce'de Kasıtsız giriş engeli ne demek ? : unintentional enty bariers, undeliberate entry bariers