Buğu nedir, Buğu ne demek
"Buğu" ile ilgili cümle
- "Biz bile kendimizi en sadık bir aynada görmek istesek nefesimizin buğusu aynamızı bulandırır." - A. Ş. Hisar
- "Döşeme, suyun cızırtılarla soğuttuğu ağır bir taş gibi buğu içindeydi." - Y. N. Nayır
Yerel Türkçe anlamı:
Ceylan.
Yabanî inek.
Büyü
Erkek geyik.
Bir fizik terimi olarak tanımı:
Su uçuğunun soğuk bir yüzey üzerinde ya da havadaki toz ve üşerler üzerinde ince damlalar halinde yoğuşmasıyla oluşan bulut. bk. uçuk.
Bilimsel terim anlamı:
1) Maddenin gaz hali. 2) Soğuk yüzeylerde oluşan yoğuşma.
Gaz durumundaki özdek.
Soğuk bir özdek üzerinde ince bir tabaka biçiminde oluşan sıvı yoğuşması.
genel uygulayım:
Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sıvı.
İngilizce'de Buğu ne demek? Buğu ingilizcesi nedir?:
vapor, vapour, mist, fog, steam
Fransızca'da Buğu ne demek?:
buée, vapeur
Buğu tanımı, anlamı:
Buğuevi : Hastalık dolayısıyla mikroplu sayılan eşyanın sıcak buğu ile temizlendiği yer, tephirhane.
Buğu kebabı : Et, arpacık soğanı, domates, sarımsak, kekik ve baharat kullanılarak su konmadan hazırlanan bir et yemeği.
Buğusu üstünde : Çok sıcak.
Buğul buğul : Buğu çıkararak.
Buğulama : Buğulamak işi. Buğuda pişmiş yemek.
Buğulamak : Buğudan geçirmek, buğuya tutmak. Bazı yemekleri buğu ile pişirmek.
Buğulandırma : Buğulandırmak işi.
Buğulandırmak : Buğulanmasına yol açmak.
Buğulanış : Buğulanma işi.
Buğulanma : Buğulanmak işi.
Buğulanmak : Üzerinde buğu oluşmak, buğu ile kaplanmak.
Buğulaşma : Buğulaşmak işi, buharlaşma.
Buğulaşmak : Buğu durumuna gelmek, buharlaşmak.
Buğulu : Dokunaklı, pes (ses). Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli.
Buğur : Buğra.
Buğuz : Kin besleme, nefret etme.
Gözleri buğulanmak : Gözleri yaşararak çevreyi bulanık görmek.
Hamsi buğulama : Hamsinin fırında pişirilen yemeği.
Buhar : Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.
Cisim : Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.
İnce : Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Tiz (ses), pes karşıtı. Zayıf. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
Tabaka : Katman. Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu. Derece. Katman. Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
Yoğun : Şişman, iri, tombul. Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Koyu, kalın. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).
Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.
Su : Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Kez. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı.
Buğu aktarma bölümü : Su verme işleminde, parçayı saran buğu örtünün kırılıp, kaynamanın başladığı ve ısısını hızla yitirdiği soğuma bölümü.
Buğu basıncı : Bir buğunun birim alana yaptığı basınç.
Buğu makinesi : (buhar-) (fizik)
Buğu örtü : Su verme işleminin ilk anında, suverilen parçanın tüm yüzeyini bir bütün olarak örten buğudan örtü.
Buğu örtü bölümü : Buğu örtünün oluşmasıyle başlayan su verme işleminde, soğumanın ilk bölümü.
Buğulanabilme : Buğulanabilmek işi.
Buğulanabilmek : Buğulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Buğulanıverme : Buğulanıvermek işi.
Buğulanıvermek : Çabucak buğulanmak.
Buğulaşma hızı : (fizik)
Buğu ile ilgili Cümleler
- Sıcak duş alırsam banyodaki ayna buğulanır.
- Öğle yemeği için Çin buğulama domuz eti köfte yedim.
- Buhar benim gözlüğümü buğulandırdı.
- Bu buğulanmış patates!
- O bir patates buğuladı.
- Ali Mary'yi ona gönderilen bir zarfı açmak için buğulama yapmaya çalışırken yakaladı.
- Pencereler bir şeyi tanıyamayacak kadar çok buğulanmıştı.
Diğer dillerde Buğu anlamı nedir?
İngilizce'de Buğu ne demek? : n. steam, condensation, vapor, vapour [Brit.], mist, reek
Fransızca'da Buğu : buée [la], vapeur [la]
Almanca'da Buğu : n. Beschlag, Dampf
Rusça'da Buğu : n. испарение: испарения (PL), пар (M), дымок (M), дымка (F)


Bu kısımda Buğu nedir? Buğu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Buğu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Buğu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.