Keepsake türkçesi Keepsake nedir

Keepsake ingilizcede ne demek, Keepsake nerede nasıl kullanılır?

As a keepsake : Hatıra olarak.

For a keepsake : Hatıra olarak.

Keepsakes : Anmalık. Yadigar. Hatıra. Andaç.

Keeps himself in the limelight : İlgi çekmeye çalışıyor. İlgi odağı olmak istiyor. Tüm ilgili üzerine toplamak istiyor. O bir baş takipçi.

Keeps his word : Vaatlerini ve yükümlülüklerini yerine getiriyor. Yapacağını söylediği şeyleri yaptı. Sözünden dönmüyor. Sözünü tutuyor.

Keep a cool head : Panik yapmamak. Kontrolünü kaybetmemek. Soğukkanlı olmak. Sakin kalmak. Kendine hakim olmak. Sakin olmak.

Keeps : Daima (argo terim). Herkesin kazandığı misketleri kendine aldığı misket oyunu.

Keep a close watch on : Yakından izlemek. Sıkı bir gözetim altında tutmak. Gözetim altında tutmak. Sürekli izlemek.

For keeps : Sonsuza dek. Temelli olarak. Sonsuza kadar. Sonsuza değin. Daima. Temelli. İlelebet. Her zaman için. Sonuna kadar.

Keep a diary : Günlük tutmak.

İngilizce Keepsake Türkçe anlamı, Keepsake eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Keepsake ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Remembrance : Hatırlama. Anış. Anma. Anı. Yadetme. Hatıra eşya.

Object : Karşı çıkmak. Cisim. Cümle içinde yalın ya da yükleme, yönelme, çıkma, vasıta durumu gibi bir durum eki almış olarak kendisini fiille ilişkili duruma getiren ad: ateş yak-, su püskürt-, yokuş çık-, köşeyi dön-, bir olayı aktar-, yemeğe alıkoy-, işe dal-, yoldan çevir-, başarıyla çalış-, işe bel bağla-, olaydan ders al-, lafı ağzından kaçır- vb. || tümleçler yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ögelerdir. bastıkları yeri (nesne) görmüyorlar, bataklıklara, su birikintilerine dala çıka, (zarf tümleci) konuşmadan (zarf tümleci) acele acele (zarf tümleci) yürüyorlardı (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 29). şükriye başını (nesne) onun omuzuna (dolaylı tümleç) yaslamıştı (t. buğra, yalnızlar, s. 115). görünürde (zarf tümleci), yani üretimde erkekten çok kadın var (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 43). kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada (zarf tümleci) yalnızım (peyami safa, yalnızız, s. 446). basık tavanlı, tütmüş sobası, pis cigara dumanlarıyla dolu bir kahvede (zarf tümleci) insanlar toplanmışlardı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 16) vb. ayrıca bk. nesne, dolaylı tümleç, edat tümleci, zarf tümleci. Bilgisayar, eğitim, fizik, gramer alanlarında kullanılır. Tümleç. Razı olmamak. Cins adam. Şey. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık. Gaye.

 

Memorial : Abide. Önerge. Hatırlatıcı. Tezkere. Bildiri. Anma töreni. Anıt. Anısına yapılmış. Muhtıra.

Reminiscence : Ç.anılar. Hatıralara dalma. Anı. Hatırat. Anımsama. Anımsanan şeyler. Andırma. Hatırlatan şey. Hatırlama.

 

Trophy : Yarışmacıya verilen ödül. Zafer hatırası. (ödül olarak verilen) kupa. Ganimet. Av hayvanı başı. Ödül. Av. Kupa.

Survival : Doğal seçimden sonra organizmaların yaşamaya devam etmesi. bakilik. Hayatta kalma. Kalıntı. Yaşamı sürdürme. Eskiden kalma şey. Kalım. Sağ kalma. Varlığını sürdürme.

Token : Mostralık. Fiş. İşaret. Simge. Nominal. Sahte. İz. Belirti.

Trophied : Av. (ödül olarak verilen) kupa. Bergüzar. Zafer hatırası. Hayvan başları ile süslemek. Kupa. Yarışmacıya verilen ödül.

Favour : Kayırma. Üstün tutma, benimseyerek koruma, kişiye yapılacak işlemde kolaylık gösterme. Kolaylaştırma. Kayırmak. Taraftarlık. Hediye (sürpriz). Lütuf. Onaylama. İltimas. Onaylamak.

Keepsake synonyms : love token, party favour, physical object, party favor, keepsakes, recollection, tokening, souvenir, memorials, commemorative, relic, mementoes, favor, reminder, heirlooms, recollections, memory, heirloom, tokened, trophies, memento, survivals, mementos, souvenirs.

Keepsake ingilizce tanımı, definition of Keepsake

Keepsake kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A token of friendship. Anything kept, or given to be kept, for the sake of the giver.