Knockdown türkçesi Knockdown nedir

  • Yere deviren.
  • Rakibin ayaklarını yerden kesen darbe.
  • Boz yap.
  • Yere serici.
  • Yere serme.
  • Ucuz mal.
  • Demonte.
  • Portatif eşya.
  • En ucuz.
  • Son darbe.
  • Portatif.
  • Devirme.
  • Ölümcül darbe.
  • Öldürücü darbe.

Knockdown ingilizcede ne demek, Knockdown nerede nasıl kullanılır?

Knockdown price : En ucuz fiyat.

Give somebody a knockdown to somebody : Takdim etmek. Tanıştırmak.

Knockdowns : Son darbe. Yere serici. Yere deviren. Ucuz mal. Boz yap. Ölümcül darbe. Öldürücü darbe. Portatif eşya. En ucuz. Portatif.

Knock about : Hırpalamak. Göze çarpmamak. Olmak. Sürtmek. Bulunmak. Çeşitli ve arka arkaya taklalar, düşürmeler, yuvarlanmalar ve zıplamalarla gelişen güldürücü sözsüz oyun. Yalan söylemek. Gezmek. Sert davranmak. İle ilişki kurmak.

Knock around : Dövmek. Gezmek. Kaba davranmak. Boşa vakit harcamak. Sert davranmak. Oyalanmak. Çıkmak. Göze çarpmamak. Hırpalamak. Boşa zaman harcamak.

Knock back : Hızla içmek. Şaşırtmak. Mal olmak (pahalıya vb) patlamak. Patlamak. Mal olmak. Reddetme. Devirmek. İçmek.

Knock at an open door : Zaten açık olan bir kapının girişini aramak. Boşuna çok çalışmak. Sonuç almayan çok çalışmak. Açık kapıyı çalmak.

Knock it off : Yapmayı kesmek. Bir manevrayı tamamen iptal etmek. Kes artık. Bunu daha fazla yapma (argo terim). Kes şunu. Kesin şunu. Kes şunu artık. Bırak şunu. Bunu durdur.

 

Knock into a cocked hat : Tanınmaz hale getirmek. Pestile çevirmek. Mahvetmek. Suya düşürmek. Mağlup etmek. Tanınmaz hale sokmak.

Knock galley west : Altüst etmek. Yere sermek. Eşek sudan gelinceye kadar dövmek. Pataklamak. Benzetmek.

İngilizce Knockdown Türkçe anlamı, Knockdown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knockdown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Transposition : Çaprazlama (kablo). Tersyüzleme. Kanuna. Bir organın olmaması gereken bir yerde bulunması. bir doku parçasını kesip başka bir yere yapıştırma ameliyatı. bir genin veya genlerin hücrede bir kromozomdan diğerine veya aynı kromozom içerisinde yer değiştirmesi. Yer değiştirme. Bir dizeyin diksıralarını yansıra, yansıralarını diksıra yapma işlemi. Dna transpozisyonu. Yer değişikliği. Transpoziyon. Aktarma.

Deathblow : Ölüme neden olan darbe. Ezici darbe. Öldüren darbe.

Downthrow : Bir fay üzerindeki kayaların yatay yüzeyinin ani düşüş veya inişi (jeoloji). Atma. Yıkılma. (kaya) çökme. Yıkma. Çökme. Atılma. Devrilme.

Death blow : Ağır darbe.

Demounted : Demonte olarak. Sökmek. Dağıtmak. Parçalara ayırmak.

Killers : Kasap. Öldürücü hastalık. Katil. Çekici kadın. Delikanlı.

Carryable : Nekledilebilir. Taşınabilir.

Folding : Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Kıvrımlanma. Paftalama. Katlanma. Katlama. Katlanır. Kıvrılma. Katlanan. Açılıp kapanabilen.

Portable : Taşınır. Taşınmaya müsait. Katlanır. Seyyar. Müteharrik. Taşınabilir.

Levelling : Ayarlama. Tahrip etme. Seviyelendirme. Seviye dengeleyici kullanma. Düzgünleştirme. Kangal açma. Düzleme. Yapım işlemlerini kolaylaştırmak için ayrı düzeylerdeki toprak parçalarının, kazarak, toprağı başka yere taşıyarak aynı düzeye getirilmesi işi. yeryüzünde bulunan ya da yeryüzüne yakın olan noktaların düşey doğrultudaki uzaklıklarının ölçülmesi işi.

 

Knockdown synonyms : blow, coup de grace, transpositions, turnovers, kiss of death, disassembled, quietuses, transportables, overturning, catch penny, settlers, fatal blow, portables, foldaway, movable, collapsible, takedown, tipped, hand held, knockdowns, collective, settler, cheapest, turnover, quietus, deathblows, transportable, killer, disassembly, sockdolager, prostration, tipping, takedowns.

Knockdown zıt anlamlı kelimeler, Knockdown kelime anlamı

Distributive : Taksim eden. Üleştirme zamiri. Dağıtımla ilgili. Bölüştüren. Üleştirme sıfatı. Dağılımsal. Üleştiren. Tevzii. Dağıtım. Dağıtıcı.

Nonviolent : Sessiz. Pasif. Şiddete başvurmayan.

Knockdown ingilizce tanımı, definition of Knockdown

Knockdown kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Overwhelming. Of such force as to fell or overthrow. Of force sufficient to fell or completely overthrow. Specif., a kind of ale or beer that is very strong. A knockdown argument. As, a knockdown blow. As, a knockdown blow. A felling by a knock, as of a combatant, or of an animal. Something that overpowers or overwhelms, as strong liquor. That which knocks one down.