Kond nedir, Kond ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Koyun bacağından çıkan, hiç aşınmamış taze aşık kemiği.

Kond ile ilgili Cümleler

  • Jale'ye ekim ayında meme kanseri teşhisi kondu.
  • “Toz kondurmadığı devletinin kendisini hatırlamasını sabırla bekliyor.”
  • Tom'a 2013 yılında tüberküloz teşhisi kondu.
  • Ona elveda öpücüğü kondurmak istiyorum.
  • Jale'ye 2013 yılında yumurtalık kanseri teşhisi kondu.
  • “Avucunun içine çikolata kokulu buz gibi bir dudak, bir öpücük kondurdu.”
  • Tom'a mide kanseri tanısı kondu.
  • Tom'a 20 Ekim 2013 tarihinde lösemi teşhisi kondu.
  • Ekim 2013'te Tom'a kolon kanseri teşhisi kondu.
  • Sana elveda öpücüğü kondurmak istiyorum.
  • 2013 yılında Tom'a böbrek kanseri teşhisi kondu.
  • Tom'a 2013 yılında akut miyeloid lösemi tanısı kondu.
  • “Tahta döşetmek değil ya, üstüne bir de kuş kondurursan yine de burada oturulmaz.”

Kond ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir şeyin, kimsenin) üstüne toz kondurmamak : bir şeyin veya kimsenin kusurlu olabileceğini kabul etmemek.

fiske kondurmamak (veya dokundurmamak) : bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak.

kuş mu konduracak : “yapacağı şey görülmemiş bir sanat eseri mi olacak?” anlamında kullanılan bir söz.

namusuna sinek kondurmamak : kollamak, gözetlemek namusuna, onuruna laf söylettirmemek.

 

öpücük kondurmak : hafifçe öpmek.

toz kondurmamak : bir şeyde herhangi bir kusurun varlığını kabul etmemek, bir şeyi kusursuz göstermek.

üstüne kuş kondurmak : olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapmak.

üzerine toz kondurmamak : üstüne toz kondurmamak.

Kond kısaca anlamı, tanımı

Arterya kondilaris : A. occipitalis'in dura mater'i besleyen kolu

Benzoin kondenzasyonu : İki aromatik aldehidin KCN ile X-CH(OH)CO-X ve H2O oluşturmak üzere yürüyen kondenzasyonu.

Fossa kondilika dorsalis : Lokma üst çukuru.

Fossa kondilika ventralis : Lokma alt çukuru.

Gırtlak kondritisi : Koyun, buzağı ve genç atlarda gırtlak mukozasının üzerinde ligamentum vocale’de ve aritoneoit kıkırdakta nekroz, ülser ve apse oluşumuyla belirgin patolojik değişim. Özellikle genç Texel ve Southdonwn ırkı koçlarda gırtlak ve yutak dokularının normalden hacimli olması nedeniyle sık görülür.

Hipoplastik fetal kondrodistrofi : Kondrodistrofiya fetalis.

Kondak : Toprak üzerindeki çukurlar.

Kondek : Kısa saplı sopa.

Kondense süt : Düşük atmosferde, süt suyunun buharlaştırılması ve belli oranda sofra şekeri eklenmesiyle elde edilen yoğunlaştırılmış süt ürünü, şekerli konsantre süt, tatlandırılmış koyulaştırılmış süt.

Kondensus : Sıkışmış, kesif, yoğun.

Kondıraçı : Kunduracı.

Kondi sıvısı : Yükseltgendiğinde ozon oluşturduğu söylenen mikrop öldürücü sıvı bir madde.

Kondil : Fenerlerin gaz konan ve ışık veren bölümü.

Kondiles : Eklem bacaklıların eklemleri arasındaki uygun yüzeyler.

Kondilik : Küçük iskemle.

Kondilus : Lokma, çıkıntı.

Kondilus humeri : Kol kemiği lokması, humerus lokması. Kol kemiğinin alt ucunda, yan ve orta iki adet eklem lokması. İkisi humerus makarasını oluştururlar.

 

Kondilus lateralis : Yan lokma. Uyluk kemiğinin alt ucunun arka tarafında yan olarak bulunan ve eklem kıkırdağıyla kaplı bulunan lokma biçimindeki kemik çıkıntısı.

Kondilus mediyalis : Orta lokma. Uyluk kemiğinin alt ucunun arka tarafında ortasında bulunan ve eklem kıkırdağıyla kaplı bulunan lokma biçimindeki kemik çıkıntısı.

Kondilus oksipitalis : Art kafa lokması.

Kondisyon skoru : Bel bölgesi üzerinde ve sırt bölgesi boyunca hissedilen, koyunun vücudunu kaplayan yağ miktarının tahmini.

Kondisyonal mutasyonlar : Şartlı mutasyonlar.

Kondok : Tüfeğin dipçiği.

Kondol : Kısa boylu, tıkız kişi. Yolsuz birleşmelere aracılık eden erkek.

Kondominyum : Uluslararası hukuka göre iki bağımsız ülkenin eşit haklara sahip olduğu bir bölge. Bir taşınmazın çeşitli kısımlarının farklı kişilerin mülkiyetinde, kalan kısımının ise bu kişilerin ortak mülkiyetinde olması.

Kondratiev çevrimleri : Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Fransa’da toptan eşya fiyatları ve faiz oranlarının gelişiminin onsekizinci yüzyıldan itibaren incelenmesi sonucunda iktisadi etkinliklerdeki zirve ve dip noktalarının düzenli aralıklarla oluştuğunu, bunun ise kapitalist sermaye birikim sürecinden kaynaklandığını ileri süren, N. D. Kondratiev çalışmalarından hareketle J. Schumpeter tarafından adlandırılan, farklı ekonomilerde değer, fiyat ve miktar verileri kullanılarak saptanan elli altmış yıllık uzun dönemli çevrimler.

Kondrifikasyon : Kıkırdaklaşma.

Kondrin : Kıkırdak yapı hücrelerinin salgıladıkları ara madde. Kıkırdaktan elde edilen jelatin koyuluğunda bir madde.

Kondritis : Kıkırdak dokusunun yangısı.

Kondriyakus : Kıkırdakla ilgili olan.

Kondroblast : Kıkırdak meydana getiren göze. (Yün. chondros: kıkırdak; blastos: tomurcuk) Mezenşim hücrelerinden farklılaşarak oluşan, perikondriyumun iç yüzeyinde bulunan ve kıkırdak dokusunun hücreler arasını sentezleyen, protein ve karbohidrat sentezlediği için her türlü organel bakımından zengin olan ana hücreler. Apozisyonal büyüme sırasında yeni kıkırdak hücrelerini meydana getiren hücre.

Kondrodisplazi : Kalıtsal olarak belli sığır, koyun ve köpek ırklarında görülen, kıkırdağın enlemesine veya uzunlamasına büyümesindeki bozukluklara bağlı olarak oluşan, yerel veya genel, kemik veya iskelet bozukluğu.

Kondrodisplaziya fetalis : Kondrodistrofiya fetalis.

Kondrodistrofi : Kondrodistrofiya.

Kondrodistrofiya : Kıkırdağın normal dışı gelişimiyle belirgin bozukluk, kondrodistrofi.

Kondrodistrofiya fetalis : Vücudun normale yakın bir gelişme göstermiş olmasına karşılık, yüz kemiklerinin kısa, burnun basık, ayakların çarpık ve küçük olmasıyla belirgin kıkırdak glikozaminoglikanlarının bir bozukluğundan kaynaklanan bir çeşit cücelik, epifiz displazisi, psödoakondroblastik displazi, kondrodisplaziya fetalis, hipoplastik fetal kondrodistrofi. En fazla buzağılarda, sonra sırasıyla koyun, domuz ve tavuklarda rastlanır.

Kondroendotelyom : Endotel ve kıkırdak doku elemanları içeren iyicil bağ doku tümörü.

Kondroitin sülfat : D glukuronik asit ve N-asetil D galâktozamin 4 ya da N-asetil D galâktozamin 6 sülfat disakkarit birimlerinden oluşan, kondroitin 4 sülfat (kondroitin sülfat A) ve kondroitin 6 sülfat (kondroitin sülfat C) şeklinde iki tipi olan, bağ dokusu, hiyalin ve elâstik kıkırdakta, arterlerin duvarında ve omurlar arası diskin merkezi kısmında bulunan bir glikozaminoglikan. Omurgalılarda D-glukoronik asit ve N-asetil-D-galaktozamin-4-sülfat veya N-asetil-D-galaktozamin-6-sülfat disakkarit birimlerinden oluşan, kondroitin-4-sülfat (kondroitin sülfat A) ve kondroitin-6-sülfat (kondroitin sülfat C) biçiminde iki tipi olan, bağ dokusu, hiyalin ve elastik kıkırdakta, arterlerin duvarında ve omurlar arası diskin merkezi kısmında bulunan bir glikozaminoglikan.

Kondrokranyum : Geçici olarak embriyoda olduğu gibi veya bazı balıklarda daimi olarak bulunan kafatası. Geçici olarak embriyoda veya bazı balıklarda daimi olarak bulunan kafatası. Kıkırdaksal kafatası.

Kondroloji : Kıkırdak bilimi.

Kondrom : Kıkırdaktan köken alan, ince bir kapsülle çevrili, yassı kemiklerin ucunda ve kaburgalarda oluşan, evcil hayvanlarda nadir görülen iyicil tümör.

Kondrom rodens : Kemiğin multilobuler tümörü.

Kondromalazi : Kıkırdağın anormal yumuşaklığı.

Kondromatozis : Vücutta çok sayıda kondrom oluşması.

Kondronektin : Kıkırdak matriksinde bulunan ve kondrositlerin kollagenle bağlanmasını sağlayan bir glikoprotein.

Kondroplast : Kıkırdak dokusunun göze-arası maddesinde bulunan bir takım boşluklar olup kıkırdak gözelerini taşır. Kıkırdak dokusunun hücreler arası maddesinde bulunan ve içinde kıkırdak hücrelerinin yer aldığı boşluklar.

Kondros : Kıkırdak.

Kondrosarkom : Kıkırdak hücresi veya onun öncüsü hücrelerden köken alan, kıkırdağa benzeyen, kolaylıkla parçalanabilen dejenerasyon ve kanama alanları içeren, dış yüzü kapsüllü, çevre dokulara infiltre olan ve metastaz yapabilen kötücül tümör. Yassı kemiklerde daha çok rastlanır ve çoğunlukla yaşlı bokser ve Alman kurt köpeklerinde ortaya çıkar.

Kondrosit : [Bakınız: kıkırdak hücresi]. Kıkırdak doku hücreleri. Kıkırdak hücresi. [Bakınız: kıkırdak gözesi].

Kondroskeleton : Kıkırdaksı iskelet.

Kondrotoksik etki : Antiinflamatuvar analjeziklerden bazılarının glikozaminoglikan üretimini bozarak kıkırdak matriksinin temel maddesi olan proteoglikan kaybını artırmasıyla oluşan etki.

Kondrozis : Kıkırdak oluşumu, kıkırdaklaşma.

Kondu : Gecekondu.

Kondu sanayiler : İlaç, saat, mücevher gibi üretim sürecinde hacim veya ağırlığında önemli değişme olmadığı için kaynağa veya piyasaya yakın yerlere kurmakla taşıma giderlerinden önemli bir tasarruf sağlamayan malların üretildiği, diğer bir deyişle kuruluş yerinin firmaya herhangi bir maliyet üstünlüğü sağlamayan sanayiler. karşılığı kaynak yönelimli sanayiler, piyasa yönelimli sanayiler.

Konducak : Malatya kenti, Taşdelen bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Konducu : Gecekonducu.

Konduk yurt : Konulan, mesken ittihaz olunan mahal.

Konduktor : İleten, nakleden, bağlayan.

Kondur : Yol yordama düşkün, çalımlı, kurumlu kimse.

Kondura : Ayakkabı, kundura. Kundura.

Kondurabilme : Kondurabilmek işi.

Kondurabilmek : Kondurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kondurak : Bir işin ehli, becerikli, iş adamı, udumlu.

Kondurtma : Kondurtmak işi.

Kondurtmak : Kondurma işini yaptırmak.

Kondurucu : Seferde padişah tuğlarının ikisini bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisine verilen san. bk. göçürücü.

Konduruverme : Konduruvermek işi.

Konduruvermek : Ansızın veya çabucak kondurmak.

Kondüksiyon : Canlıların kendinden daha soğuk bir nesneyle teması sonucu vücutlarından ısı kaybı olması. [Bakınız: iletim].

Kondüvit : Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse.

Ligamenta kondrokompedalia : Birinci parmak kemiğiyle üçüncü parmak kemiği arasında uzanan bağ.

Ligamenta kondrokoronalia : İkinci parmak kemiğiyle cartilago ungularis arasında uzanan bağ.

Ligamenta kondrosesamoidea : Cartilago ungularis’i os sesamoideumphalangis distalis’e bağlayan bağ.

Ligamenta kondroungularia kollateralia : Cartilago ungularis’i üçüncü parmak kemiğine bağlayan bağ.

Ligamenta kondroungularis krusiata : Cartilago ungularis ile üçüncü parmak kemiği arasında uzanan çapraz bağ.

Multilobüler osteom ve kondrom : Kemiğin multilobuler tümörü.

Oksipital kondil : Memelilerin ve iki yaşamlıların kafatasının arkasında, omurganın atlas kemiğine bağlı düğme şeklindeki iki çıkıntısı.

Örümcek kuzu kondrodisplazisi : Yeni doğan kuzularda bacakların ince, uzun ve kıvrık olmasıyla, zayıf kas gelişimi, küçük kafa yapısı, skoliozis, sternumda biçim bozukluğu ve çarpık bacaklılıkla belirgin otozomal çekinik bir faktörle oluşan yapılış bozukluğu.

Prosessus kondilaris : Ramus mandibulae’nin üst serbest ucunda bulunan ve squama temporalis'in tuberculum articulare’siyle eklemleşen çıkıntı.

Sinovyal kondromatozis : İnsan, kedi ve köpeklerde büyük eklemlerde sinovyal zarlarda çok sayıda hiyalin kıkırdak düğümcüklerinin oluşumuyla belirgin iyicil bir hastalık. Kimi olaylarda bu kıkırdaklar koparak eklem içerisinde yüzen cisimcikler oluşur ve eklem zarında irritasyona yol açar.

Telemark tipi kondrodisplazi : Norveç Telemark sığırlarında çenenin kısa olması, dilin ağızdan sarkması, damak yarığı ve bacakların eğriliğiyle belirgin otozomal çekinik özellikte kalıtsal bir hastalık.

Vücut kondüsyon skoru : Bir ineğin veya koyunun vücudunda yağın deri altında, kas aralarında ve iç organların çevresinde oluşturduğu dağılımın göstergesi olan ve hayvanlara uygulanan beslenme programının etkinliğinin belirlenmesinde kritik öneme sahip 0 ’dan (çok zayıf) 5’e (çok şişman) kadar numaralarla ifade edilen bir ölçü.

Fizik kondisyonu : Bir sporcunun fiziksel bakımdan durumu.

Kondansatör : İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz, yoğunlaç, meksefe.

Kondenseleşme : Yapay reçinelerin oluşumunu ve değişimini sağlayan kimyasal tepkime.

Kondisyon : Şart, durum. Fiziksel ve ruhsal bakımdan bir sporcunun durumu.

Kondisyon aleti : Vücut sağlığını korumak ve geliştirmek için kullanılan kondisyon bisikleti, koşu bandı, kürek vb. araçlardan her biri.

Kondisyon bisikleti : Vücut sağlığını korumak ve geliştirmek amacıyla sabit, tekerleksiz, üzerinde pedalların direnç derecesini ayarlayan bir mekanizmanın bulunduğu araç.

Kondom : Prezervatif.

Kondor : Tepeli akbaba.

Kondurma : Kondurmak işi.

Kondurmak : Konma işini yaptırmak. Birden yapıvermek ya da söyleyivermek. Gelişigüzel takmak, iliştirmek. Yakıştırmak, haksız yere birtakım eksiklikler isnat etmek, üzerine yormak.

Kondüit : Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse.

Kondüktör : Yolcu trenlerinde biletleri denetleyen ve vagon işlerine bakan görevli.

Kondüktörlük : Kondüktör olma durumu. Kondüktörün görevi.

Diğer dillerde Konçertina anlamı nedir?

İngilizce'de Konçertina ne demek ? : concertina