Kum nedir, Kum ne demek

Kum; bir madencilik terimidir.

  • Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler
  • Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler.
  • Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler.

"Kum" ile ilgili cümle

  • "İki kamyon kum getirmemi istedi." - Y. Atılgan

Biyoloji'deki anlamı:

Parçacıklarının 0.02-2 mm büyüklüğünde olduğu toprak tipi.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Çimentolanmamış, çapı en çok 1 mm. olan taş parçacıkları ya da mineral taneleri.

Diğer sözlük anlamları:

Dalga, fırtına

Coğrafya'daki terim anlamı:

Çapları 20 mikronla 2 mm arasında değişen, taneleri birbirine bağlanmamış, oluşum ye bileşimleriyle ayrımlı tortul yığın.

Bilimsel terim anlamı:

Püskürtmeli temizleme işlemlerinde kullanılan, silikadan silisyum karbüre dek metal olmayan kum biçimindeki tüm aşındırıcıların adı.

İngilizce'de Kum ne demek? Kum ingilizcesi nedir?:

sand

Fransızca'da Kum ne demek?:

gravelle, sable

Osmanlıca Kum ne demek? Kum Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kum

Kum hakkında bilgiler

Kum; silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından ya da kayaların parçalanmasıyla oluşan, genellikle kuvars esaslı granüler malzemedir.

 

Çapı 0.06 - 2 mm arasındadır. Daha küçük parçacığı olan, mil ise, 0.0625 mm ile 0.004 mm arasındadır.

Kum, kuru veya doygun halde kohezyonsuzdur, ancak rutubetli halde belirgin bir kohezyonu vardır.

kum kile göre büyük ebattadır, bu yüzden kile göre daha çok yüzey işgal eder. kum toprak yapısında çatı vazifesi görür. hava ve suyun dolaşımını kolaylaştırır

Kum ile ilgili Cümleler

  • Bir kum dolar koleksiyonum var.
  • Burada bir şey yoktu, sadece kum ve biraz daha kum.
  • Kum sıcaktan yanıyor.
  • Kum sevmem.
  • O kum.
  • Gilles kum tepelerini geçti.
  • Kum sarıdır, ve güneş de sarıdır. Kum ve güneş sarıdır.
  • Saçımda kum var.

Kum tanımı, anlamı:

Kum dökmek : İdrar yoluyla böbreklerde oluşan kum taneciklerini vücuttan atmak.

Kum gibi : Pek çok.

Kumda oynamak : Bir fırsat kaçırarak umulanı elde edememek.

Kum balığı : Kum balığıgillerden, dişleri ve karın yüzgeçleri olmayan küçük bir balık (Ammodytes).

Kumbaşı : Kumsal.

Kum çölü : İnce kumla örtülü çöl.

Kum engereği : Özellikle Balkanlarda görülen üçgen kafalı iri engerek (Vipera ammodytes).

Kum fırtınası : Çöllerde kumu havaya karıştıran kasırga.

Kum grisi : Bu renkte olan. Kum rengi.

 

Kum havucu : Kumluk yerlerde yetiştirilen küçük bir tür havuç.

Kum havuzu : Atletlerin tek ve üç adım atlamada incinmemeleri için düştükleri yere yapılmış, içi kumla doldurulmuş alan.

Kum kamyonu : Karoser ve diğer mekanik parçaları kum taşımaya uygun bir biçimde düzenlenmiş kamyon.

Kumkayası : Sıcak ve ılık denizlerde ve özellikle kayalık yerlerde yaşayan kemikli balık (Neogobius).

Kumkazan : Kemirgenlerden, Afrika'nın güneyinde yaşayan bir tür memeli (Bathyergus maritimus).

Kum ocağı : Yapı işlerinde kullanılacak kumun çıkarıldığı yer.

Kum otu : Uyuz otu.

Kum saati : Dar bir boğazla birbirine bağlanmış iki cam kaptan oluşan ve üstteki kapta bulunan kumun aşağıya akmasından yararlanılarak zamanı anlamaya, ölçmeye yarayan araç.

Kum taşı : Kum tanelerinin kaynaşmasıyla oluşmuş bir tür tortul kayaç, kuvarsit.

Kum torbası : Savaşta veya sel sırasında korunması gereken yerlere yığılan içi kum dolu torba. Çok şişman, dayanıksız, lapacı (kimse). İçine kum doldurulup boks antrenmanlarında kullanılan torba.

Gök kumu : Gök taşlarında görülen küresel tanecikler.

Kum alan : (Mimarlık) (Lat. arena = kum): Roma basamaklı tiyatrolarının ortasında kum ile örtülü alan.

Kum bağırtlağı : (Pterocles orientalis) Yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının çöl-tavuğugiller (Pteroclidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 35 cm. Yenir. Güney ve Kuzey Amerikada sürüler halinde yaşar.

Kum cisimciği : Psammom cisimciği.

Kum çölleri : (coğrafya)

Kum dalgacığı : (coğrafya)

Kum enteritisi : Fazla miktarda kum veya toprak tüketilmesi sonucu görülen bağırsak yangısı. Biçimlenen ishalçoğu zaman ölümcüldür.

Kum kaya balığı : Kemikli balıklardan, kaya balığıgiller (Gobiidae) familyasından, boyu 25 cm olabilen, genellikle 10–15 m derinlikteki sığ suları tercih eden ve daima zeminde yaşayan, Rusya’da konserve biçiminde kullanıldıkları hâlde ülkemizde hiçbir ekonomik önemleri olmayan bir tür, benekli kaya balığı.

Kum kayası : Sıcak ve ılık denizlerde ve özellikle kayalık yerlerde yaşayan kemikli balık (Neogobius).

Kum kekliği : Ana vatanı, güneydoğu Türkiye ve Irak'tan doğuda güneydoğu Özbekistan'a, Tacikistan'a ve Pakistan’a kadar uzanan, 100-2000 m arasındaki kurak ve yarı kurak dağ ve tepelerde yaşayan, erkeklerde başın altından başlayan, gözün üstünden geçerek kulak arkasında biten siyah bir şerit ve gagadan başlayarak göz altından geçen beyaz bir şerit bulunan, kanat uçma tüyleri kahverengi enine lekeli, dişilerde açık sarı-kahverengi kum sarısı renkte, gaga koyu sarı, ayakları ise kirli sarı, bir tane alt türü bulunan keklik ırkı.

Kum kelebeği : Dicrocoelium dendriticum.

Diğer dillerde Kum anlamı nedir?

İngilizce'de Kum ne demek? : [Qom] n. sand, gravel

Fransızca'da Kum : sable [le]

Almanca'da Kum : n. Sand

Rusça'da Kum : n. песок (M)

adj. песочный