Körüklemek nedir, Körüklemek ne demek

  • Körükle hava vermek.
  • Çıkar sağlamak için kendini acındırmak, ajite etmek.
  • Harekete geçirmek, ajite etmek.
  • Kızıştırmak, şiddetlendirmek

"Körüklemek" ile ilgili cümleler

  • "Ateşi körükleyin."
  • "Bana çatmaya yer arıyor, siz de gidip körüklüyorsunuz." - M. Ş. Esendal

Körüklemek tanımı, anlamı:

Körükleme : Körükleme işi, ajitasyon.

Yangını körüklemek : Gerginliği, anlaşmazlığı artırmak.

Hava : Çekicilik. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Keyif, âlem. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Tarz, üslup. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Gökyüzü. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Çevreyi kuşatan boşluk. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Müzik parçalarında tür. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Esinti.

Vermek : Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Ödemek. Satmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ayırmak, harcamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Kazandırmak, katmak. Ondan bilmek, atfetmek. Tespit etmek. Dayamak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Sahip olmasını sağlamak. Yaymak. Bırakmak veya bağışlamak. Doğurmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak.

 

Kızıştırmak : İsteklendirmek, gayret vermek. Kızışmasını sağlamak.

Şiddetlendirmek : Şiddetini giderek artırmak.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Acındırmak : Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.

Ajite : "Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.

Geçirmek : Vurmak. Etmek, yapmak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Giymek, giyinmek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Birine kötü söz söylemek. Hastalık bulaştırmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Zaman harcamak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak.

 

Etmek : "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Bir işi yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Herhangi bir değerde olmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak. Bulmak, erişmek. Eşit değer kazanmak.

Diğer dillerde Körüklemek anlamı nedir?

İngilizce'de Körüklemek ne demek? : v. blow with bellows, blow, fan, instigate, waken, work up, embitter, rush up, wake

Fransızca'da Körüklemek : souffler, attiser, fomenter, incendier

Almanca'da Körüklemek : schüren

Rusça'da Körüklemek : v. разжигать