Löko nedir, Löko ne demek

Löko; Biyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Yunanca ak anlamına gelen ön ek.

Löko anlamı, tanımı

Eozinofil lökosit : Sitoplâzmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, bazı patolojik durumlarda sayısı artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi. Sitoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki toplu çekirdeğe sahip olan, bazı patolojik durumlarda sayısı artan ve damar dışına çıkabilen, antijen-antikor komplekslerini fagosite eden beyaz kan hücresi tipi, eozinofil granülosit, asidofil granülosit, eozinofil. Kanda ve bağ dokudaki miktarları alerjik yangılarda ve paraziter- hastalıklarda fazlalaşır. Bir loplu akyuvar tipi olup sitoplâzmasında iri eozinofil ya da asidofil taneler ile iki loplu bir çekirdek bulunur

Eozinofilik lökositozis : Eozinofili.

Eritroit lökozis : Kanatlı eritroblastozisi.

Genç sığırların sporadik lökozu : Sporadik sığır lökozu, sığır lökozu.

Globoid hücre lökodistrofisi : Genetik olarak lizozomal galakto-serebrosid beta-galaktosidaz enzim etkinliğinin yetersizliği sonucu, demiyelinizasyonla birlikte beyin ve omurilikte yoğun astrogliozisle belirgin, köpek, kedi ve koyunlarda görülen bir çeşit lizozomal depo hastalığı, galaktoserebrosidozis, Krabbe hastalığı.

 

Hiperestetik lökotrikiya : Tek veya çok sayıda ağrılı ve kabuklu değişimlerle birlikte, dorsal orta hatta ve birkaç hafta içerisinde beyaz kılların oluşumuyla belirgin, sadece Kaliforniya atlarında görülen kıl ağarması.

İnsan lökosit antijeni : İnsan büyük doku uygunluk kompleksi.

Kanatlı lenfoid lökozu : Çoğunlukla dört haftalıktan büyük tavuklarda, özellikle de eşeysel olgunlaşma çağındaki tavuklarda rastlanan, başta karaciğer, dalak ve bursa Fabricius olmak üzere birçok organ ve dokuda, genç lenfositlerin birikiminden ibaret, kötücül tümör oluşumuyla belirgin viral hastalık.

Keçi lökoensefalitisi : Keçi artritis ve ensefalitisi.

Lenfatik deri lökozu : Münferit veya tüm lenf yumrularının iştiraki, derinin çok sayıda lökotik tümörleriyle belirgin lenfatik tipin kötücül tümörleri.

Lenfatik lökozis : Lenfosarkomatozis.

Lenforetiküler lökozis : Retikülohistositer sistemin hiperplazi ve perifer kanda monosit artışıyla belirgin lökozis tablosu, monositer lökozis, retikülosarkomatöz, retiküloz.

Lenfositik lökositozis : Lenfositlerin yüzde oranın artışı, lenfositozis. Kronik yangılarda ve ivegen enfeksiyonların iyileşme evresinde görülür.

Lökoblast : Kemik iliğinde bulunan farklılaşmamış granülsüz hücre, miyeloblast. Olgunlaşmamış akyuvar. Kemik iliğinde bulunan farklılaşmamış granülsüz hücre. Miyeloblâst.

Lökoderma : Deride melanin pigmentinin yerel yetersizliği veya yokluğu, lökodermi, lökopati. Lökotrikiayla birlikte veya ayrı olarak şekillenebilir.

Lökodermi : Lökoderma.

Lökodistrofik hastalık : Miyelinin yangılı olmayan dejenerasyonu ve kaybıyla belirgin hastalıkların genel adı. Yaşamın başlangıcında görülürler ve kimileri kalıtsaldır.

 

Lökodiyapedezis : Hücre eksudasyonu.

Lökoensefalit : Beyinde beyaz maddenin iltihaplanması.

Lökoensefalitis : Beyinde beyaz maddenin yangısı.

Lökoensefalomiyelopati : Alman, Rotvaylır ırkı köpeklerde, beynin beyaz maddesinde yangılı olmayan, ilerleyici bakışımlı miyelin dejenerasyonu ve erimesiyle belirgin kalıtsal hastalık, Rotweiller köpeklerinin lökoensefalomiyelopatisi.

Lökoeritroblastik reaksiyon : Perifer kanda rubrisitlerin ve granülositlerin bulunması.

Lökofor : Soluk ya da sarı renk maddesi taşıyan renk hücresi. Soluk veya sarı renk maddesi taşıyan renk hücresi.

Lökokromotrihi : Şiddetli deri tahribatı olan yerlerde veya işaretleme amacıyla yapılan deri yanık yerlerinde pigment yapan hücrelerin parçalanması nedeniyle, iyileşmelerden sonra renksiz kıllı, açık gri veya beyaz lekelerin oluşması, akromotrihi.

Lökom : Korneanın yüzlek ve derin katmanlarında yangısal infiltrasyon ve skatrizasyonların organizasyonlarına ilişkin biçimlenen renk değişiklikleriyle belirgin lekeler.

Lökomalasi : Poliyoensefalomalasi.

Lökomiyelitis : Beynin beyaz maddesinin veya omuriliğin yangısı.

Lökomiyelopati : Omurilik beyaz maddesinin hastalığı.

Lökopati : Lökoderma.

Lökopedezis : Yangıda akyuvarların damar duvarından dışarı çıkması.

Lökopeni : Dolaşan kanda lökosit sayısının ani düşmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Kanda lökosit sayısında azalma. Dolaşım kanındaki akyuvarların sayıca aşırı derecede azalması, alöki. Özellikle viral ve kimi bakteriyel hastalıklarda, radyasyon ve eğrelti otu zehirlenmelerinde önemli bir bulgudur.

Lökopenik : Lökopeniyle olan. Lökopeni gösteren; lökopenili.

Lökopiritler : Formülü FeAs2 olan , gümüşümsü renkte bir mineral madde.

Lökoplast : Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılılarda sitoplazma içinde bulunan ve genellikle nişasta taneciğini oluşturan cisimcik. Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılı tek hücrelilerde bulunan, yedek besin depolayan renksiz plastitler. Bitki gözelerinde ve bazı kamçılılarda bulunan renksiz plastidler. Bitki hücrelerinde ya da bazı kamçılı bir hücrelilerde bulunan renksiz plâstitler.

Lökoplazi : Mukozaları örten çok katlı yassı epitelin metaplazisi. Dilde ve ağız boşluğunda sarı plaklar hâlinde görülür.

Lökopoiez : Beyaz kan hücresi oluşumu.

Lökopterin : Lahana kelebeklerinin ve diğer bazı kelebeklerin, yaban arılarının beyaz pigmentlerinde bulunan madde.

Lökosidin : Lökositleri öldüren bakteri ekzotoksini. Akyuvarları öldüren bakteri ekzotoksini.

Lökosit : Akyuvar. [Bakınız: akyuvar].

Lökositopeni : Kanda lökosit sayısının azalması; lökosit miktarının normalin altına inmesi.

Lökositoz : Lökositozis.

Lökositozis : Kandaki toplam akyuvar sayısının artması, lökositoz. Çoğunlukla nötrofil lökositlerde, açık veya gizli irinli enfeksiyonlarda görülür. İnsan, köpek ve atta nötrofil sayısının toplam lökositlere oranı % 60-70 olup bunun % 75-90 ve daha yüksek olması lökositozis olarak değerlendirilir.

Lökositozoonozis : Evcil ve yabani ördek ve kazlarda Leucocytozoon simondi’nin neden olduğu Simulium türü sinekler tarafından taşınan hastalık.

Lökositüri : Piyüri.

Lökosiyan : Bazı alglerde bulunan bir pigment.

Lökotaksis : Akyuvarların yangıyla ilgili uyarımlara karşı gösterdiği yaklaşma hareketi.

Lökotip : Holotipin kaybolması ya da bozulması nedeniyle yerine yeniden seçilen birey.

Lökotrien : Lipoksijenaz yoluyla araşidonik asitten oluşan anafilaktik reaksiyonlarda belli düz kasların yavaş ve uzun süreli kasılmasını sağlayan, histaminden sonra etkisini gösteren ve astımın oluşumunda önemli rol oynayan kimyasal aracı.

Lökotrienler : Mast hücrelerinde fosfolipaz enzimiyle, zardaki fosfolipitlerden meydana gelen ve damar duvarındaki kılcalların kasılmasını yavaşlatan, histaminin zıddı bir faaliyet göstererek alerjik reaksiyonlarda kan damarlarından bağ dokusuna hücre geçişini durduran aracı maddeler.

Lökotrikiya : Deri kıllarında pigmentleşmenin azalması, kıl beyazlığı veya beyazlaşması, poliozis. Köpeklerde Vogt-Koyanagi-Harada sendromunda, Çin aslanı ırkı köpeklerde tirozinaz yetmezliğin bağlı olarak ve kalıtsal olarak görülür.

Lökoz sarkom grubu hastalık : Kanatlılarda Retroviridea ailesindeki virüsler tarafından oluşturulan, iyi veya kötücül tümörlerin oluşumuna öncülük eden bir grup virüs hastalığı.

Lökozis : Hemopoetik dokuların dönüşümsüz, ilerleyici, neoplastik üremeleri olarak ifade edilen kanda çok sayıda genç alyuvar hücresinin varlığı, toplam akyuvar sayısının artışı ve akyuvarların sentezlendikleri organ ve dokularda yangısal nitelikte olmayan hiperplazilerle belirgin hastalık tablosu.

Mikotoksik lökoensefalomalasi : Atlarda ve merkeplerde Fusarium moniliforme mantarlarının zehirlerine bağlı olarak durgunluk, uyuşukluk, görme bozukluğu, yutak felci, sallantılı ve dairesel yürüyüşle ve beynin beyaz maddesinde, çift taraflı ve bakışımlı nekrozla belirgin sendrom.

Miyeloblastik miyeloid lökozis : Kanatlı miyeloblastozisi.

Miyeloid lökozis : Granülositik lösemi.

Miyelositik miyeloid lökozis : Kanatlı miyelositomatozisi.

Mononükleer lökosit : Taneciksiz akyuvarlar.

Monositer lökozis : Lenforetiküler lökozis.

Monositik lökositozis : Monositlerin yüzde oranlarının artışı.

Nötrofil lökosit : Kanda akyuvarların % 60-70 kadarını oluşturan, sitoplazmasında pembeye boyanabilen küçük granüller içeren, fagositozda ve yangıda görevli, olgunluk derecesine göre bir veya birkaç parçalı çekirdeği bulunan akyuvar, polimorfnükleer lökosit. Bir loplu akyuvar tipi olup sitoplazmâsında nötrofil tanecikler ile 3-4 loplu bir çekirdek bulunur. Fagositoz yapan, loplu çekirdekli, granüllü beyaz kan hücresi.

Nötrofil lökositozis : Nötrofili.

Perioküler lökotrikiya : Göz çevresinde geçici pigmentasyon kaybı, güneş gözlüğü. Siyam kedilerinde görülür ve stres, hastalık, kızgınlık ve gebelik gibi nedenlerden kaynaklanır.

Polimorfnükleer lökosit : Nötrofil lökosit.

Rotweilerköpeklerinin lökoensefalomiyelopatisi : Lökoensefalomiyelopati.

Sığır lökozu : Retroviridae ailesinde bulunan sığır lösemi virüsünün sığırlarda neden olduğu, akyuvarların tümöral oluşumuyla belirgin kronik seyirli bir hastalık, sığır lösemisi.

Sporadik sığır lökozu : Genç sığırlar arasında sporadik olgular durumunda görülen, bulaşıcı nitelikte olmayan, juvenil, deri ve timik formları görülen hastalık, genç sığırların sporadik lökozu, sığır lökozu.

Toksik lökopeni : Tamnidyum.

Yeni doğanların izoimmün lökopenisi : Yeni doğanların alloimmün hemolitik anemisi.

Lökoz : Kan kanseri durumu.

Diğer dillerde Lökemiya anlamı nedir?

İngilizce'de Lökemiya ne demek ? : leukaemia