Lag behind türkçesi Lag behind nedir

  • Gecikmek.
  • Geriye düşmek.
  • Nal toplamak.
  • Geride kalmak.
  • Arkada kalmak.
  • Ayak uyduramamak.
  • -den geri kalmak.
  • Duraklamak.
  • Geri kalmak.

Lag behind ingilizcede ne demek, Lag behind nerede nasıl kullanılır?

Lag : Duraklamak. Yalıtım malzemesi ile kaplamak. Duraklama. Gerileme. Tahta kaplamak. Oyalanmak. Son. Geri kalmak. Geri. Gecikmek.

Behind : Geç. Ardındaki. Desteğinde. Popo. Peş (argo terim). Ardında. Kıç (argo terim). Arkadan. Arkaya. Arkasında.

Lag angle : Gecikme açısı.

Lag baomer : Omer'in 33'üncü günü kutlanan yahudi tatili. Roma imparatorluğu'nun baskıları karşısında yahudi inancının gizlilik içerisinde sürdürülmesi ve korunması anısına yapılan yahudi merasimi.

Lag correlation : Gecikmeli korelasyon.

Lag distribution : Gecikme dağılımı.

Lag covariance : Gecikmeli kovaryans.

İngilizce Lag behind Türkçe anlamı, Lag behind eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lag behind ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Faltered : Hızını kaybetmek. Kekelemek. Sersem sersem yürümek. Gücünü kaybetmek. Tutuk konuşmak. Düşmek. Titremek (ses). Tereddüd etmek. Sendelemek.

Keep back : Alıkoymak. Biriktirmek. Söylememek. Önlemek. Saklamak. Vermemek. Durdurmak. Arka planda kalmak. Gizlemek.

Drop behind : Gerilemek. Gerisine düşmek.

 

Stop : Kesmek. Çeşitli ışık düzengeci açıklıklarında, bir merceğin bağıntılı açıklığını, başka bir deyişle, geçirdiği ışık niceliğini belirleyen sayı; merceğin odak uzunluğunun, ışık düzengeci açıklığına (çapına) bölünmesiyle elde edilir. (örneğin, odak uzunluğu 135 mm, ışık düzengeci çapı 30 mm olan merceğin f sayısı 135:30==4,5'tir ve f 4,5, f:4,5, f/4,5, 1:4,5 gibi çeşitli biçimlerde yazılır). Kalmak. Tevakkuf etmek. Alıkoymak. Savmak. Patlayıcı ünsüz. Önlemek. Alıcının ya da bazı basım aygıtlarının mercek düzeni içinde bulunup, birbiri üzerine binen incecik maden yapraklardan oluşan, açılıp kapanarak, duyarkat üzerine gelen ışığın niceliğini düzenleyen düzenek.

Pause : Yasal günlük çalışma süresi arasında işin gereğine göre işçiye verilen dinlenme payı. Ara dinlenmesi. Bir konuşma ya da tümce içinde susuşu getiren nokta. Duraklatmak. Tereddüt etmek. Durgu. Duraksamak. Ara. Bir görüşmede yanıtlayıcının yorulduğu ya da ilgisinin dağıldığı durumlarda uyanıklığı sağlamak üzere sorulamayı geçici olarak durdurma ya da çeşitlendirme, bk. yoğulum. Duruklamak.

Hang fire : Beklemek. Askıda kalmak. Zamanında ateş almamak. Geç ateş alma.

Be slow : Geri kalmak (saat).

Be behind time : Geri düşmek. Geç kalmak. Zamanın gerisinde kalmak.

Fall behind : Yetersiz kalmak. Yetişememek. Gerisinde kalmak. Derslerden geri kalmak. Arkasında kalmak. Zamanında bitirememek.

Draw back : Geri çekmek. Geri almak. Bilardoda geri çektirme. Kaçınmak. Geri çekilmek. Gerilemek. Bilardoda çektirme. Çekilmek. Kaçmak. Yerine getirmemek.

 

Lag behind synonyms : hold off, fallen behind, drag behind, falter, falters, be hung up, keeping back, lose, hang back, lagged, delays, pauses, kept back, lag, pausing, get behind, drop back, be posterior to, delay, lags, bring up the rear, hold up, fall astern, hesitate, lagging behind, be delayed, hang behind, fall behind with, loses, stay behind, come to a standstill, be late, paused.