Lagged effect türkçesi Lagged effect nedir

  • Bir fonsiyonel ilişkide bağımsız değişkende ortaya çıkan bir değişmenin belirli bir dönem sonra bağımlı değişkende yarattığı etki.
  • Gecikmeli etki.
  • İktisat alanında kullanılır.

Lagged effect ingilizcede ne demek, Lagged effect nerede nasıl kullanılır?

Lagged : Duraklamak. Yalıtım malzemesi ile kaplamak. İzoleli. Geri kalmak. Gecikmek. Tahta kaplamak. Gecikmeli.

Effect : Gerçekleştirmek. Bir bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız değişken tarafından belirlenen ya da bağımlı konumda olan etken. bk. neden. Sonuca vardırmak. Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik, gürültü, sis, yağmur, kar, güneş, gece, fırtına, yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Bulgu sonucu. Başarmak. Sonuçlandırmak. Sonuç vermek. Ulaşmak.

Lagged chromosome : Geri kalmış kromozom. Anafaz esnasında bir ya da daha fazla sayıdaki kromozomun, kutuplara doğru hareketinin gecikmesi.

Lagged dependent variable : Gecikmeli bağımlı değişken.

Lagged endogenous variable : Gecikmeli içsel değişken.

Lagged latent dependent variable : Gecikmeli örtük bağımlı değişken.

İngilizce Lagged effect Türkçe anlamı, Lagged effect eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Lagged effect ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

Impact lag : İktisadi politikaların uygulanmaya konulmasıyla, söz konusu politikaların ekonomi üzerindeki etkilerinin ortaya çıkması arasında geçen zaman. krş. iç gecikme. Dış gecikme.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Lagged effect synonyms : lagged response, ability rent, a group shares, a pass through certificate, a shift in individual demand, a type mutual funds, abolition of forced labour convention, abnormal budget receipts, abnormal budget expenditures.