Largest türkçesi Largest nedir

Largest ile ilgili cümleler

English: Ali isn't our largest contributor.
Turkish: Ali bizim en büyük iştirakçimiz değil.

English: Ahmedabad is the largest city in Gujarat.
Turkish: Ahmedabad, Gucerat'ın en büyük kentidir.

English: Australia is the largest country in the world without borders with any other country.
Turkish: Avustralya, dünyada başka bir ülkeyle sınırı olmayan en büyük ülkedir.

English: Asia is the largest and most populated of the world's continents.
Turkish: Asya, dünya kıtalarının en geniş ve en kalabalığıdır.

English: And that's when the airlift began – when the largest and most unlikely rescue in history brought food and hope to the people of Berlin.
Turkish: Tarihinin en büyük ve en olası kurtarma Berlin halkına yiyecek ve umut getirdi - Ve bu havadan ikmalin başlamasına sebeb oldu

Largest ingilizcede ne demek, Largest nerede nasıl kullanılır?

The largest : Azami. Çok büyük. En geniş. En büyük.

Larges : Büyük. Büyük (servet). Büyücek. Koca. Çok. Kalabalık (aile). Geniş. Kocaman. İri.

Largess : Eli açıklık. Bağışlama. Bağış. Büyük hediye. Bkz.largesse. Cömertlik. Eliaçıklık.

Largesse : Cömertlik. Büyük hediye. Bahşiş. Bağışlama. Atiyye. Büyük armağan. Bağış. İhsan. Eli açıklık. Eliaçıklık.

 

Largesses : Büyük hediye. Bağış. Bağışlama. Cömertlik.

Large as life : Doğal büyüklükte. Doğal ölçüleriyle. Ta kendisi.

Large black pork : Doğu ingiltere’de bulunan, aslen çin’deki ırkların ingiltere’ye getirilerek geliştirildiğine inanılan, günümüzde vücudunun derinliği ve ideal uzunluğuyla ayırt edilen, geniş yapılı, yorkshire ırkından biraz daha küçük ve siyah renkte, uzun kafa yapısı ve düzgün yüzü bulunan, karakteristik büyük sarkık kulaklara sahip, oldukça uysal yapılı domuz ırkı. Büyük siyah domuz.

Large boned : Büyük kemikleri olan. İskeleti büyük ağır kemiklerden oluşan. Kemikli.

Large attendance : Orada bulunan çok sayıda insan. Büyük katılım.

Large and small : İrili ufaklı. Büyük küçük. Büyükten küçüğe kadar her boyutta olan. Tüm boyutlarla ilgili olan.

İngilizce Largest Türkçe anlamı, Largest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Largest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Maximals : Maksimal. Büyükçe. En fazla.

Capital : Baş. Mükemmel. Başkent. Büyük harf. Coğrafya, iktisat, tarih, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kimi ayrılıklar dışında, bir devletin, hükümet ve parlamentosunun yerleştiği, devlet başkanının oturduğu, siyasal ve yönetsel özeği olan kent. Önemli. Başmal. Bir devletin yönetim merkezi olan kent. Sermaye.

Ample : Çok. Etraflı. Kafi. Gerektiğinden çok. Bol. Yeterli. Heybetli.

Cosmical : Kozmik. Evrensel.

Fierce : Azılı. Acımasız. Ateşli. Azgın. Kötü. Aşırı. Vahşi. Sert. Öfkeli.

 

Antaean : Antaeus'un veya antaeus ile ilgili. Antaeus hissi veren. Devasa. Muazzam. İnsanüstü gücü olma. Antaeus izlenimi veren. Antaeus-vari. Antaeus'a dair veya antaeus ile ilgili.

Maximus : Fabius maximus. Quintus fabius maximus verrucosus (275-203 b.c.). İkinci kartaca savaşı sırasında roma ordusunun yeniden toparlanmasına izin vermek için mücadeleyi durduran hannibal'a karşı mücadeleyi kazanan roma komutanı ve devlet adamı. Maksimus.

Biggest : İri kıyım. Kocaman. İri yarı. Çok. Yüce. Kapı gibi (argo terim). Önemli.

Elephantine : Tombul. Fillere ait. Şişman. Hantal. Fil gibi. Kocaman. Fil ile ilgili. Çok iri. Kaba.

First : Önce. Başlangıç. Birinci. Önde gelen. İlk kez. İlkönce. Başta. İlk. Öncelikle. İlk olarak.

Largest synonyms : enormously, fabler, fantastic, a whale of, corpulent, fablers, supreme, ampler, maximal, big, at most, large, almighty, maximums, extra large, paramount, greatest, fantastical, enormous, ultimate, the highest, amplest, the largest, fab, firsts, at best, commodious, ruling, at the most, broad, bigger, for the most part, bap.

Largest zıt anlamlı kelimeler, Largest kelime anlamı

Small : Basit. Alçak. Fakir. Ufak. Ufacık. Küçük. Mütevazi. Minik. Arka. Hafif.

Little : Az miktarda. Küçük. Önemsiz. Az. Değersiz. Genç. Ufak. Az miktar. Hemen hemen hiç. Azıcık.