Lates türkçesi Lates nedir

Lates ile ilgili cümleler

English: Come here by ten at the latest.
Turkish: En geç ona kadar buraya gel.

English: "Tom and Mary - A Tragedy in Five Acts" is the title of Mary's latest autobiographical work.
Turkish: "Tom ve Mary- beş perdelik bir trajedi" Mary'nin en son otobiyografik çalışmasının başlığıdır.

English: As far as I know, this is the latest edition.
Turkish: Bildiğim kadarıyla, bu son baskıdır.

English: Have you heard the latest rumours?
Turkish: En son söylentileri duydun mu?

English: According to latest survey, 99% of employees want a free iPad.
Turkish: En son ankete göre çalışanların %99'u bedava iPad istiyor.

Lates ingilizcede ne demek, Lates nerede nasıl kullanılır?

Latescence : Belirsiz nitelik. Gizli durum.

Latescent : Saklı. Gizemli. Bilinmeyen. Gizli.

Latest : En geç. Yeni. En yeni. Son. Son çıkan. En son.

Latest achievement : Son başarı. En son başarı. En son kazanma.

Latest fashion : Son moda.

Latest model : En son model. En yeni model. Çok yakında yapılmış olan model.

Latests : En geç. En yeni. Yeni. Son. Son çıkan. En son.

Latest news : Son gelişmeler. Son haberler.

Accumulates : Yığmak. Birikmek. Yığılmak. Çoğalmak. Toplanmak. Toplamak. Biriktirmek.

 

At the very latest : En geç.

İngilizce Lates Türkçe anlamı, Lates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belated : Geçmiş. Geç kalmış. Karanlığa kalmış.

Overdue : Hükümsüz kalan. Rötarlı. Ödeme zamanı geçmiş. Günü geçmiş. Vadesi geçmiş. Geç kalmış. Vadesi dolmuş. Geçikmiş. Ödenmesi gecikmiş.

Lated : Geç kalmış.

Slowest : Uzun süren. Eli ağır. Geç anlayan. Hızı azaltan. Ağır. Yavaş. En yavaş. Geri kalmış. Sıkıcı.

Cuti : Resim seçiciye, belli bir alıcının verdiği resme bağlantı yapması için verilen komut. (alıcının ya da bunun bağlı olduğu denetliğin sayısı eklenerek "bire geç!, üçe geç ..." biçiminde söylenir). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Carcass : Gövde. Gövde et. Kadavra. Eski ya da bitmemiş tekne iskeleti. Hkr. Kalıntı. Vücut. Hayvan ölüsü. Bina iskeleti. Döküntü artık.

Past due : Vadesi geçmiş. Zaman aşımına uğramış. Muaccel durumda olan. Zamanı geçmiş.

Detained : Sorgulanmak üzere tutulan. Göz altına alınmış. Göz altında. Yakalanmış. Nezarethanede. Tutuklanmış. Alıkonmuş.

Wonted : Mutat. Herzamanki. Alışılmış.

Late : Son zamanlarda olan. Son. Geç kalan. Eski. Geçen.

Lates synonyms : genus lates, giant perch, centropomidae, family centropomidae, giant seaperch, lates calcarifer, fish genus, asian seabass, white seabass, usuals, cadaver, habitual, dead, behind time, at rest, barramundi, corpses, defunct, behind, as dead as a doornail, carcase, brown bread, regular, dead duck, accustomed, tardier, corpse, the late, carcases, posteriorly, dead meat, carcasses, delayed.

Lates ingilizce tanımı, definition of Lates

Lates kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A genus of large percoid fishes, of which one species (Lates Niloticus) inhabits the Nile, and another (L. calcarifer) is found in the Ganges and other Indian rivers. They are valued as food fishes.