Lending türkçesi Lending nedir

  • İkraz.
  • Kitaplıktan dışarı çıkarılmasında sakınca görülmeyen gereçleri, belirli bir süre için, kitaplık dışında yararlanmak üzere okura verme.
  • Ödünç verme.
  • Belli bir süre sonra geri ödemek koşuluyla bir başkasına para ya da mal verme.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Borç verme.

Lending ile ilgili cümleler

English: I finally talked her into lending me the book.
Turkish: Kitabı bana vermesi için sonunda onu ikna ettim.

English: Don't make me regret lending you this money.
Turkish: Sana bu parayı ödünç verdiğime beni pişman etme.

English: Ali doesn't mind lending Mary money.
Turkish: Ali Mary'ye ödünç para vermeyi umursamaz.

English: Banks are cutting lending to industrial borrowers.
Turkish: Bankalar endüstriyel boçlulara kredi vermeyi kesiyor.

English: I don't mind lending some money to you.
Turkish: Sana biraz ödünç para verebilirim.

Lending ingilizcede ne demek, Lending nerede nasıl kullanılır?

Lending an ear : Dikkatle dinlemek. Kulak vermek.

Lending bank : Borç veren banka.

Lending ceiling : Borç tavanı. Hisselere ayrılabilen toplam kredi. Kredi limiti. Alınabilen maksimum kredi miktarı.

Lending limit : Ödünç verme sınırı. Kredi tavanı. Kredi limiti. Kredi sınırı.

Securities lending process : Menkul değer ödünç işlemleri. Aracı kurum ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar çerçevesinde, ödünç veren taraftan yoktan satış için ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için taşınır değerlerin verilmesi ve aynı tür taşınır değerlerin fazlasıyla geri alınması.

 

Splendid : Azametli. Harika. Şatafatlı. Muhteşem. Mükemmel. Parlak. Çok iyi. Berkemal. Çok parlak. Görkemli.

Alpha blending : Alfa karıştırma. (bilgisayar grafikleri) yarı-saydam maddelere saydamlık özelliğini kazandırmaya yarayan bir teknoloji.

Colour blending : Renk karışımı.

Splendidness : Görkem. Parlaklık. Gösteriş. Şaşaa.

Splendiferous : Göz alıcı. Görkemli. Mükemmel. Göz kamaştıran. Müthiş. Acayip.

İngilizce Lending Türkçe anlamı, Lending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

Loaning : Süt sağma avlusu veya çimlerle kaplı alan (ingiltere'de kullanılan). Sığırların işlenmiş toprak içinden sürüldükleri açık alan. Aynı şeyin veya miktarının geri verileceği karşılığında ödünç para veya mülkiyet verme.

Disposal : Tanzim. Kontrol. Kullanım. Kurtulma. Kullanma. Satış. Satma. Yok etme. Emir. Yönetim.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

Loanings : Aynı şeyin veya miktarının geri verileceği karşılığında ödünç para veya mülkiyet verme. Süt sağma avlusu veya çimlerle kaplı alan (ingiltere'de kullanılan). Sığırların işlenmiş toprak içinden sürüldükleri açık alan.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Lending synonyms : usury, a change in supply, loan, abnormal budget, disposition, a shift in individual demand, circulation, ability to pay approach, abolition of forced labour convention, ability rent, a pass through certificate, charging, a group shares, a change in demand.

Lending ingilizce tanımı, definition of Lending

Lending kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of one who lends.