Lenser türkçesi Lenser nedir

  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Odaklayıcı.
  • Alıcının devindirilmesi sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı.

Lenser ingilizcede ne demek, Lenser nerede nasıl kullanılır?

Contact lense : Kontakt lens.

Eye lense : Mercek (mikroskop).

Lense : Mercek.

Lenses : Göz merceği. Objektif. Gözlük camı. Adese. Mercek. Lens.

Contact lenses : Kontakt lensler. Kontak mercekleri. Göz'e tutturulan mercekler. Tutturma mercekler. Lensler.

Telensepine : Muskarin almaçlarından m1 almaçlarını baskılayarak uyarı geçişini engelleyen bir ilaç. Telenzepin.

Flenses : Ayıbalığını yüzmek. Yağını çıkarmak (balina). Balinayı yüzmek. (balinanın) yağını boşaltmak.

I lost my contact lenses : Kontak lenslerimi kaybettim.

Flense : Yağını çıkarmak (balina). Ayıbalığını yüzmek. Balinayı yüzmek. (balinanın) yağını boşaltmak.

Lens aperture : Diyafram açıklığı. Mercek diyafram açıklığı. Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Işık düzengeci açıklığı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Diyafram.

İngilizce Lenser Türkçe anlamı, Lenser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lenser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Encroach upon : Tecavüz etmek. Tecavüzde bulunmak (başkasının hakkına).

Penetrate : Sızmak. Sokulmak. Delmek. Dalmak. İçine işlemek. Arasından geçmek. İçyüzünü anlamak. Girmek. Anlamak. Yarmak.

Address : Adres yazmak. Konuşma yapmak. Birincil ya da ikincil bellekte, bir verinin bulunduğu yeri ve bu yere nasıl erişilebileceğini tanımlayan veri. genellikle, özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan veri. erişki sözcüğü de kullanılabilir. Nutuk çekmek. Söylev vermek. Söylev. Ünvan. Adres. Kendini bir işe adamak.

Perforate : Delikli. Delikli yapmak. İçinden geçmek. Delgi. Delik açmak. Delmek. İçine işlemek. Bir dizi delik açmak. Sıralı delik açmak. Nüfuz etmek.

Invade : Zaptetmek. Akın etmek. Hücum etmek. İhlal etmek. Tecavüz etmek. Ele geçirmek. Baskın yapmak. Doldurup taşırmak. İstila etmek. Saldırmak.

Pop in : Takıvermek. Sokuvermek. Kısa bir süre için gelmek. Ansızın girmek. Uğramak. Çıkagelmek. Geçerken uğramak. Pat diye gelmek. Birini ziyaret etmek. Bir yere uğramak.

Board : Tecimevi, iş yerlerinin kapılarına asılan ve yapılan iş çeşidi ile bu işe ilişkin özel ve tüzel kişi iyeliğini kapsayan göstergeç. İlan tahtası. Yolcu almak. Tahta. Tabela. Komisyon. Borda. Yiyecek sağlamak. Binmek. Mukavva.

Text : Parça. Tekst. ä°ncil'de ayet. Metin. Bilişimsel dilbilim ve bilgi erişimde, doğal dil sözdiziminin bir yazı oluşturacak biçimde, biçim, anlatış ve noktalama imleriyle kullanıldığı, bir uzunluk kısıtlaması öngörülmeksizin, gereken boyda damga dizgisi. İncil'den kısa bölüm. Mesaj atmak (cepten). Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Kitap ya da yazının aslı. İncilden kısa bölüm.

 

Missive : Tezkere. Mektup. Resmi mektup. Uzun mektup.

Covering letter : İrsalat mektubu. Açıklayıcı mektup. Kapak yazısı. Kapak sayfası. Teyit mektubu. Ön yazı. Irsalat mektubu. Kapak.

Lenser synonyms : file in, open letter, fan letter, encyclical letter, out in, personal letter, take water, dead mail, crank letter, obtrude upon, intrude on, move into, focuser, air letter, get on, business letter, round robin, focusers, postscript, aerogramme, go into, irrupt, correspondence, come in, airmail letter, follow focus camera man, turn in, aerogram, letter of intent, encyclical, go in, intrude, walk in.

Lenser zıt anlamlı kelimeler, Lenser kelime anlamı

Undock : Gemiyi havuzdan çıkarmak. Yatağından çıkarmak. Havuzdan çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak. Çıkar.

Pop out : Fırlamak. Aniden çekip gitmek. Ağızdan kaçmak. Yırtık dondan çıkmak. Yuvasından fırlamak (göz). Atmak. Birdenbire çıkmak. Dışarı çıkmak.

Exit : Gitmek. Ölmek. Gidiş. Çıkıp gitmek. Vefat. Çıkış yeri. Sahneden çıkmak. Çıkmak. Çıkma.

Lenser antonyms : incognizance, get off, file out.