Leveller türkçesi Leveller nedir

Leveller ingilizcede ne demek, Leveller nerede nasıl kullanılır?

Levellers : Düzleyen. Tesviye aleti. Doğrultaç. Eşitlikçi. Düzleştiren. Düzelteç. Eşitlik yanlısı kimse.

Levelled : Yerle bir etmek. Düzeltmek. Hedef almak. Yıkmak. Eşitlemek. Nişan almak. Düzleştirmek. Yöneltmek. Dengelemek.

Unlevelled : Düzlenmemiş. Tesviye edilmemiş.

Levelling : Kangal açma. Düzeyleme. Tahrip etme. Seviye dengeleyici kullanma. Yere serme. Yapım işlemlerini kolaylaştırmak için ayrı düzeylerdeki toprak parçalarının, kazarak, toprağı başka yere taşıyarak aynı düzeye getirilmesi işi. yeryüzünde bulunan ya da yeryüzüne yakın olan noktaların düşey doğrultudaki uzaklıklarının ölçülmesi işi. Düzleştirme. Düzeçleme. Düz yapma.

Levelling agent : Egaliz maddesi. Düzgün boyama maddesi.

Level at : (suçu) -e yüklemek. Yöneltmek. Hedef almak. Doğrultmak. -e yöneltmek. Doğrultmak (silahı). (silahı) -e doğrultmak. Yüklemek (suçu).

Levelling solution : Düzgünleme çözeltisi.

Level headed : Akılcı. Aklı başında. Sakin. Mantıklı. Dengeli. Kendi halinde. Sağgörülü. Mantıklı düşünen.

Levelling curve : Düzeç eğrisi.

Level adjustment : Düzey ayarı.

İngilizce Leveller Türkçe anlamı, Leveller eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Leveller ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Levellers : Düzleştiren. Eşitlik yanlısı kimse. Düzleyen. Eşitlikçi. Doğrultaç.

Leveler : Düzleştiren. Eşitlikçi. Düzleyen. Doğrultaç. Eşitlik yanlısı kimse.

Stabilizer : Nitrat tabanlı filmlerin yapımında kullanılan, filmin kimyasal yönden dayanıklılığını artırıp yanıcılığını azaltan özdek. renkli filmde jelatini sağlamlaştıran, renkli görüntünün korunmasını sağlayan özdek. Stabilizatör. Pekiştirici. Gıda mevzuatında belirtilen özellik ve koşullarda olmak üzere sucuk, salam, sosis vb. et ürünlerine dolgunluk, su tutucu ve hamuru bağlayıcı özellik veren doğal veya yapay maddeler. Sabitleyici. Stabilizör. Seslendirme aygıtlarında, kuşağın geçtiği yolda bulunup kuşağın düzgün devinimini sağlayan makara. Denge kolu. Düzenleştirici.

Air level : Havalandırma katı. Düzeç.

Levelers : Doğrultaç. Eşitlikçi. Eşitlik yanlısı kimse. Düzleştiren. Düzleyen.

Radical : Esasi. Kökçe. Çiftlenmemiş bir elektrona sahip atom veya atom grubu, serbest radikal. Köken. Çok kısa yaşamlı olup başka kök ya da moleküllerle hızla tepkime veren ve tek sayılı elektron bulunduran atom ya da molekül (örn. brch3). olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan, ancak birçok tepkimeden nitelik değiştirmeden geçebilen atom kümesi (örn. -no3). Köke ait olan. Kök. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. İfrat. Kimi birleşiklerde görüleni ve işlev bakımından birilikte davranan öğecik kümesi.