Loos türkçesi Loos nedir

Loos ile ilgili cümleler

English: Ali has got to loosen up a little.
Turkish: Ali biraz kaslarını gevşetmek zorunda.

English: Ali loosened his collar.
Turkish: Ali yakasını gevşetti.

English: A few glasses of wine can loosen the tongue.
Turkish: Birkaç bardak şarap dili gevşetebilir.

English: Ali likes to wear loose-fitting clothes.
Turkish: Ali bol giysiler giymeyi seviyor.

English: Actually she is a loose woman.
Turkish: Aslında o oynak bir kadın.

Loos ingilizcede ne demek, Loos nerede nasıl kullanılır?

Battle of loos : Loos muharebesi. 25-28 eylül 1915 tarihlerinde batı cephesi'nde alman hattını kırmak için gerçekleştirilmiş büyük bir birinci dünya savaşı muharebesi (britanya'nın büyük kayıplar vermesiyle sonuçlandı).

Loose : Serbest bırakmak. Kaçmak. Bol. Çözmek. Atmak. Gevşek. Ateşlemek. Oynak. Ateş etmek. Salıvermek.

Loose change : Bozuk para. (cepteki) bozuk para. Madeni paralar.

Loose coupling : Gevşek bağlaşım. Gevşek kuplaj. Muknatıssal aktarımı yeğniltecek ölçüde uzak duran kangallar arasındaki bağlaşım, örn. gevşek yayla bağlı sarkaçların bağlaşımı.

Loose ends : Yarım kalmığ işler. Sonuçlandırılmamış işler. Yarım kalmış işler.

Loose ground : Gevşek zemin. Gevşek toprak.

 

Loose leaf : Sayfaları çıkarılıp takılabilen. Sayfaları çıkarılıp tekrar takılabilen (kitap veya defter).

Loosely : Gevşekçe. Gevşek olarak. Sarkık. Genel hatlarıyla. Genel olarak. Gevşek. Gevşek bir biçimde.

Loose living : Ahlak kurallarına aykırı olarak yaşama.

Loose smut of oat : Yulafta, tanelerden sonra kapçıkları da karartıp döken ve başak saplarını çırılçıplak bırakan bazitlimantar; bu mantardan ileri gelen yanıklık. Yulaf açık rastığı.

İngilizce Loos Türkçe anlamı, Loos eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Loos ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Comfort station : Umumi tuvalet. Wc. Halka açık tuvalet. Umumi hela.

Urinals : Çiş kabı. Klozet. İdrar kabı. Pisuar. Ördek. Pota. Sürgü. Pisuvar. Çişlik.

Closeting : Gizli oda. Bir odada özel görüşmek. Gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi). Hücre. Alafranga helataşı. Dolap. Klozet. Helataşı. Odaya kapatmak.

Closet : Gömme dolap. Küçük oda.

Loo : Ayak yolu. Yüznumara. Wc.

Lavatory : Lavabo. Lavabo desteği. Abdesthane. Tuvalet kabini. Kenef. Yüznumara. Ayak yolu. Ayakyolu.

Toilet : Süslenme. Helataşı. Giyinme. Klozet. Ayakyolu. Makyaj. Çekidüzen. Kabine.

Bog : Çıkmaza girmek. Kenef. Batağa saplanmak. Bataklık. Batağa sokmak. Kaba kenef. Bataklığa gömülmek. Yüznumara.

Closets : Bir odada özel görüşmek. Hücre. Bölme. Küçük oda. Helataşı. Gizli oda. Gömme dolap. Yüklük.

Latrine : Askeriyedeki tuvalet. Sahra helası. Şantiye helası.

Loos synonyms : adolf loos, clow, urinal, cloakroom, bogs, bogging, crapper, dress clothes, toileting, bathroom, cloakrooms, dinner dress, latrines, crappers, bathrooms, restroom, washroom.

Loos ingilizce tanımı, definition of Loos

Loos kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Reputation. Praise. Fame.