Loosing türkçesi Loosing nedir

Loosing ile ilgili cümleler

English: We are continuously loosing blood.
Turkish: Sürekli kan kaybediyoruz.

English: I've packed gambling in. I've been loosing too much money.
Turkish: Kumar oynamayı bıraktım. Çok para kaybediyorum.

Loosing ingilizcede ne demek, Loosing nerede nasıl kullanılır?

Mechanical loosing : Mekanik kayıp. Kuru ot üretiminde biçilen otların kurutulması, tırmık çekilmesi, balyalama, depoya taşıma ve hayvanlara yedirme sırasında oluşan yaprak vb. kısımların dökülmesiyle meydana gelen kayıp.

Unloosing : Açmak. Salıvermek. Koyvermek. Serbest bırakmak. Bırakmak. Çözmek. Gevşetmek.

Floosie : (argo) kötü şöhretli kadın. Orospu (ayrıca floozie, floozy). Ahlaksız kadın. Fahişe.

Floosies : Fahişe. Orospu (argo terim).

Battle of loos : Loos muharebesi. 25-28 eylül 1915 tarihlerinde batı cephesi'nde alman hattını kırmak için gerçekleştirilmiş büyük bir birinci dünya savaşı muharebesi (britanya'nın büyük kayıplar vermesiyle sonuçlandı).

Loose ground : Gevşek zemin. Gevşek toprak.

Loose living : Ahlak kurallarına aykırı olarak yaşama.

Loose ends : Yarım kalmış işler. Yarım kalmığ işler. Sonuçlandırılmamış işler.

Loose change : (cepteki) bozuk para. Madeni paralar. Bozuk para.

 

Loose : Gevşek. Ateşlemek. Atmak. Salıvermek. Kaçmak. Serbest bırakmak. Ateş etmek. Oynak. Çözmek. Bol.

İngilizce Loosing Türkçe anlamı, Loosing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Loosing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Plugs : Tıpalamak. Tıkamak. Dolgu yapmak. Tıkaç. Yumruk atmak. Harıl harıl çalışmak. Vurmak. Reklamını yapmak (radyo).

Disentangles : Serbest kalmak. Açılmak. Açmak. Ayırt etmek. Düğüm çözmek. Dolaşıklığını gidermek. Çözülmek. Çözmek. Kurtulmak.

Superficial : Yüzlek, yüzeyde olan. Yarım yamalak. Dış. Sathi. İki boyutlu. Ayrıntısız. Derin olmayan. Üstünkörü. Esaslı olmayan. Superfisyal.

Chilling : Soğutma. Pelet veya kırılmış tane yemleri küf ve böceklerden korumak amacıyla geliştirilen, silo, ambar ve depolarda serin ve nispeten kuru hava ile % 65 den az nispi nem olacak biçimde normalde sadece bir kez soğutmayla birkaç ay depolamada yeterli olan depolama biçimi. Soğuk. Soğukta depolama. Soğutma işlemi. Dondurucu. Soğuma. Buz kristalleri oluşmadan veya fark edilmeyecek düzeyde oluştuğu, genellikle suyun donma noktası üzerindeki bir sıcaklık uygulamasıyla yapılan konservasyon yöntemi. Üşütücü.

Catapulting : Vurmak. Mancınık. Mancınıkla atmak. Fırlatma düzeneği ile ilgili. Sapan. Fırlatmak. Katapült uçak.

Extricate : Açığa çıkarmak (kimya terimi). Zor bir durumdan çıkarmak. Açmak. Kurtarmak. Ayrıştırmak. Ayırmak. Çıkarmak. Zor durumdan çıkarmak.

Cut adrift : Akıntıya bırakmak. Sürüklenmeye bırakmak.

Temperature reduction : Sıcaklık azalması. Isı düşmesi.

 

Assoil : Affetmek. Çözmek. Eritmek. Bir şeyi telafi etmek. Beraat ettirmek.

Dismisses : Göndermek. İhraç etmek. İşten atmak. İşten kovmak. Görevden almak. İşten çıkarmak. Yol vermek. Kovmak. Bırakmak.

Loosing synonyms : cast away, chuck away, guns, cashier, demobilize, fires, disentangle, demobilized, bung, freezing, decontrolled, sounding, discharging, extricated, demobilise, blaze away at, cast aside, enflame, deallocate, emblazing, dismissing, enflaming, demobilizes, looses, catapulted, infrigidation, gun, dismiss, disengages, ignited, ignite, temperature change, demobilizing.

Loosing zıt anlamlı kelimeler, Loosing kelime anlamı

Profound : Bilge. Derya. Çok derin. Şiddetli. İçe işleyen. Etkileyici. Etkili. Adamakıllı. İçine işleyen. Bilgili.

Contentment : Gönül ferahlığı. Gönül rahatlığı. Hoşnutluk. Gönül hoşluğu. Ferahlık. Memnuniyet. Ferah. Rahatlık. İktifa. Razı olma.