Profound türkçesi Profound nedir

Profound ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't shake the feeling that something profound was about to happened.
Turkish: Ali insanın içine işleyen bir şey olacağı hissini atlatamadı.

English: It had a profound effect on me.
Turkish: Benim üzerimde çok derin bir etkisi vardı.

English: Your questions are getting progressively more profound.
Turkish: Sorularınız giderek daha derinleşiyor.

Profound ingilizcede ne demek, Profound nerede nasıl kullanılır?

Profound stomatitis : Derin ağız yangısı. Ağzın destek dokularına kadar ilerleyen ağız yangısı. irin yapan bakterilerin submukoza ve kaslara girmesi sonucu biçimlenir.

Profounder : Adamakıllı. İçe işleyen. İçten. Bilgili. Bilge. Çok derin. Engin. Etkili. Şiddetli. İçine işleyen.

Profoundest : Derin. İçe işleyen. Derya. İçine işleyen. Şiddetli. Engin. İçten. Etkili. Bilgili. Bilge.

Profoundly : Derin bir anlam ile. İçtenlikle. Derinlemesine. Çok. Derinden. Ciddi olarak. İçten. Kalbinin derinliklerinden gelerek. Kalpten. Son derece.

Profoundness : Hikmet. Derinlik.

Profanation : Saygısızca kullanma. Kutsal şeye saygısızlık. Dünyevileştirme.

Profounds : Adamakıllı. Çok derin. Etkili. İçten. İçe işleyen. Derya. Şiddetli. Engin. Derin. Bilgili.

 

Profanations : Kutsal şeye saygısızlık. Saygısızca kullanma. Dünyevileştirme.

Prof : Profesör.

Paper prof its : Oranlama kazanç. Oranlanan, ancak o anda gerçekleşmemiş olan kazanç.

İngilizce Profound Türkçe anlamı, Profound eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Profound ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Effectives : Tesir. Etkin. Fiili. Efektif. Sökmek. Bir ordunun aktif gücü toplamı. Yürürlükte. Aktifler.

Hefty : İri. Gövdeli. Yüksek. Çok. Bol. Güçlü kuvvetli. İri yarı. Ağır. Çam yarması gibi.

All pervading : Tamamen yayılmak. Kaplamak. Tamamen istila etme. Sızmak.

Unfathomable : Akıl ermez. Anlaşılmaz. Ölçülemez. Sırrına varılamaz. Dipsiz. Sırrına erişilmez. Kavranılamaz. Akıl sır ermez.

Effectual : İstenen sonucu veren. Geçerli. İstenilen sonucu veren. Yeterli. Etkin. Müessir. Tesirli.

Ocean : Umman. Anadeniz. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Okyanus. Açık deniz. Okyanus denizi.

Affectional : Güçlü bir his ile tanımlayanmış olan. Duyguya hitap eden veya duygu ifade eden. Duygulu. Sevgi ile ilgili. Etkileyen.

From a to z : A'dan z'ye. Tam. Tüm incelikleriyle. Başından sonuna kadar. Tüm ayrıntılarıyla. Her bir ayrıntı. A2dan z'ye. A'dan z'ye kadar. Her şeyiyle.

Profound synonyms : profounder, profoundest, effective, acutes, deeper, penetrating, deepest, oceans, sagacious, immense, far out, chasmal, sea, affable, head over heels, abysmal, broad, chummy, chummiest, emphatic, acute, charismatic, forcible, authentic, dramatic, conusant, bona fide, burning, knowing, mordant, expansive, drastic, chummier.

 

Profound zıt anlamlı kelimeler, Profound kelime anlamı

Mild : Zarif. Ilıman. Mazlum. Hafif. Halim. Kibar. Yumuşak. Ilıman (iklim). Küçük yumru. Ilımlı.

Superficial : Sığ. Ayrıntısız. Yüzeyde olan. Derin olmayan. Esaslı olmayan. Maden. Superfisyal. Üstünkörü. Sathi.

Unscholarly : Okumamış. Bilgisiz.

Profound ingilizce tanımı, definition of Profound

Profound kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Opening or reaching to a great depth. To cause to dive or penetrate far down. Deep. The deep. The ocean. To penetrate. The sea. Descending far below the surface. To dive deeply. To cause to sink deeply.