Lunchtime türkçesi Lunchtime nedir

Lunchtime ile ilgili cümleler

English: At lunchtime today, our usual restaurant was closed because of a funeral in the family.
Turkish: Bugün öğle yemeği vakti, ailedeki bir cenaze nedeniyle alışıldık restoranımız kapalıydı.

English: Ali looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.
Turkish: Ali saatine baktı ve öğle yemeği vaktine sadece beş dakikası kaldığını gördü.

English: I should get to Boston by lunchtime.
Turkish: Öğle yemeği arasına kadar Boston'a varmalıyım.

English: It's not lunchtime yet.
Turkish: Henüz öğle yemeği vakti değil.

English: Moustapha looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Turkish: Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Mustafa öğle vakti koşusuna can atıyor.

Lunchtime ingilizcede ne demek, Lunchtime nerede nasıl kullanılır?

Lunchtimes : Öğle yemeği arası. Öğle arası.

Lunch counter : Amerikan bar tarzı ufak amerikan restaurantı. Büfe.

Lunch hour : Öğle tatili.

Bag lunch : Evden getirilmiş yemek. Kesekağıdında öğle yemeği. Evde hazırlanıp getirilmiş yemek. Evden getirilmiş öğle yemeği. Evde hazırlanıp getirilmiş öğle yemeği. Farklı bir yerde yenmek üzere paketlenmiş hafif akşamüstü yemeği.

 

Basket lunch : Piknik.

Business lunch : İş yemeği.

Have lunch : Öğle yemeği yemek.

Free lunch : Bedava sunulan bir mal veya hizmetin bedelinin bir biçimde, başka birilerine ödettirilmesi. Avanta bedeli.

Early lunch : Erken öğle yemeği.

Closed for lunch : Öğle yemeği için kapalı.

İngilizce Lunchtime Türkçe anlamı, Lunchtime eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lunchtime ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Meal : Sofra. Öğün yemeği. Elenmemiş kaba un. Öğün. Yağlı tohumların veya meyvelerin hidrolik pres, devamlı pres, solvent özütleme yöntemi gibi usullerle yağı alındıktan sonra geriye kalan proteince zengin ürün. Un gibi. Yemek. Kaba un.

Dinnertime : Yemek saati. Akşam yemeği zamanı. Yemek zamanı.

Mealtime : Yemek zamanı.

Suppertime : Akşam yemeği zamanı. Yemek zamanı. Akşam yemeği vakti.

Lunchtime synonyms : lunch period, lunchtimes.