Öğün nedir, Öğün ne demek

  • Kez, defa
  • Yemek vakti.
  • Bir vakitte yenilen yemek.

"Öğün" ile ilgili cümle

  • "Her öğün tıka basa yediği iki katlı ekmek kadayıfı ile.." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Yemek : Öğün pişti.

Onur.

Vakit, zaman: Öğünsüz yemek yemeyin.

Yemek: Öğün bişirdik.

Pay.

Vasiyet.

Yabanıl bitkilerin meyvesi.

Zaman.

Kez : Sana kaç öğün söyledim.

Yem.

Yemek zamanı.

Yemek zamanı.

Öğün isminin anlamı, Öğün ne demek:

Erkek ismi olarak; Zaman, vakit. Kez, defa. Önde, ileride olan. Kız ismi olarak; Zaman, vakit. Kez, defa. Önde, ileride olan.

Fransızca'da Öğün ne demek?:

ration

Öğün hakkında bilgiler

Öğün; gün içerisinde düzenli olarak yemek yenilen belirli vakitlerden her biri ve bu vakitlerde yenen yemekler. Pek çok kültürde kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği olmak üzere 3 ana öğün bulunur.

Düzenli öğünler günün ana bölümlerinde gerçekleşir. Özel bir durum nedeniyle yenen yemeklere örnek olarak ise doğum günü, evlilik yıl dönümü ve bayram ziyafetleri verilebilir.

Bir öğünde tüketilen yiyecekler genellikle miktar ve hazırlama yöntemleri bakımından atıştırmadan farklıdır. Atıştırma genellikle az miktarda fakat bol kalorili yiyecekleri içerir. Öğünlerde ise -genellikle- daha kapsamlı yöntemlerle hazırlanmış, birden fazla türde yiyecek tüketilir. Bununla birlikte öğünler haricinde yenen küçük yemeklere hafif yemek denir.

 

Piknik; açık havada yenen bir yemek olup kişilerin önceden hazırladığı ve piknik sepeti içinde getirdikleri yiyecek ve içecekleri kapsar. Genellikle park, orman, deniz sahili gibi insana huzur veren doğal ortamlarda yenir.

Öğün ile ilgili Cümleler

  • Öğünler arası yemek yeme.
  • Ali genellikle günde sadece iki öğün yemek yer.
  • Bir günde üç öğün yemek yemek önemlidir.
  • Öğünler arasında abur cubur yememelisin.
  • Ali genellikle günde sadece iki öğün yer.
  • Öğün atlamak sağlıklı değildir.
  • Öğünler arasında yemek yeme sağlığınız için gerçekten zararlı mıdır?
  • Öğünler arasında asla yememeyi prensip edinirim.
  • Kural olarak, günde üç öğün yemeğimiz var.
  • "Anne, bir bisküvi alabilir miyim lütfen?" "Hayır, alamazsın; öğünler arasında yememen gerekir"
  • Kahvaltı günün en önemli öğünüdür.
  • Öğünler arasında yemek yemek kötü bir alışkanlıktır.
  • Öğünler arasında atıştırmak kötü bir alışkanlıktır.
  • "Anne, bir bisküvi olabilir miyim?" "Hayır, öğünler arasında yememelisin."

Öğün tanımı, anlamı:

Yemek : Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yemek yeme, karın doyurma işi. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Birine alacağını vermemek, ödememek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Başkasının parasını harcamak. Kandırmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Isırmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama.

 

Vakit : Çağ. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Belirlenmiş olan zaman. Zaman. Geçim, para bakımından elverişli durum. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.

Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz : "kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Düzenli : Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

Kültür : Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme. Bireyin kazandığı bilgi. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Tarım.

Kahvaltı : Bu biçimde düzenlenmiş yemek. Genellikle sabahları yenilen hafif yemek.

Öğle : Öğle namazı. Öğle ezanı. Gün ortası, öğlen, öğle vakti.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir.

Gerçek : Temel, başlıca, asıl. Yalan olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Gerçeklik. Yapay olmayan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Doğruluk. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Kez : Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz, defa, kere, sefer.

Defa : Kez, kere.

Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Aynı, benzer. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

Öğün azdurmak : Aklını şaşırmak.

Öğün yemlemesi : Hayvanın tüketeceği bir günlük yem miktarının iki veya daha fazla aralıklarla belli zamanlara bölerek hayvana verilmesi.

Öğünbeç : Kendini beğenen, onurlu.

Öğüncek : Kendi kendini öven, övüngen. İş önlüğü. Kendini beğenen, onurlu

Öğüncük delisi : Kendi kendini öven, övüngen.

Öğünç : Övünme. 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; bk. Övünç

Öğünden geçmek : Aklından geçmek, hatırına gelmek.

Öğünden gitmek : Aklından, hatırından çıkmak, unutmak.

Öğünder : Önde giden, başa geçen.

Öğünderlik : Önderlik.

Diğer dillerde Öğün anlamı nedir?

İngilizce'de Öğün ne demek? : [Ogun] n. meal, repast

Fransızca'da Öğün : ventrée [la]

Almanca'da Öğün : Konzession, Zugeständnis