Meals türkçesi Meals nedir

Meals ile ilgili cümleler

English: Ali ate many of his meals off of paper plates.
Turkish: Ali yemeklerinin çoğunu kağıt tabaklarda yedi.

English: Ali ate all his meals in his room.
Turkish: Ali bütün yemeklerini odasında yedi.

English: As a rule, we have three meals a day.
Turkish: Kural olarak, günde üç öğün yemeğimiz var.

English: Are meals included?
Turkish: Yemekler dahil mi?

English: Ali usually eats only two meals a day.
Turkish: Ali genellikle günde sadece iki öğün yer.

Meals ingilizcede ne demek, Meals nerede nasıl kullanılır?

Are any meals included : Yemek dahil mi.

At what times are meals served : Yemek saatleri ne zaman.

After meals : Öğünlerden sonra. Yemekten sonra.

Before meals : Yemekten önce.

Gland meals : Bez unları. Kesilen memeli hayvanların karaciğer ve diğer salgı bezi dokuların kurutulmasıyla ve bunların suda çözünebilen maddelerinin özütlerinin kurutulmuş unları.

Meal moth : Unu, unlu maddeleri ve benzeri yiyecekleri kurtlandırarak, gelişmesini oralarda tamamlayan küçük kelebek. Yiyecek güvesi.

Meal ticket : Yemek karnesi. Geçim kaynağı. Yemek kartı. Yemek fişi. Yemek bileti.

Meal time : Yemek sögeni.

With meals : Yemekle birlikte.

Meal worm : Un kurdu. Un güvesi ve un böceği kurtçuklarının ortak adı. (bizde un akarı için de bu deyim kullanılıyor.).

 

İngilizce Meals Türkçe anlamı, Meals eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Meals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dinner : Günün esas yemeği. Akşam yemeği. Ziyafet.

Meal : Un gibi. Öğün yemeği. Küspe. Yemek vakti. Sofra. Yağlı tohumların veya meyvelerin hidrolik pres, devamlı pres, solvent özütleme yöntemi gibi usullerle yağı alındıktan sonra geriye kalan proteince zengin ürün.

Stepping stone : Atlama tahtası. Sıçrama tahtası. Atlama taşı. Üzerine basılarak karşıya geçilen taş. Vasıta.

Supper : Akşam yemeği. Hafif akşam yemeği. Son akşam yemeği.

Repasts : Yemek zamanı. Taam.

Wings : Bezemi, alıcıya göre, iki yandan çevreleyen kanatlar. bu kanatlar arasında oyuncuların görünçlüğe girip çıktıkları boşluk. Kulisler. Sahnenin iki yanında, dekorun görüngüsünü tamamlayan ve derinliği sağlayan, yerleri değişebilir çerçeveler. bu çerçeveler arasındaki oyuncuların girip çıktıkları geçitler. 3 -dekorun arkasında kalan sahne oylumu. Kulis. Pilotluk rozeti. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Görünçlük çevresi. Kanatlar. Uçağın gövdesinden çıkan ve uçuş boyunca kaldırma gücü sağlayan uzantılar. Sahnenin iki yanında dekoru perspektiv yönünden tamamlayan ve derinliği veren yerleri değişebilen çerçeveler. (barok çağında, italya'da, ilk kez kullanılmıştır). bu çerçeveler arasında oyuncuların sahneye girip çıktıkları boşluk.

Brunch : Branç. Kahvaltı ile öğle yemeği birleştirilen öğün. Geç yapılan kahvaltı. Kuşluk yemeği. Pazar kahvaltısı.

 

Side dish : Meze. Garnitür.

Instrument : Gereç. Vasıta. Çalgı. Doküman. İnstrument. Aygıt. Enstrüman. Alet. Döküman. Belge.

Picnic : Hoşa giden iş. Açık havada yenilen yemek. Evde rahatsız bir biçimde oturmak. Basit iş. Kolay iş. Çok kolay iş. Çocuk oyuncağı. Pikniğe gitmek. Piknik yapmak. Piknik.

Meals synonyms : victuals, ploughman's lunch, open sesame, nosh up, buffet, course, implementation, banquet, mess, repasted, spread, aliment, alimentation, expedient, side order, dint, way, chowing, ate, feast, road, afternoon tea, tool, dejeuner, agency, breakfast, effectuation, lunch, chowed, sustenance, dish, luncheon, devour.

Meals zıt anlamlı kelimeler, Meals kelime anlamı

Fine : Ceza. Ağır para cezası. Para cezası vermek. Ceza kesmek. Trafik cezası kesmek. İnce. Para cezası. İyi. Ceza vermek. Hoş.

Direct : Tiyatroyu yönetmek. bir tiyatro yapıtının sahnelenmesi işini yönetmek. Atfetmek. Bir oyunu, oyunculuk, dekor, ışıklama ve bütün uygulayım öğeleri ile uyumlu bir biçimde seyirciye sunmak. sahneye koymak da denir. Doğrultmak. Duraklamadan. Düz. Dolaysız. Yönetmek. Yöneltmek. Çevirmek.