Fine türkçesi Fine nedir

  • Ceza vermek.
  • İyi.
  • Para cezası vermek.
  • Ceza.
  • Ağır para cezası.
  • Zamanında geri getirilmeyen kitaplar için ödünç alanın ödemesi gereken ceza.
  • Trafik cezası kesmek.
  • Ceza kesmek.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Para cezası.
  • Hoş.
  • Cezalandırmak.
  • Para cezasına çarptırmak.
  • İnce.

Fine ile ilgili cümleler

English: According to the TV, it will be fine today.
Turkish: TV'ye göre bugün hava güzel olacak.

English: Ali does fine work.
Turkish: Ali iyi iş yapar.

English: Ali gets along fine with Mary's stepfather.
Turkish: Ali Mary'nin üvey babasıyla iyi anlaşır.

English: Ali gets along fine with Mary.
Turkish: Ali Mary ile iyi anlaşır.

English: A fine rain was falling.
Turkish: İnce yağmur yağıyordu.

Fine ingilizcede ne demek, Fine nerede nasıl kullanılır?

Fine adjustment : İnce ayar.

Fine aggregate : İnce agregat. İnce agrega.

Fine art : Güzel sanatlar. Güzel sanat.

Fine art works : Güzel sanat yapıtları. Estetik nitelikte olan ve 5846 sayılı yasanın dördüncü maddesinde sayılarak koruma kapsamında bulunan yapıtlar, renkli ya da renksiz çizgilerle belirtilen estetik niteliği bulunan ürünler.

Fine artist : Faydadan ziyade güzellik için sanatsal çalışmalar yaratan sanatçı. İyi sanatçı. Güzel sanatlarla uğraşan sanatçı.

Fine away : Aşınmak. Sivriltmek. İncelmek. Yontmak. İnceltmek.

 

Fine coal dust : İnce kömür tozu.

Fine cloth : İnce kumaş. İyi kumaş.

Fine chemicals : İnce kimyasallar. İnce kimyasal maddeler.

Fine clothes : Şık veya modaya uygun ve yüksek kaliteli kıyafet. Parlak ve seçkin kıyafet.

İngilizce Fine Türkçe anlamı, Fine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstainer : Sakınan kişi. Müstenkif. Oy vermeyen biri. İçki içmeyen biri. Çekimser kalan biri. Çekimser. İçki içmeyen kimse.

Punished : Azarlamak. Cezalandırılmış. Dövmek. Dayak atmak. Silip süpürmek. Ceza almış. Hırpalamak. Yalayıp yutmak. Cezalı.

Chastisement : Kötek. Dayak. Ceza verme. Cezalandırma (şiddetli).

Abetment : Suç ortaklığı. Tahrik etme. Suça teşvik. Kışkırtma. Yardımda bulunma. Cesaretlendirme. (suça) yardımda bolunmak. Azmettirme. Yardakçılık etme.

B : Si (müzik terimi). İngiliz alfabesinin ikinci harfi. Si. Borun simgesi. Si notası.

Fines : Para cezaları. İnce kısım. İnce daneler.

Alright : Olur. Peki. Tamam. Fena değil.

Bon : Elverişli. Güzel. Sevecen (fransızca).

Fine synonyms : hunky dory, o.k., amerces, amerced, dainties, braw, amiable, censures, administer an oath, avengement, penalise, aggravating circumstances, act of witness, abstention, penalizing, pecuniary, bully for you, penalises, chastening, penalized, castigate, castigates, calli, mulcts, censuring, canny, correction, censured, castigated, brittles, smart money, daintier, attics.

Fine zıt anlamlı kelimeler, Fine kelime anlamı

Imprecise : Gevşek. Titiz olmayan. Tam isabetli olmayan. Dikkatsiz. Özensiz. Tam doğru olmayan. Kesin olmayan.

 

Unsatisfactory : Yetersiz. Sudan. Umulan sonuçları vermeyen. Tatmin edici olmayan. İstenildiği gibi olmayan. Tatmin etmeyen. Kifayetsiz. Kafi gelmeyen. Tatminkar olmayan. Tatminkar değil.

Fine ingilizce tanımı, definition of Fine

Fine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Elegant. Accomplished. Conclusion. Termination. To impose a pecuniary penalty upon for an offense or breach of law. Extinction. Brought to perfection. Beautiful. Elegantly. Well. As, the trespassers were fined ten dollars. To make fine. As, the ale will fine. Or to cause to cease. To set a fine on by judgment of a court. Hence, free from impurity. Finished. End. To punish by fine. To cease. Worthy of admiration. Finely. Excellent. The weather fined. To finish. Delicately. Refined. To become fine (in any one of various senses). To refine. Superior. To purify, to clarify. To pay a fine. [Bakınız: Fine] 3 (b). To mulct. Mincingly. Fully. As, to fine gold.