Hoş nedir, Hoş ne demek

Hoş; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren.
  • Bununla birlikte
  • Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde.

"Hoş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hoş, benim de evlenmeye pek niyetim yok ya." - H. E. Adıvar
  • "Gelmiş o yaylanın baharı / Öter bülbüller hoştur avazı" - Âşık Veysel

Yerel Türkçe anlamı:

Hastalıklı, sıska.

Hoş (bk. oş)

(

Tatlı limon.

Bağlama edatı

Hoş kısaca anlamı, tanımı:

Hoş bulduk : "hoş geldiniz" sözüne verilen karşılık.

Hoş geldiniz : Gelen kişiye söylenen selamlama sözü.

Hoş görmek : Gücenilecek veya karşılık gelinecek bir davranışı hoşgörü ile karşılamak, anlayışla karşılamak, kusur saymamak.

Hoş tutmak : Birine iyi ve sevecenlikle davranmak.

Hoşa gitmek : Beğenilmek, bir kişiden veya bir şeyden hoşlanmak.

Hoşuna gitmek : Beğenmek.

Hoşbeş : Hatır sormak amacıyla söylenen ilk sözler.

Hoşgörü : Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.

Hoş koku : Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku, aroma.

Hoşkuran : Çiçekleri, dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki, tilkikuyruğu (Amaranthus lividus).

Hoşsohbet : Güzel ve tatlı konuşan (kimse).

 

Bir hoş : Tuhaf bir biçimde olan, garip.

Helalühoş : Yapılmış bir iyilikten, yardımdan söz edilirken buna pişman olunmadığını anlatmak için söylenen helalühoş olsun cümlesinde geçen bir söz.

Mayhoş : Bozulmuş veya bozulmaya yüz tutmuş olan (dostluk ilişkisi). Tadı şekerli ve az ekşi olan.

Meyvehoş : Kuru yemiş. Kuru yemiş satılan yer.

Zevk : Eğlence. Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz. Tat, lezzet. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni.

Bununla birlikte : Bunun böyle olduğuna bakmayarak, bununla beraber, mamafih. Buna ek olarak, bununla beraber, amma velakin.

Birlikte : Beraber. Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde.

Bir : Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Tek. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Eş, aynı, bir boyda.

Hoş beş etmek : Karşılamak

Hoş bulduk : “hoş geldiniz” sözüne verilen karşılık.

Hoş değil : Keyifsiz, rahatsız.

Hoş dutmak : İncitmemek, iyi muamele etmek. İkram etmek, ağırlamak, ziyafet etmek.

 

Hoş etmek : İyi yapmak.

Hoş geçmek : Hoş vakit geçirmek, iyi yaşamak.

Hoş gördü : Düğünlerde gelinin takı töreni

Hoş gördücü : Misafir ağırlayıcı

Hoş görmek : gücenilecek veya karşılık gelinecek bir davranışı hoşgörü ile karşılamak, anlayışla karşılamak, kusur saymamak. İlgili cümle: "“Bu hareketi pek hoş görmeyen Şems de onun böyle sellemehüsselam girip çıkmaması için biraz ağırca sözler söylemişti.”" A. H. Çelebi.

Hoş kalemlik : Yazı tahrif etmek.

Hoş ile ilgili Cümleler

  • Ali senden daha hoş.
  • Konuşma hoş olmayan bir hal aldı.
  • Hoş bir dokunuş.
  • Hoş bir adam olduğumu düşünüyorum.
  • Bush işkence kullanımını hoş karşılamaz.
  • Hoş bir akşam için teşekkür ederim.
  • Ne kulağa hoş gelen bir kelime!
  • Burada olmak hoş.
  • Jale çok hoş bir kadındır.
  • Tom'u böyle mutlu görmek çok hoş.

Diğer dillerde Hoş anlamı nedir?

İngilizce'de Hoş ne demek? : [HOS] adj. nice, pleasant, likeable, likable, agreeable, beautiful, fine, lovely, pretty, smooth, enjoyable, sweet, charming, affable, bonny, canny, clean cut, congenial, debonair, debonaire, delectable, delicious, delightful, desirable, elegant, fragrant

adv. nicely, fine, well, prettily, sweetly

Fransızca'da Hoş : agréable, plaisant/e, amusant/e, avenant/e, bon garçon, bon/ne, charmant/e, chouette, délicat/e, doux/douce, drôle, esthétique, élégant/e, joli/e, sympathique

Almanca'da Hoş : adj. angenehm, anmutig, anmutsvoll, annehmbar, annehmlich, ansprechend, behaglich, flott, freundlich, genehm, glücklich, grazil, hold, intim, liebenswert, mollig, niedlich, schmuck, weich, willkommen, wirtlich, wohlgefällig, wohlig, wohl klingend, wohltuend

adv. wohl

Rusça'da Hoş : adj. приятный, добрый