Lures türkçesi Lures nedir

Lures ile ilgili cümleler

English: Cheese often lures a mouse into a trap.
Turkish: Peynir genellikle bir fareyi tuzağa çeker.

English: Business failures are down 10% this year.
Turkish: İş hataları bu yıl yüzde on'a düştü.

English: Ali often blames others for his own failures.
Turkish: Ali kendi hataları için genellikle başkalarını suçlar.

English: Don't dwell on your past failures.
Turkish: Geçmiş hatalarının üzerinde durma.

English: Ali always tries to blame someone else for his failures.
Turkish: Ali hataları için her zaman başka birini suçlamaya çalışır.

Lures ingilizcede ne demek, Lures nerede nasıl kullanılır?

Allures : Baştan çıkarmak. Çekme. Aklını başından almak (argo terim). Çekmek. Çekici. Aklını çelmek. Ayartmak. Albeni. Aklını başından almak. Cezbetmek.

Business failures : İşletme başarısızlıkları. Borç yükümlülüklerini yerine getiremeyen işletme. İflas etmiş şirket.

Failures : Eksiklik. Tükenme. Aksatma. İhmal. Kusur. Bozukluk. Bulunmama. Fiyasko. İflas. Dinme.

Government failures : Piyasa başarısızlıklarını ortadan kaldırmaya yönelik hükümet müdahalelerinin rant arayışları nedeniyle devlet müdahalesinin olmadığı duruma göre daha fazla kaynak etkinsizliğine neden olması. Hükümet başarısızlıkları.

 

Mean time between failures : Bozulmalararası ortalama süre. Arızalararası ortalama süre. Ortalama arızaya geçme süresi. Arızalar arası ortalama süre. Arızalar arası ortalama zaman. Aksamalar arası ortalama süre.

Fish shaped lure : Olta iğnesinin baş veya pala kısmına balık görüntüsü verilerek kurşun dökmek suretiyle oluşturulmuş ve bir balığı yakalamada kullanılan olta. Zoka.

Allure : Aklını başından almak. Çekicilik. Çekmek. Aklını çelmek. Büyülemek. Cazibe. Çekme. Cezbetmek. Aklını başından almak (argo terim). Çekici.

Lure : Cazibe. Tuzak. Cezbetmek. Çekmek. Sırtı. Çekim. Sentetik malzemelerden yapılan, uç, karın ve kuyruk kısmında olmak üzere 2-3 adet üçlü olta iğnesi taşıyan, genellikle yem balığı biçimli yüzer oltalar. Yem. Rapala. Kapan.

Absolute product failure : Bir firmanın yeni piyasaya sürdüğü ancak üretim ve pazarlama maliyetlerini karşılamayan ve finansal kayba neden olan ürün. Mutlak ürün başarısızlığı.

Saluresis : Salürezis.

İngilizce Lures Türkçe anlamı, Lures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Call : Çağırmak. Uğramak. Adamla getirtme. Seslenmek. Çağrıda bulunmak. Söylemek. Adlandırılmak. Farzetmek. Bağırmak. Davet etmek.

Crier : Tellal. Mübaşir. Ağlayan kimse. Haykıran kimse. Seyyar satıcı. Duyuru yapan kimse. İlan eden.

Snare : Kapana kıstırmak. Çok istenilen bir şeyi elde etmek. Tuzak kurmak. Kapmak. Tuzakla yakalamak. Kıskaç. Trampet kirişi. Tuzağa düşürmek. Avlamak.

 

Captivates : Büyülemek. Esir etmek. Tutsak etmek. Gönlünü çelmek. Meftun etmek.

Come on : Baş göstermek. Rastlamak. Karşılaşmak. Görünmek. Saldırmak. Gelsene. Elini çabuk tutmak. İzlemek. Basmak. Başlamak.

Attractiveness : Albeni. Caziplik. Cazibeli olma. Çekicilik. Alımlılık.

Allurement : İncizap. Çekme. Albeni. Çekici taraf. Şuhluk. Büyüleme. Cezbetme. Çekicilik. Cazip şey.

Colludes : Dolap çevirmek (argo terim). İştirak etmek. Tezgah hazırlamak. Göz yummak. Gizlice anlaşmak. Dolandırma amacıyla üçüncü bir şahısla gizli anlaşma yapmak. Dolap çevirmek.

Cajolement : Ayartma. Baştan çıkarma. Tatlı sözlerle kandırma. Yaltaklanarak ikna etme.

Birdlime : Ökse.

Lures synonyms : runner, attraction, bribes, allures, barker, tempt, allurements, captivated, ambuscaded, feed, debauching, cobweb, abide, beguiles, barkers, desirability, ambuscading, affinity, feed stuff, colluded, tweedle, allured, attracts, seduce, decoying, ambushes, lead on, cunningness, fodders, carrying away, allure, ambush, charms.