Failures türkçesi Failures nedir

Failures ile ilgili cümleler

English: Don't dwell on your past failures.
Turkish: Geçmiş hatalarının üzerinde durma.

English: Ali always tries to blame someone else for his failures.
Turkish: Ali hataları için her zaman başka birini suçlamaya çalışır.

English: He often attributes his failures to bad luck.
Turkish: Başarısızlıklarını çoğunlukla kötü şansa bağlıyor.

English: Ali often blames others for his own failures.
Turkish: Ali kendi hataları için genellikle başkalarını suçlar.

English: Business failures are down 10% this year.
Turkish: İş hataları bu yıl yüzde on'a düştü.

Failures ingilizcede ne demek, Failures nerede nasıl kullanılır?

Business failures : İşletme başarısızlıkları. İflas etmiş şirket. Borç yükümlülüklerini yerine getiremeyen işletme.

Government failures : Piyasa başarısızlıklarını ortadan kaldırmaya yönelik hükümet müdahalelerinin rant arayışları nedeniyle devlet müdahalesinin olmadığı duruma göre daha fazla kaynak etkinsizliğine neden olması. Hükümet başarısızlıkları.

Mean time between failures : Bozulmalararası ortalama süre. Arızalar arası ortalama süre. Ortalama arızaya geçme süresi. Aksamalar arası ortalama süre. Arızalararası ortalama süre. Arızalar arası ortalama zaman.

 

Meantime between failures : Arızalar arası ortalama zaman.

Failure cause : Aksama nedeni. Arıza sebebi. Arıza nedeni.

Failure fetal membrane explosure : Doğum veya çoğunlukla yavru atma sonrası türe özgü atılma süresi içerisinde yavru zarlarının atılamaması, eşin atılmaması, retensiyo sekundinarum, sonun atılamaması. Yavru zarlarının atılmaması.

Failure of consideration : Telafisiz. Ödemesiz. Karşılıksız. Tazminatsız.

Failure warning switch : Bozukluk uyarı çevirgeci. Dizgede bir aksaklık olduğunda, uyarı amacı ile sesli ya da ışıklı bir imleci devindiren çevirgeç.

Failure to repay a loan : Bir borcu ödemedeki başarısızlık. Borç iptali. Bir borcun geri ödenmemesi.

Failure to pay : Ödemeyi ihmal etme. Ödeyememe. Borcu ödeyememek.

İngilizce Failures Türkçe anlamı, Failures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Failures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flunk : Sınavda kalmak. Sınıfta bırakmak. Sınıfta çakmak. Sınavdan veya dersten çakmak. Çakmak. Kalmak. Başarısız olmak. Korkup vazgeçmek. Okuldan almak (başarısızlıktan). Sınavdan kalmak.

Disillusionments : Gerçekleri görmesini sağlama. Gözü açılma. Gözünün açılması. Gözünü açma. Artık gerçekleri anlama.

Decrementing : Eksilme. Azalma. Bir tarihten diğerine geçen sürede değerdeki azalma. Azalım. Azaltım. Azaltma miktarı. Azaltma. Zayiat.

Decomposes : Doğada yok olmak. Dağılmak. Çürüklük. Tefessüh. Halletmek. Çürümek. Ayrışmak. Ayrıştırmak. Çürütmek.

 

Malfunction : Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Görev bozukluğu. Aksaklık. Arızalı çalışma. Arıza. Kötü çalışmak. Tutukluk. Teklemek. İşlev bozukluğu. Herhangi bir organın yetersiz veya dengesiz görev yapması hali, malfonksiyon, disfonksiyon.

Comedowns : Saygınlığını yitirme. Düşüş. Sukut. Düş kırıklığı. Düş kırıklılığı. Gerileme. Düşme.

Chickenfeed : Üç kuruş para. Bozuk para. Çok az para. (argo) az veya yetersiz para miktarı.

Dearth : Açlık.

Anomaly : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sapaklık. Ayrıklık. Kanunsuzluk. Gariplik. Anomali. Sapıklık. Acayibat. Kuraldışılık. Kuralsızlık.

Defection : Parti değiştirme. Mensup olduğu zümreden çekilme. Ayrılma. İhanet. Çekilme. Sığınma. Düşman tarafına sığınma. İltica. Terk etme.

Failures synonyms : nonremittal, occurrent, nonachievement, misplay, backsliding, nonaccomplishment, miscreation, frustrations, deficits, absences, chapter eleven, deficiency, jadedness, failure, bankruptcies, breakdown, let down, nonperformance, fiasco, ruination, fiascos, insufficiency, shortness, exiguities, culpas, drought, clinker, exility, defect, hungers, disillusion, criminal neglect, crankiness.

Failures zıt anlamlı kelimeler, Failures kelime anlamı

Passing : Geçme. Ölüm. Gitme. Ölme. Cep. Geçici. Vefat. Kısa süren. İlerleyen. İntikal.

Conformity : Mutabakat. Yaygın bir görüşü benimseme, bir durum ve koşula tüm uyarlanma. Uymacılık. Gelenek ve kurallara uygun davranış. Kilise kurallarına uyma. Uyma. Katmanların birbiri üzerinde kat sırası ile bulunması. Benzerlik. Denetim altına alınamayan bir toplumsal çevrenin koşullarına uyma. gizli ya da açık etkilere ve baskılara boyun eğme. yürürlükte olan töreleri ve görgü kurallarını pek incelemeden benimseme. genel olarak herkesin görüş ve düşüncelerine uyma. Uyarlık.

Victory : Zafer. Yengi. Galebe. Muzafferiyet. Utku. Tek ya da takım olarak yapılan karşılaşmayı kazanmış olma durumu. Galibiyet. New york eyaletinde yerleşim yeri. Başarı.

Failures antonyms : success.