Make worse türkçesi Make worse nedir

  • Kötüleştirmek.
  • Daha kötü yapmak.
  • Daha kötü etmek.
  • Daha da kötü bir hale getirmek.

Make worse ingilizcede ne demek, Make worse nerede nasıl kullanılır?

Make : Erişmek. Yaratmak. Verim. -e neden olmak. Biçim. Yapı. Eylemek. Çeşit. Meydana getirmek. Marka.

Worse : Daha hasta. Kötü. Daha kötüsü. Daha kötü. Daha çok. Daha kötü şey. Daha da kötüsü. Beter. Daha fena. Beteri.

Make tracks : Acele gitmek. Sıvışmak.

Make good : Yerine getirmek. Tazmin etmek.

Make a backup : Yedeklemek.

Make a bargain : Mutabık kalmak. Bir işi bağlamak. Anlaşmak. Anlaşmaya varmak. Anlaşmak (pazarlık).

İngilizce Make worse Türkçe anlamı, Make worse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make worse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Worsen : Daha kötü bir hale getirmek. Daha da kötüleştirmek. Kötüleşmek. Daha kötü olmak. Daha da kötüleşmek. Beter etmek. Kötüleşmek (hasta). Fenalaşmak. Kötüye gitmek.

Deteriorate : Fenalaşmak. Kötüleşmek. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Bozulmak. Kötüye gitmek. Alçalmak. Durumu kötüye gitmek. Bozmak. Gerilemek.

Exacerbated : Azdırmak. Kızıştırılmış. Daha beter edilmiş. Azdırılmış. Kızdırmak. Sinirlendirilmiş. Şiddetlendirmek. Şiddetlendirilmiş. Kızdırılmış.

 

Aggravates : Kızdırmak. Provoke etmek. Ciddileştirmek. Zorlaştırmak. Çileden çıkarmak. Darıltmak. Azdırmak. Azıştırmak. Şiddetlendirmek.

Aggravate : Azdırmak. Azıştırmak. Kızdırmak. Sinir etmek. Darıltmak. Sinirlendirmek. Kızıştırmak. Zorlaştırmak. Ciddileştirmek.

Exacerbates : Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Alevlenmek. Sinirlendirmek. Kızdırmak. Şiddetlendirmek. Daha kötü bir duruma sokmak. Ağırlaştırmak. Kızıştırmak. Alevlendirmek. Yangına körükle gitmek.

Exacerbating : Azdırmak. Şiddetlendirme. Kızdırmak. Şiddetlendirmek. Azdırma. Sinirlendirmek. Daha beter etme. Kızdırma. Sinirlendirme.

Bastardize : Yozlaştırmak. Yozlaşmak. Saptırmak. Lekelemek. Değerini düşürmek. Çarpıtmak. Alçaltmak. Çarpıtmak saptırmak. Alçalmak. Gayri meşru olduğunu kanıtlamak.

Exacerbate : Şiddetlendirmek. Azdırmak. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Alevlendirmek. Kızdırmak. Daha kötü bir duruma sokmak. Yangına körükle gitmek. Kızıştırmak. Öfkelendirmek.

Rock the boat : Bir çuval inciri berbat etmek. Dengeyi bozmak. Velveleye vermek. Sorun çıkarmak. Mızıkçılık yapmak. Mevcut durumu bozmak. Sorun yaratmak. Tekneyi kenarlarından yalpalayacak şekilde keskince sallamak. Tekneyi sallamak.

Make worse synonyms : bastardise, bastardizes, deteriorates, bastardizing, corrupt.