Exacerbated türkçesi Exacerbated nedir

Exacerbated ile ilgili cümleler

English: I exacerbated the problem.
Turkish: Ben sorunu daha da kötüleştirdim.

Exacerbated ingilizcede ne demek, Exacerbated nerede nasıl kullanılır?

Exacerbate : Yangına körükle gitmek. Daha kötü bir duruma sokmak. Kötüleştirmek. Azdırmak. Kızdırmak. Öfkelendirmek. Kızıştırmak. Alevlendirmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Alevlenmek.

Exacerbates : Sinirlendirmek. Alevlenmek. Kızıştırmak. Kötüleştirmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Kızdırmak. Öfkelendirmek. Azdırmak. Yangına körükle gitmek. Daha kötü bir duruma sokmak.

Exacerbating : Kızdırma. Sinirlendirmek. Şiddetlendirme. Kızıştırma. Daha beter etme. Azdırma. Azdırmak. Kötüleştirmek. Şiddetlendirmek. Kızdırmak.

Exacerbatingly : Azdırarak. Daha beter ederek. Ağırlaştırıcı şekilde. Cezayı ağırlaştırıcı tarzda. Kızdırarak. Kızıştırarak. Şiddetlendirerek. Pekiştirici veya şiddetlendirici tarzda. Sinirlendirerek.

Exacerbation : Şiddetlendirme. Azdırma. Eksaserbasyon. Eksarbasyon. Sinirlendirme. Hastalık belirtilerinin yeniden oluşması. Şiddetlenme. Alevlenme. Hiddet.

 

Exacerbations : Azdırma. Şiddetlendirme. Sinirlendirme.

İngilizce Exacerbated Türkçe anlamı, Exacerbated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exacerbated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Antagonizes : Kışkırtmak. Karşı çıkmak. Düşman etmek. Aleyhine çevirmek.

Discomfiting : Bozmak. Bozum etmek. Mağlup etmek. Şaşırtmak. Mosmor etmek (argo terim). Yenmek. Sinir etmek. Mosmor etmek.

Irritated : Tedirgin. Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş. Rahatsız edilmiş. Sinirli. Rahatsız olmuş. Öfkeli.

Deteriorate : Durumu kötüye gitmek. Bozulmak. Bozulmak (sağlık veya durum vb). Alçalmak. Bozmak. Fenalaşmak. Kötüye gitmek. Gerilemek. Kötüleşmek.

Deprave : Ahlakını bozmak. İfsat etmek. Bozmak. Ahlaksızlaştırmak. Kötülemek. Ayartmak. Baştan çıkarmak.

Intensify : Yoğunlaşmak. Koyulaştırmak. Pekiştirmek. Kuvvetlendirmek. Şiddetlenmek. Derinleşmek. Güçlendirmek. Artırmak. Yoğunlaştırmak.

Antagonizing : Düşman etmek. Aleyhine çevirmek. Kışkırtmak. Karşı çıkmak.

Incensed : Kızgın. Öfkeli.

Annoyed : Sinirli. Kızgın. Rahatsız olmuş. Rahatsız edilmiş. Sinirlenmiş. Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş.

Bastardise : Lekelenmek. Saptırmak. Yozlaştırmak. Bir dili yozlaştırmak. Aşağılamak (bastardize olarak da yazılır). Lekelemek. Yozlaşmak. Değerini düşürmek. Piç ilan etmek. Alçalmak.

Exacerbated synonyms : depraves, annoy, deteriorates, degrade, nettled, escalated, exasperate, discomfit, debauching, modify, bastardize, irritate, antagonises, depraving, exasperated, antagonise, bothered, rekindled, enflames, rock the boat, alter, drive somebody wild, exacerbates, peeved, cheapen, bugger, worsen, antagonized, enflaming, exacerbating, exacerbate, acerbates, rekindles.

 

Exacerbated zıt anlamlı kelimeler, Exacerbated kelime anlamı

Better : Daha yakşı. Daha iyi yapmak. Islah etmek. Islah olmak. Daha iyi şekilde. Düzeltmek. Gelişmek. Geçmek. Daha iyi. Daha iyi bir hale getirmek.

Soothe : Hafifletmek. Avutmak. Teskin etmek. Yumuşatmak. Teselli etmek. Sakinleştirmek. Dindirmek. Rahatlatmak. Yatıştırmak. Azaltmak.