Antagonizing türkçesi Antagonizing nedir

Antagonizing ingilizcede ne demek, Antagonizing nerede nasıl kullanılır?

Antagonize : Karşı çıkmak. Aleyhine çevirmek. Düşman etmek. Kışkırtmak. Kızdırmak.

Antagonized : Düşman etmek. Kışkırtmak. Aleyhine çevirmek. Karşı çıkmak. Kızdırmak.

Antagonizes : Karşı çıkmak. Aleyhine çevirmek. Kışkırtmak. Düşman etmek. Kızdırmak.

Antagonise : Karşı koymak. Önlemek (ayrıca antagonize). Husumete sebep olmak. Kızdırmak. Aleyhine çevirmek. Düşmanlığa sebep olmak. Karşı çıkmak. Düşman etmek. Kışkırtmak. Husumeti tahrik etmek.

Antagonised : Önlemek (ayrıca antagonize). Husumeti tahrik etmek. Düşman etmek. Düşmanlığa sebep olmak. Aleyhine çevirmek. Husumete sebep olmak. Karşı koymak. Kızdırmak. Karşı çıkmak. Kışkırtmak.

Antagonisms : Karşıtlık. Antagonizm. Münaferet. Sosyal gerginlik. Kin. Düşmanlık. Zıtlık. Zıddiyet. Karşı çıkma. Uzlaşmazlık.

Antagonistic : Zıt. Muhalif. Düşmanca. Karşı olan. Karşıt. Düşman. Karşı çıkan.

Antagonist : Karşı olan kimse. Karşı çıkan. Karşıt olarak hareket eden; kasların kasılmasında iten ve çeken kasların birbirine karşıt hareketi. bir hormonun, nörotransmitterin ya da ilacın etkisine zıt etki yapan herhangi bir madde. Baş oyun kişisinin karşısında bulunan, onunla çatışan oyun kişisi. Muhalif. Rakip. Karşıt etkili kas. Bir ilacın, hormonun veya nörotransmitterin etkisine zıt etki yapan herhangi bir madde. karşıt olarak hareket eden, kasların kasılmasında iten ve çeken kasların bir birine karşıt hareketi. Karşıt olarak hareket eden, kasların kasılmasında iten ve çeken kasların birbirine karşıt hareketi. bir hormon, nörotransmitter veya ilacın etkisine zıt etki yapan herhangi bir madde. Hasım.

 

Antagonism : Düşmanlık. Uzlaşmazlık. Antagonizm. Zıtlık. Antagonizma. Sosyal gerginlik. Çatışkınlık. Münaferet. Bazı mikroorganizmalar üredikleri ortama saldıkları birtakım eriyebilir maddelerin ya doğrudan veya dolaylı etkileriyle diğer mikroorganizmaların üremelerine, gelişmelerine engel olabilmesi veya öldürebilmesi. bir ilacın diğerinin etkisini engellemesi veya meydana gelen etkiyi azaltması olayı. Zıddiyet.

Antagonistic probe : Karşıtyoklama. Bir görüşmede gerçekliğinden kuşku duyulan kimi yanıtların sınanabilmesi için yanıtlayıcıyla sağlanmış uylaşımın geçici ve amaçlı olarak örtük bir çatışkınlığa dönüştürülmesi, bk. yoklama.

İngilizce Antagonizing Türkçe anlamı, Antagonizing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Antagonizing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agitate : Kamuoyunu kışkırtmak. Çalkalamak. Telaşlandırmak. Başkaldırmak. Propaganda yapmak. Çalkalanmak. Sarsmak. Acı vermek. Sallamak. Üzmek.

Anger : Sinir. Öfkelendirmek. Darıltmak. Kesici ağzı, talaş iletici kanalları ağacı delecek özellikte delme aracı. Sinirlendirmek. Kızgınlık. Hiddet. Hiddetlendirmek. Fitil vermek.

 

Contravened : Uymamak. Aykırı davranmak. Çiğnemek. Başkaldırmak. İhlal etmek. Çatışmak. Karşı gelmek. Bozmak. İtiraz etmek.

Antagonises : Karşı koymak. Önlemek (ayrıca antagonize). Düşmanlığa sebep olmak. Husumete sebep olmak. Husumeti tahrik etmek.

Challenge : Havlamaya başlamak. Onur kupası yarışı. Hiçe saymak. Reddetmek (hakim veya jüriyi). İtiraz etmek. Soruşturmak. Düelloya davet etmek. Boy ölçüşmek.

Angering : Öfkelendirmek. Öfke. Sinirlendirmek. Hiddet. Darıltmak. Hiddetlendirmek. Sinir. Fitil vermek. Kızgınlık.

Argue against : Yanlış olduğunu göstermek. İtiraz etmek. Yalanlamak. Aleyhinde konuşmak. Şiddetle karşı çıkmak. Ayak diremek. Aleyhinde olmak. Boyun eğmemek. Tersini göstermek.

Abetted : Tahrik etmek. Kışkırtılmış. Suç ortaklığı. Suça iştirak. Yardakçılık etmek. Suç ortaklığı yapmak. Suça katılmak.

Turn against : Aleyhine dönmek. E doğru çevirmek. Aleyhine döndürmek. Düşman olmak.

Antagonizing synonyms : come out against, be faced with, abet, angered, agitates, antagonise, abets, aggravates, annoy, antagonize, angers, aggravate, argue against something, antagonising, antagonised, agitating, make an enemy of somebody, be dead against, annoys, contravene, antagonizes, antagonized.