Market failure türkçesi Market failure nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Piyasa aksaklıkları.
  • Eksik rekabet, dışsallıklar, orta malları, gelir dağılımı eşitsizliği ve bakışımsız bilgi yüzünden piyasanın işleyişinin aksaması. krş. hükümet başarısızlıkları.
  • Piyasa başarısızlığı.
  • Pazar yetersizliği.

Market failure ingilizcede ne demek, Market failure nerede nasıl kullanılır?

Market : Piyasa. Piyasaya sürmek. Satışa çıkarmak. Genel satak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Talep. Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam. Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer. İstek. Genel olarak alım ve satım işlemlerinin yapıldığı yer.

Failure : Bulunmama. Fiyasko. Yapmama. Yapmayış. Hayal kırıklığı. Başarısızlık. Yokluk. Batma. Bozukluk. Aksatma.

Market access : İhracatçılara pazar bulunması. Pazara erişim. Pazara girme.

Market analysis : Piyasa tahlili. Pazar tahlili. Piyasa araştırması. Piyasa analizi. Piyasa çözümlemesi. Bir malın ne zaman, nerede, kimlere ve ne miktarda satılabileceğini belirlemek ve malın kalite veya fiyatında ortaya çıkabilecek değişmelere karşı alıcıların olası tepkilerini saptamak amacıyla yapılan her türlü inceleme ve araştırma. Pazar analizi. Pazar çözümlemesi.

 

Market analyst : Piyasa analizi yapan uzmanı. Piyasa analisti. Piyasa analizi. Piyasa analizcisi. Piyasa analizi uzmanı.

Market anarchism : Savunma, güvenlik, adalet ve para basma gibi kamu ile özdeşleşen hizmetlerin bile piyasa mekanizması içerisinde en ideal bir biçimde sağlanabileceğine inanan, devletsiz kapitalizmi savunan felsefi görüş. Kapitalist anarşizm.

İngilizce Market failure Türkçe anlamı, Market failure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Market failure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Market failure synonyms : abnormal budget receipts, a shift in individual demand, a change in individual demand, abnormal budget expenditures, abnormal budget, ability rent.