Max türkçesi Max nedir

  • Kuzey dakota eyaletinde şehir.
  • Ençok.
  • Mak.
  • Enbüyük.
  • En çok.
  • En büyük.
  • Bir erkek ismi.
  • Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb.
  • Maksimum.
  • En_büyük.
  • Bilişim alanında kullanılır.
  • En fazla.

Max ile ilgili cümleler

English: The business owner wants to maximize profit.
Turkish: İşletme sahibi kârı maksimuma çıkarmak istiyor.

English: I minimized the document and then maximized it again.
Turkish: Belgeyi küçülttüm ve sonra tekrar büyüttüm.

English: It was Nancy where Max was supposed to meet Patricia.
Turkish: Max'ın Patricia'yı karşılaması gereken yerdeki Nancy idi.

English: That's the maximum.
Turkish: Bu maksimumdur.

English: A load of 100 kilograms is the max.
Turkish: 100 kiloluk bir yük azamidir.

Max ingilizcede ne demek, Max nerede nasıl kullanılır?

Max button : Ekranı kapla düğmesi.

Max ernst : Frottage tekniğinin geliştiricisi. Dada hareketinin kurucularından biri. (1891-1976) alman sürrealist ressam.

Max out : En üst limite ulaşmak. Maksimuma çıkmak. Maksimum ceza almak.

Max planck : Max karl ernst ludwig planck (1858-1947). Alman fizikçi. Quantum fiziğinin babası. 1918 nobel fizik ödülü sahibi.

Gravis max installation : Gravis max yüklemesi.

Maxed out : Sarhoş. Yorulmuş. Yıpranmış.

To the max : (argo) maksimuma kadar. Olabildiğince. Tamamen. Bütünüyle. Limitine kadar. Sonuna kadar.

 

Maxa : Maka.

Maxi devaluation : Büyük devalüasyon. Bir ülkenin ödemeler dengesini açık verir durumdan fazla verir bir duruma getirmek amacıyla ödemeler dengesini sağlayacak oranın üzerinde yapılan yüksek oranlı devalüasyon.

Maxillaris : Maksillaris. Üst çeneye ait olan.

İngilizce Max Türkçe anlamı, Max eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Max ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Address : Söylev. Adres yazmak. Söylev vermek. Nutuk çekmek. Birincil ya da ikincil bellekte, bir verinin bulunduğu yeri ve bu yere nasıl erişilebileceğini tanımlayan veri. genellikle, özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan veri. erişki sözcüğü de kullanılabilir. Kendini bir işe adamak. Ünvan. Hitap etmek. Konuşma yapmak.

Ultimate : Mükemmel. En son. Son. En iyi.

Mosts : Pek. Çoğu. En. En fazla miktar. Ekseriyet. En fazlası. Pek çok.

Most : Ekseriyet. Pek. S. Çoğu. En fazlası. Adl. Pek çok. Çok. Son derece.

Acess arm : Mıknatıslı tekerde, okuma/yazma kafasını erişilmek istenen adresin bulunduğu iz üzerine getirmek için ileri geri devinen kol. devinimsiz kafalı tekerlerde, her iz için ayrı kafa öngörüldüğünden bu kol bulunmaz, böylece kafanın iz üzerine varışı süresi, daha hızlı bir erişim için kazanılmış olur. Erişim kolu.

Kurt : Bir soyadı. Basıklık.

Firsts : Başlangıç. Birinci. Başta gelen. Önce. İlk. Önde gelen. Birincilik. Birinci gelen şey. Mükemmel.

Greatest : Azam. Azami.

Klee : İsviçreli dışavurumcu (ekspresyonist) ressam ve grafik sanatçısı. Paul klee (1879-1940). Bir soyadı. Blue rider grubunun üyesi.

 

Ruling : Yöneten. Yönetim. Hakim olan. Cari. Başlıca. Cetvelle çizme. En önemli. Resmi karar. En başta gelen.

Max synonyms : ghb, easy lay, georgia home boy, grievous bodily harm, gamma hydroxybutyrate, liquid ecstasy, goop, algol, the largest, kobe, lauren, scoop, accesibility, langston, alphabetic word, maximal, furthest, alphabetic string, alphanumeric character set, at the very outside, best, upper limit, first, alphanumeric code, lavi, at the most, alphabetic character set, abbott, mainly, alphabetic data, laurence, macs, chiefly.