Member of the public türkçesi Member of the public nedir

Member of the public ingilizcede ne demek, Member of the public nerede nasıl kullanılır?

Member : Taraf (denklem). Uzuv. Öğe. Eleman. Ört.penis. Çubuk. Özdeş bir oluşumun içinde bulunan, altında ve üstünde kendi kayaç özellikleriyle ayrılarak oluşumun bir parçası olan kayaç katman birimi. Üye. Organ. Bilgisayar, hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır.

Of : -den övünerek bahsetmek. In. Nin. İle ilgili. Den. -den. -li. -nın. -nin. Li.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Public : Kamusal. Halk. Halka açık. Bar. Herkese açık. Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler. Milli. Otel. Herkesçe bilinen. Umumi.

Member of the board : Yönetim kurulu üyesi.

Member of the faculty : Bir üniversite ya da bir yüksek okulun öğretim kadrosunda görevli olan kimse. Öğretim üyesi.

Member of the crew : Mürettebat üyesi.

Director of the public prosecutions : Savcı.

Senior member of the press : Kıdemli gazeteci. Çok tecrübeli gazeteci. Basının kıdemli üyesi.

 

İngilizce Member of the public Türkçe anlamı, Member of the public eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Member of the public ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Countrywomen : Hemşehri. Taşralı kadın. Köylü kadın. Vatandaş (kadın).

Compatriots : Aynı ülkenin vatandaşı. Memleketli. Hemşeri. Yurttaş.

Fellow countrymen : Hemşehri. Yurttaş.

Fellow citizen : Hemşeri. Yurttaş.

Fellow countryman : Hemşeri. Yurttaş. Hemşehri. Aynı ülkeden olan.

Citizens : Sakin. Vatandaşlar. Raiyyet. Sivil kimse. İkamet eden kimse. Uyruk. Yurttaş. Hemşehri.

Fellow countrywoman : Hemşehri. Memleketli.

Denizens : Bir yerin yerlisi veya orada yerleşik olan kimse. İkamet eden kimse. Oturma iznine sahip kimse. Müdavim. Yerleşmiş yabancı sözcük. Ortama uyum sağlamış canlı. Oturma izni olan kimse. Sakin.

Man in the street : Sıradan biri. Herhangi bir adam. Sokaktaki adam. Sıradan adam. Sokaktaki vatandaş.

Denizen : Oturma iznine sahip kimse. Yerleşmiş yabancı sözcük. İkamet eden kimse. Müdavim. Sakin. Ortama uyum sağlamış canlı. Bir yerin yerlisi veya orada yerleşik olan kimse. İkamet eden kişi. Oturma izni olan kimse.

Member of the public synonyms : compatriot, countryman, citizen, countrywoman, countrymen.