Milder türkçesi Milder nedir

Milder ile ilgili cümleler

English: The climate here is milder than that of Moscow.
Turkish: Buradaki hava Moskova'dakinden daha ılıman.

English: The climate here is milder than that of Tokyo.
Turkish: Buradaki iklim Tokyo'dakinden daha ılıman.

English: The climate in Japan is milder than in England.
Turkish: Japonya'da iklim İngiltere'dekinden daha ılımandır.

English: The climate here is milder than in Moscow.
Turkish: Buradaki iklim Moskova'dakinden daha ılımandır.

English: Taiwanese food is milder than Indian food.
Turkish: Tayvan yemeği, Hint yemeğinden daha hafiftir.

Milder ingilizcede ne demek, Milder nerede nasıl kullanılır?

Mildest : Ilık. Mazlum. Zarif. Nazik. Halim. Ilıman. Ilıman (iklim). Ilımlı. Hafif. Küçük yumru.

Mildew : Külleme mantarlarının çeşitli bitkilerde oluşturduğu mantar hastalığı. Külleme. Küflenmek. Küf. Küflendirmek. Mildiyu. Pas.

Mildewed : Küflendirmek. Acımış. Küflenmek. Küflenmiş. Küflü.

Mildewing : Küflendirmek. Küflenmek. Pas. Küf. Mildiyu.

Mildews : Küflendirmek. Küflenmek. Küf. Mildiyu. Pas.

Cereals mildew : Ekin yapraklarında görülen asalak mantar hastalığı. Buğday küllemesi.

Mildewy : Küflü. Küflenmiş.

 

Mild cigarette : Orta sigara.

Mild cream cheese : Labne peyniri. Labne. Daha çok tatlılarda ve pastacılıkta kullanılan tuzsuz, yumuşak krem peynir.

Be mildewed : Küflenmek. Küf tutmak.

İngilizce Milder Türkçe anlamı, Milder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Milder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Keyboard : Org. Tuş. Tuş takımı. Bilgisayara veri girmek. Tuşlar dizisi. Bir yazı makinesinin, uzakyazıcının, gösterici ucun ya da delgi makinesi gibi bir veri giriş donanımının; işletmen ya da kullanıcının parmaklarıyla dokunaklara basarak verileri damga damga belirtebileceği biçimde düzenlenmiş yeterli sayıda anahtardan oluşan kesimi. Klavye ile bilgisayara aktarmak. Klavye. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.

Thuggee : Adam öldürme. (thuglar tarafından gerçekleştirilen) adam öldürme. Hindistan'da 600 yıl boyunca varlığını sürdüren bir katiller ve hırsızlar tarikatı.

Infanticide : Yeni doğanı öldürme suçu. Yeni doğanı öldürme cürmü. Yeni doğmuş çocuğu öldürme. Çocuk öldürme. Çocuk katili. Bebek katili. Bebek öldürme. Bir yaşından küçük çocuğu öldürme.

Zarf : Bira veya sıcak kahve bardağını koymak için kullanılan süslemeli bardak şeklinde metal altlık. Orta doğu'da sıcak kahve bardağının altına konulan metal altlık.

Dilutes : Seyreltmek. Açmak (renk). Hafifletmek. Cansızlaştırmak. Su katmak. Sulandırılmış. İnceltmek. Sulu. Etkisini azaltmak.

Effeminate : Kadın gibi. Kadın kılıklı. Karı kılıklı. Efemine. Kadınca. Efeminat. Feminin. Kadınsı. Kırık.

Butchery : Kesimevi. Salhane. Mezbaha. İnsan kasaplığı. Kasaplık. Kırım. Katliam.

 

Mariticide : Evli olduğu kişiyi öldüren. Koca öldürme. Karısını öldürmek. Kocasını öldüren. Eşini öldüren. Kocasını öldürmek. Evli olduğu kişiyi öldürme.

Bland : Uysal. İnce. Yumuşakbaşlı. Yavan. Tatsız. Tadı bebek maması gibi ve hazmı kolay olan (yemek). Fazla tatlı olmayan. Mülayim. Şahsiyetsiz.

Hit : Başarılı film. Koyulmak. Futbol, eskrim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Karşı oyuncuya, iki ayağı yerden kesmeden, gövdenin bütün ağırlığı ile yüklenmek. Bulmak. Yumruk atmak. Sarsmak. Vuruş. Kılıçoyunu yarışmalarında, geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç. (buna göre, kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır. erkeklerde beş, kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir.). Yaralamak.

Milder synonyms : holding device, contract killing, dry gulching, elimination, classiest, creamier, uxoricide, classier, rowlock, ductile, peg, mild mannered, filicide, execution, temperate, tholepin, mass murder, assassination, pin, softest, attentive, continent, mildly, carnage, corky, homicide, middle of the road, corkier, doughface, airiest, corkiest, creamy, courteous.

Milder zıt anlamlı kelimeler, Milder kelime anlamı

Disjoin : Bağları kopmak. Birleşmesine engel olmak. Ayırmak.

Young : Döl. Gençler. Hayvan yavrusu. Yavru. (hayvan) yavru. Taze. Küçük. Gençlik. Genç. Yeni.