Minister türkçesi Minister nedir

Minister ile ilgili cümleler

English: Our minister is a vegetarian and an atheist.
Turkish: Papazımız vejetaryen ve Ateist.

English: I spoke to the minister himself.
Turkish: Bakanın kendisiyle konuştum.

English: Joseph Goebbels was the Nazi minister of Public Enlightenment and Propaganda.
Turkish: Joseph Goebbels Kamu Aydınlatma ve Propaganda Nazi bakanıydı.

English: I spoke with the minister myself.
Turkish: Bakanla kendim konuştum.

English: He is the minister responsible for the environment.
Turkish: O, çevreden sorumlu bakandır.

Minister ingilizcede ne demek, Minister nerede nasıl kullanılır?

Minister of commerce : Ticaret bakanı.

Minister of communications : Telekomünikasyon politikaları ve düzenlemelerinden sorumlu devlet kurumu başkanı. Ulaştırma bakanı. İletişim bakanı.

Minister of construction and housing : İmar ve iskan bakanı. Tüm nüfusun ev sahibi olması ve inşaat sektöründen sorumlu devlet kurumu başkanı.

Minister of culture : Kültürel işlerden sorumlu devlet yetkilisi (kültür bakanı). Kültür bakanı.

Minister of defense : Savunma bakanı. Askeriye ulusal meseleler ve iç güvenlik konularından sorumlu devlet kurumu başkanı (savunma bakanı).

 

Minister of education and culture : Eğitim ve kültürel işlerden sorumlu devlet yetkilisi (eğitim ve kültür bakanı). Eğitim bakanı.

Minister of finance : Maliye bakanı. Ulusal ekonomi politikalarının planlanması ve uygulanmasından sorumlu kurumun başındaki devlet görevlisi (ekonomi bakanı).

Minister of national defence : Milli savunma bakanı.

Minister of foreign affairs : Dışişleri bakanı.

Minister of labour : Çalışma bakanı.

İngilizce Minister Türkçe anlamı, Minister eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Minister ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canons : Hristiyan kilisesi tarafından tanınan incil kitapları. Din adamı. (müzik terimi) diğer bölümlerdede tam olarak çalınan müzikal bir melodi içinde kontrpuan şeklinde düzenlenmiş müzik parçası. Kilise hukuku. Kriter. Kabul edilmiş prensip. Hristiyan azizlerinin listesi.

Secretary of state : Devlet bakanı. Abd dışişleri bakanı. Dışişleri bakanı (amerikan ingilizcesi). Dışişleri bakanı (abd). Abd'de dışişleri bakanı.

Glimpser : Göz atan kimse. Göz atan. Görünüp kaybolan kimse. Bir an için gözüne ilişen kimse.

Cleric : Rahip. Yazışma.

Dominie : Öğretmen. Hoca. Rahip.

 

Gardant : Dikkat eden. Dört gözle beklemek. İlgilenen.

Bear somebody out : Desteklemek. Haklı göstermek.

Attended : Dinlemek. Hazır bulunmak. Kulak vermek. Dikkatini vermek. Eşlik etmek. Beraberinde getirmek. Katılmak. Hizmet etmek. Devam etmek.

Be of use : Kullanışlı olmak. İşlevsel olmak. Amaçlı olmak. Amacı olmak. İşlevli olmak. Bir şeye yaramak. Yaramak. Fonksiyonel olmak.

Administer to : Bakımıyla meşgul olmak. Doğru yönetmek. Bakımını üstlenmek.

Minister synonyms : minister of religion, man of the cloth, beat about, barristers, chancellor, assignees, pastoring, ecclesia, see, administratrices, blackcoat, beholding, commissioner, ministered, pastors, assist at, attorneys, abets, clergyman, clergymen, cast a glance, devil dodger, aid, assists, administrator, reverend, chaplain, secretaries, behold, take care, churchmen, commissaries, ministers.

Minister zıt anlamlı kelimeler, Minister kelime anlamı

Layman : Bir mesleğin yabancısı. Meslekten olmayan. Rahip olmayan kimse. Laik kimse. Avukatlık mesleğine mensup olmayanlar. Hukukçu olmayan kimseler. Laik. Meslekten olmayan kimse. Ruhani sınıftan olmayan kimse. Ruhban sınıfından olmayan kimse.

Idle : Verimsiz. İşe yaramaz. Boş durmak. Başıboş. (motor) boşta çalışmak. Tembel. Boşta çalışmak. Rölantide çalışmak. Yersiz. Boş.

Minister ingilizce tanımı, definition of Minister

Minister kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To administer. Hence, an agent, an instrument. To perform service in any office, sacred or secular. An officer or assistant of inferior rank. To furnish or apply. To act as a servant, attendant, or agent. To afford. A servant. To attend and serve. To supply. A subordinate.