Secretary of state türkçesi Secretary of state nedir

  • Devlet bakanı.
  • Abd dışişleri bakanı.
  • Dışişleri bakanı (abd).
  • Abd'de dışişleri bakanı.
  • Bakan.
  • Vekil.
  • Dışişleri bakanı (amerikan ingilizcesi).

Secretary of state ile ilgili cümleler

English: U.S. Secretary of State John Kerry broke his right thigh bone in a bicycling accident Sunday in France.
Turkish: ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Fransa'da Pazar günü bir bisiklet kazasında sağ uyluğunu kırdı.

Secretary of state ingilizcede ne demek, Secretary of state nerede nasıl kullanılır?

Secretary : İcra dairesi başkanı. Sekreter. Yazı masası. Yazıcı. Katip. Bakan. Yazman. Katibe.

Of : Li. -den. Karşı. -li. -nin. -in. Hakkında. In. İle ilgili. -den övünerek bahsetmek.

State : Yağday. Stres. Hal. Eyalet. Debdebe. Bilgi vermek. İfade etmek. Beyan etmek. Görkem. Belirtmek.

Secretary of state for : Bakanı.

Secretary of state for foreign affairs : Dışişleri bakanı.

Secretary of defense : Savunma bakanı. (abd) savunma bakanı.

Secretary of foreign affairs : Dışişleri bakanı.

Secretary of state for home affairs : İçişleri bakanı.

Secretary of embassy : Elçilik sekreteri.

Secretary of the interior : İçişleri bakanı.

İngilizce Secretary of state Türkçe anlamı, Secretary of state eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Secretary of state ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cabinet secretary : Hükümet danışmanı. Kabine üyesi.

Glimpsers : Göz atan. Göz atan kimse. Görünüp kaybolan kimse. Bir an için gözüne ilişen kimse.

Minister : Yardım etmek. Ortaelçi. Papaz. Vaizlik yapmak. Vaiz. Bakmak. Orta elçi. Papaz (protestanlıkta).

Administratrices : Müdür. Vasi. Tasfiye memuru. Kadın idareci. İdareci. Yönetici. Kadın vasi. Kayyım. Kadın yönetici.

Ministered : Vaiz. Papaz. Bakmak. Yardım etmek. Vaizlik yapmak. Nazır. Papaz (protestanlıkta). Ortaelçi.

Cabinet minister : Kabinede görevli bakan. Kabine bakanı.

Gardant : Dikkat eden. Dört gözle beklemek. İlgilenen.

Attorney : Yasal ya da türesel işlerde, gerçek ve tüzel kişilere ilişkin hakları davacısı gibi gütmeye ve savunmaya yetkili kişi. avukat sayısı beşten az olan yerlerde bunların yetkisini taşıyan aynı konularda savunma işi yapan kişi. Avukat. Yetkili. Yasal kovuşturucu. Avukatlık. Temsilci. Dava vekili. Mümessil.

Commissionaire : (sinema veya otel vb) kapıcı. Kapıcı. Temsilci. Tiyatro kapıcısı. Dış satmalma acentesi. Sinema veya otel kapıcısı.

Glimpser : Göz atan. Bir an için gözüne ilişen kimse. Göz atan kimse. Görünüp kaybolan kimse.

Secretary of state synonyms : administrator, commissary, onlooking, barristers, ministers, administrators, attendant, assignee, commissioner, chancellors, secretary, assignees, barrister, minister of state, actings, attorneys, commissaries, acting, agent, chancellor, secretaries.