Mobilities türkçesi Mobilities nedir

Mobilities ingilizcede ne demek, Mobilities nerede nasıl kullanılır?

Immobilities : Sabitlik. Hareketsizlik. Devinimsizlik. Kımıldamazlık.

Mobility : Taşınırlık. Mal ve üretim faktörlerinin dolaşımının serbestliği. Devingenlik. Yükünlerin birim alan altındaki hızları. Giderlik. Hareket yeteneği, hareketlilik. Her türlü değişimi gösteren özdeğin bir varlık biçimi. ötelenme, dönme, titreşim gibi konum değiştirme. Oynaklık. Devingen olma özelliği. Gezerlik.

Mobility of a charged particle : Yüklü bir parçacığın devingenliği.

Mobility of labour : Emek akışkanlığı. İşçilerin; meslek içi, iş kolları, bölgeler veya ülkeler arasında herhangi bir engelle karşılaşmaksızın hareket edebilmeleri. krş. dikey işgücü akışkanlığı, yatay işgücü akışkanlığı.

Carrier mobility : Taşıyıcı devinirliği. Taşıyıcı devingenliği. Taşıyıcı hareket yeteneği.

Labor mobility : İşteki görevini ve veya veya yerini değiştirebilme. İşgücü hareketliliği.

Factor mobility : Faktör akışkanlığı. Faktör hareketliliği. Üretim faktörlerinin bir üretim alanından diğerine ya da bir ülkeden öteki ülkeye hareket yeteneği.

 

Vertical social mobility : Düşey toplumsal devingenlik. Çoğunlukla bir toplumsal sınıfın, türlü katmanlarındaki bireylerin, toplumsal kümelerin, uygarlık öğelerinin en genel anlamda saygınlık sıralanmasında yer değiştirmesi.

Horizontal mobility : Yatay devingenlik. Yatay hareketlilik. Bir ülkede ya da bir kentte, insanların bir yerden bir başka yere, yaya olarak ya da taşıtlarla gitmelerindeki sıklığı gösteren ölçü.

Horizontal social mobility : Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da uygarlık öğelerinin saygınlık sıralaması bakımından önemli bir değişmeye uğramaksızın bir yerden bir başka yere gitmesi olayı. Yatay toplumsal devingenlik.

İngilizce Mobilities Türkçe anlamı, Mobilities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mobilities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Looseness : Hafiflik. Düşüklük. Serbestlik. Kararsızlık. Gevşeklik. Salıntı. Boşluk. Bolluk. Düzensizlik.

Flux : Eritken. Sürekli değişiklik. Değişip durma. Akış. Akıntı. Değişim. Akı. Yükselme.

Motioning : İşaret etmek. Güdü. Yer değiştirme. Kımıltı. Hareket ettirmek. Önerge. El ile işaret etmek. Hareket.

Fluidities : Akıcılık. Sıvılık. Mayilik. İstikrarsızlık.

Inconstancy : Kararsızlık. Sabit olmama. Sadakatsizlik. Döneklik.

Motion : Kımıltı. İşaret etmek. Fizik, kimya, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. El ile işaret etmek. Her türlü değişimi gösteren özdeğin bir varlık biçimi. ötelenme, dönme, titreşim gibi konum değiştirme. Hareket ettirmek. Toplumdaki nesne ve olayların temel özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin tümü. İşleme. İşaret. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi.

 

Friskiness : Oyunbazlık. Canlılık. Neşe.

Fluidity : Mayilik. Akıcılık. Sıvılık. İstikrarsızlık.

Viscosity : Yarı sıvılık. Akışmazlık. Kinematik viskozite. Akıcılık derecesi. Uzay, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kıvamlılık. Ağdalılık. Bir sıvının akıcılığa karşı gösterdiği direncin ölçüsü. Viskosite.

Mobilization : Mobilizasyon. Harekete gelme veya getirme. Seferber edilme. Seferberlik. Nakil. Harekete geçirme. Nakletme. Seferber etme.

Mobilities synonyms : liveliness, lability, portability, liquidness, alterability, mobilisation, action, jinks, instabilities, brisked, inequality, incalculability, liquidities, briskest, activity, hustle and bustle, inequalities, brisking, elfishness, movement, instability, dynamism, colour, liquidity, kinesis, brisk, changefulness, brisker, briskness, brisks, dynamisms, mobility, capriciousness.