Monoclinic türkçesi Monoclinic nedir
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Her çiçekte stamenlerin ve pistilin bulunması. aynı hifa üzerinde gelişen anteridyum ve oogonyuma sahip olma.
- Monoklin.
Monoclinic ingilizcede ne demek, Monoclinic nerede nasıl kullanılır?
Monoclinic system : Eksenlerin ikisi eğik, üçüncüsü bunlara dik olan kristal dizgesi (a, b, c; beta.) a. bk. kristal dizgeleri. Monoklinal sistem. Eşeğimli dizge.
Monoclinal : Monoklinal.
Monoclinal structure : Monoklinal yapı. Eğik yapı. İçgüçlerin etkisiyle yataylığı bozularak bir yana doğru yatıklaşmış katman dizgesi.
Monocline : Eğik yapı.
Monoclinous : Her çiçekte stamenlerin ve pistilin bulunması. aynı hifa üzerinde gelişen anteridyum ve oogonyuma sahip olma. Monoklin.
Monoclonal antibody : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir tek b lenfosit klonu tarafından üretilen, saf, oldukça özgün ve sadece bir tek antijeni tanıyabilen antikor. Monoklonal antikor. B hücrelerinin tek bir klonundan meydana getirilen antikor. hepsi tek bir antijen için spesifik olan birbirinin aynı antikor moleküllerinden oluşan bir populasyon oluştururlar. bilimsel araştırma ya da ticari amaçla hibridoma hücre kültürlerinden meydana getirilirler. bilimsel ya da tıbbi tanılarda fevkalade spesifik ajanlar olarak makromoleküllerin, virüslerin vb.nin tayininde kullanılır.
Monocle : Monokl. Tek gözlük.
Monoclonal antibody technique : Bir antijenin tek epitopik bölgesine karşı dış ortamda veya hücre kültürü sistemlerinde fazla miktarda antikor üretme tekniği. Monoklonal antikor tekniği.
Monocles : Tek gözlük. Tekgözlük. Monokl. Monokle. Tek cam gözlük. Tek camlı gözlük.
Monoclonal : Tek bir hücreden veya bu hücreye özdeş hücreler tarafından üretilen. Monoklonal.
İngilizce Monoclinic Türkçe anlamı, Monoclinic eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Monoclinic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.
Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.
Aardvark : Karınca yiyen. Borudişli. Yerdomuzu. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür.
Aardvarks : Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.
Abiotic environment : Abiyotik ortam. Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.
Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi. Alfa hücreleri.
Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya. Akasya sakızı. Arap zamkı. Mimoza. Salkım ağacı.
Monoclinic synonyms : monoclinous, a cell, aardwolf, abo blood groups system, abiotic factor, abramis zone, a site, a protein.
Monoclinic zıt anlamlı kelimeler, Monoclinic kelime anlamı
Triclinic : Üç eğik eksenli. Triklinik. Üç eksenli.
Monoclinic ingilizce tanımı, definition of Monoclinic
Monoclinic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Said of that system of crystallization in which the vertical axis is inclined to one, but at right angles to the other, lateral axis. [Bakınız: Crystallization]. Having one oblique intersection.

Bu kısımda Monoclinic kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Monoclinic ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Monoclinic anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Monoclinic ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.