Monoplastic türkçesi Monoplastic nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Tek bir formu olma. bir kloroplastı olan hücre.
  • Monoplastik.

Monoplastic ingilizcede ne demek, Monoplastic nerede nasıl kullanılır?

Monoplane : Tek kanatlı. Tekkanatlı uçak. Tek satıhlı uçak. Tek düzlemli uçak. Bir çift kanadı olan uçak. Tek kanatlı uçak.

Monoplanes : Tek düzlemli uçak. Tek satıhlı uçak. Tek kanatlı. Tekkanatlı uçak. Tek kanatlı uçak. Bir çift kanadı olan uçak.

İngilizce Monoplastic Türkçe anlamı, Monoplastic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Monoplastic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.

Acacia : Arap zamkı. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya. Mimoza.

 

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik çevre.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller.

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

 

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Monoplastic synonyms : a protein, aardvark, abo blood groups system, a chromosome, a cell, aardwolf, noncompetitive.

Monoplastic zıt anlamlı kelimeler, Monoplastic kelime anlamı

Competitive : Başkalarıyla rekabet edebilir. Rekabet edilebilir. Rekabete dayanan. Rekabetçi. Yarışma türünde. Rekabete dayalı. Rekabet edebilen. Yarışmaya dayanan. Rekabet eden. Rakip olan.

Monoplastic ingilizce tanımı, definition of Monoplastic

Monoplastic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That has one form, or retains its primary form, as, a monoplastic element.