Moors türkçesi Moors nedir

  • Palamar.
  • Mağripliler.
  • Dubalar.
  • Şamandıralar.
  • Mağribiler.

Moors ingilizcede ne demek, Moors nerede nasıl kullanılır?

Blackamoors : Zenci (aşağılayıcı). Zenci.

Moor cock : Orman horozu.

Moor hen : Sutavuğu. Yeşil ayaklı sutavuğu. Bataklık kuşları (grallae) takımının, su tavuğugiller (rallidae) familyasından, 31 cm kadar uzunlukta, sırtı yeşil kahverengi, ayakları yeşil, avrupa, asya ve afrika'da küçük su birikintilerinin etrafında yaşayan bir tür. Yeşil ayaklı su tavuğu. Su kuşu. Orman tavuğu.

Moor macaque : Maymunlar (primates) takımının, eski dünya maymunugiller (cercopithecidae) familyasından, kendisi kara, bacakları kül rengi, selebes adalarında yaşayan bir tür. Kara makak.

Moor post : Palamar babası.

Moore smith set : Yönlü küme.

Moore light : Yüksek gerilim altında boşalmayla işleyen ve içinde azot ya da karbondioksit bulunan, flüorışıl maddesi olmayan cam borularda üretilen ışık. Moor ışığı.

Moored : Demirlemek. Palamarla bağlamak. Demir atmak.

Moore : Brian moore (1921-1999). Demi moore (demi guines olaral 1962 doğumlu). Oklahoma eyaletinde şehir. İdaho eyaletinde şehir. Bir soyadı. Abd'li film yıldızı. İngiliz sinema oyuncusu komedyen ve besteci. Montana eyaletinde yerleşim yeri. Dudley stuart john moore (1935 doğumlu). İrlanda asıllı romancı.

 

The moor has done his duty : Moor görevini yaptı. Görevini yapan fakat asla uygun şekilde ödüllendirilmeyen kimse.

İngilizce Moors Türkçe anlamı, Moors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Moors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cablets : Çevresi 25 santimetreden küçük olan kablo (3.5 cm çapından küçük).

Warp : Palamarı çekerek hareket etmek. Çarpıklık. Çelik tel. Yoldan sapmak. Çözgü. Yanlış yorumlamak. Doğru yoldan sapmak. Doğru yoldan saptırmak. Arış.

Cablet : Çevresi 25 santimetreden küçük olan kablo (3.5 cm çapından küçük). İnce ip.

Bridles : Yular takmak. Trol ağlarında makaradan vince kadar uzanan ve genellikle üç kat kurşun yakadan oluşan toplayıcı halatlar. Gem. Gem vurmak. Kızmak. Frenlemek. Yular. Başkaldırmak. Üçlük.

Moorings : Fonda. Geminin bağlanacağı yer. Şamandıra. Palamar takımı. Gemi bağlama yeri. Demirleme yeri.

Cable : Çıngı. Telgraf. Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir özdekle sarılı bulunan tel. Telgraf havalesi çekmek. Elektrik iletiminde kullanılan üstü yalıtkan özdek ile sarılı tel. İleteç. Kablolu yayın. Telgraf mesajı. Telgraf çekmek. Yüksek akım çekebilen, telleri kalın bir yalıtkanla kaplı kordon.

Hawsers : Kablo. Çekme halatı. Halat. Geminin demirlemesinde kullanılan kalın yoma halatı. Yoma. Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo. Palamarcı.

Cables : Kablo. Kablolar. Telgraf. Kablolu yayın. İletkenler.

Lashing : Bağlama. Kamçılama. Fırça atma. Azarlama. Halat. İp. Kırbaçlama cezası. Azar. Kırbaçlama.

 

Hawser : Çekme halatı. Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo. Yoma. Kaskanın motora bağlantısını sağlayan farklı kalınlık ve uzunlukta olan ip. Kablo. Geminin demirlemesinde kullanılan kalın yoma halatı. Yuma ipi. Palamarcı. Halat.

Moors synonyms : marianne craig moore, marianne moore, thomas moore.

Moors zıt anlamlı kelimeler, Moors kelime anlamı

Undock : Gemiyi havuzdan çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak. Havuzdan çıkarmak. Yatağından çıkarmak. Çıkar.

Unfasten : Koyuvermek. Çözmek. Gevşetmek. Açılmak. Açmak. Gevşemek. Çözülmek.